HDP’nin özgürlük ve eşitlik beyannamesi

yazan Gönül Kaya

21 Nisan’da HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, 7 Haziran genel seçim beyannamesini açıkladılar. Açıklanan seçim beyannamesi HDP’nin diğer sistem partilerinden farkını, değerini ve anlamını bir kez daha net bir şekilde ortaya koydu.

Türkiye siyaseti, insanları ve toplumu ‘baskı, köleleştirme, uydulaştırma’ yöntemleriyle şekillendirmeye dayalı olan ulus-devlet sisteminin temsili olarak şekillendi. Türkiye’de siyaset demek, egemenlerin işi ve alanı olarak algılandı. Toplum özgür siyaset yapmak istediğinde ‘anarşist-terörist’ denilerek baskı altına alındı. Ulus-devlet sistem zihniyetinde toplum siyaset yapamaz. Siyaseti ancak egemen sınıfın veya kesimlerin izin verdiği çerçevede yapabilir, siyasetin çerçevesini ise tabii ki egemenler belirler.

Bu zihniyette kadın, doğa, engelli, çocuk, genç, yaşlı yoktur. Tüm bu toplum üyeleri, yönetilecek nesneler olarak görülür. Bu nedenle ulus-devlet sisteminin en ileri demokrasisi temsili demokrasidir. Yani toplum üyeleri siyasette oy verenler olarak görülür. Egemenler parti propagandalarında ‘bize oy verin, gerisine karışmayın, bu kadar demokrasi size yeter’ demektedirler.

İşte HDP açıkladığı seçim beyannamesiyle bu ulus-devlet sistem zihniyetinin siyaset ölçülerini de sarstı. ‘Bizler’ kavramı bu anlamda sadece bir seçim propagandasının kavramı değil, demokratk siyasetin, yani politik ve ahlaki toplumun siyaset kavramı oldu. HDP seçim beyannamesini dikkatli inceleyenler özgürlük ve eşitlik talebinin ötesinde şeyler göreceklerdir. Burada talepten öteye, özgürlük ve eşitliği tabandan başlayarak inşa etmeyi, mücadeleciliği göreceklerdir.

Kadın özgürlüğünü merkezine alan bir program farkını ve tarihi anlamını ortaya koymuş demektir. Yine kültür-sanattan spora, gençlikten engelli insanlara, yaşlılardan çocuklara, ekolojiden yerel yönetimlere, ekonomiden üretime, halkların dil-kimlik sorunundan ve eğitime kadar birçok alanda yaşanan ortak sorunlara çözüm perpektifi ve projesini içeren bu beyanname sadece bir seçim beyannamesi değildir. Bu kapsam ve içerik, bu programın önümüzdeki dönemin temel demokratik siyaset mücadelesinin programı olmayı da ifade etmektedir.

Avrupa’daki 55 kadın örgütü geçen ay HDP’yi desteklediklerini açıkladılar. Bu çok anlamlı bir açıklama ve tutum olmuştur. 55 kadın örgütünün yanısıra HDP’ye 7 Haziran’da oy vereceklerini açıklayan Türk-Kürt-Ermeni-Alevi-Ezidi-Asuri Süryani-Müslüman ve diğer toplumsal kesimler özgürlükten, eşitlikten, barıştan yana olan duruşlarını ifade etmişlerdir.

Mayıs ayı içinde yani 8-31 Mayıs arasında Avrupa ülkelerinde sandıklar kurulacak ve oylar atılacak. Elbette HDP’ye destek açıklamaları çok önemlidir. Ama bununla sınırlı kalmamak gerekiyor. Sandık başında görevli olmak, sandık başına gitmesi, oylarına sahip çıkmak da çok önemlidir.

AKP iktidarı 7 Haziran’da alacakları sonuca göre özellikle Kürt sorununa yönelimlerini netleştireceklerdir. Savaş mı, demokratik siyasete dayalı barışçıl çözüm mü gelişecek? İşte bu sorunun cevabı 7 Haziran’da HDP’nin barajı yıkıp geçmesine, AKP’nin istediği sonuca ulaşmamasına bağlı olacaktır.

Avrupa’daki Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı kadınların bu konuda canla başla çalışması gerekmektedir. Her kadının güçlü bir şekilde büyük bir enerji, inanç, kararlılık ve heyecanla seçim çalışmalarına katılması, demokratik siyasetin öncüsü olduğunu ortaya koyması gerekiyor.

HDP seçim beyannamesi ile kadınların emeğini siyaset alanında güçlü temsil edeceğini göstermiştir. O zaman hep birlikte, ‘BİZLER’ olarak çalışalım ve kazanalım.

Zalime, hak yiyene, zorbaya, sömürgeciye, kan emiciye ‘DUR’ demek için geleceğimize güçlü sahiplenelim. Demokratik siyasetin temsilcileri önlerine çıkan her barajı bu düşünce-ahlak ve emek temelinde yıkıp geçeceklerdir.

8 Haziran 2015’te de halklar, kadınlar, gençler ve tüm ezilenler yepyeni bir döneme merhaba diyecektir.