Politik olan özeldir

yazan Nazan ÜSTÜNDAĞ


Kürdistan ve Türkiye bugünlerde iki farklı kadının direnişine tanıklık ediyor. Bu iki kadının içinden geldikleri gelenekler, direniş repertuarları, yaşam öyküleri, öncelikleri, aidiyetleri birbirlerinden hem oldukça ayrışıyor hem de kesişiyor. Leyla Güven ve Şebnem Korur Fincancı’dan bahsediyorum. Bir başka üç kadının Sakine, Fidan ve Leyla’nın öldürülmesinin altıncı yıldönümünde, onları bu iki kadının direnişi selamlıyor. Kanımca Türkiye ve dünya kadın hareketleri ancak bu kadınların tümünü bir arada düşünür, bir arada değerlendirir ve ele alırsa feminizmin şu anda ihtiyacı olan atılımı yapacak, kadın mücadelesini bir sonraki aşamaya taşıyacak ve evrensel bir çıkışa kavuşturacak.

Şebnem Korur Fincancı son derece lanetli bir meslek icra ediyor; adli tıp. Tıp genel olarak ilginç bir bilim dalı. Kadınların toplumsal şifa bilgisine el koyarak, bu bilginin yerine kendini ikame ederek gelişmiş. Bu açıdan toplumsal üretim ve yeniden üretim araçlarının modernite ile birlikte nasıl kadınlardan erkeklere, toplumdan devlete ve seçkinlere geçtiğinin; kullanım değerinin yerini piyasa değerine bıraktığının, toplumsal hediye ilişkilerinin, sermaye ilişkilerine dönüştüğünün izinin en açık sürülebileceği bir alan. Üstelik tıp, Yahudi, Ermeni ve diğer yerli halkların soy kırımında aktif rol almış; otoriter rejimlerin suç işlemeleri, suçlarını saklamaları ve suç izlerini silmeleri süreçlerinde onlara eşsiz destek sağlamış. Doktorlar “kalkınma,” “toplumu terbiye etme,” “bürokratikleştirme,” “istatistikleştirme,” “sağlıklı ve sağlıksızı ayırma”; yani devletin toplum üzerindeki tüm iktidarlaşma süreçlerinde de belirleyici bir konumdalar.

‘Ben sizi itham ediyorum’

Öte yanda tıp tam tersine de yer açıyor. Doktorların yeminleri onları halk sağlığının, vücut bütünlüğünün, barış hakkının, hakikatin neferleri olmaya çağırıyor. Yaşam ve ölüm sınırını mesken tutan, vücudun ve tekil vücutların sırlarını taşıyan doktorlar modern dünyanın içinde hala büyülü bir alanda var olup, o büyülü alandan herkes için biricik şefkat ve ilgiyi dağıtabiliyorlar. Şebnem Korur Fincancı işte bu tıbbın içindeki bu tam tersin taşıyıcısı oldu hayatı boyunca. Kendi deyimiyle mesleğini iyi yaptı. Ölüm oruçlarına yatanların sağlıklarını ve taleplerini savunurken, işkenceler, kayıplar ve fail-i meçhullerin kanıtlarını toplumsallaştırırken, Cizre bodrumlarında kemikler toplanırken, barış talebinde ve hak savunuculuğunda en öndeki isimlerden biri oldu. Mahkemede ceza almadan yaptığı son savunmasında dayandığı sivil geleneğin sadece nesirine değil şiirine de sahip çıkarak Gülten Akın’ı, Bertolt Brecht’i, Yannis Ristos’u andı, Emile Zola ile bitirdi savunmasını: Ben sizi itham ediyorum.

Bu yazı yayına girdiğinde Leyla Güven Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tecridine karşı başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 50’li günlerini aşmış olacak. O bambaşka bir geleneğin temsilcisi. Onun geleneğinden gelenler bir mesleğin değil bir halkın inadıyla ve tanıklığıyla direniyorlar. Sözleri işlevsiz kılındığı, hakları sistematik olarak gasp edildiği, evlerinde evsiz bırakıldıkları, dilleri işgal edildiği, görüntüleri dondurulup el konulduğu, örgütleri yağmalandığı için bedenlerini arşiv kılmak zorunda kalan bir tarihten geliyorlar. Ruhlarını korumak için bedenlerini aç bırakıp kuytularına çekilen, isyanlarını bedenlerine işleyen bir halkın çocukları. Onları sarıp sarmalayan tecrit soğuğunda, iktidarı itham etmenin ve birbirlerine kavuşmanın tek yolunun inatçı bir açlık, iradeli bir yüz çeviriş olduğu yerlerden geliyorlar.

Her kadın eylemi tüm kadınları ilgilendirir

Bu iki kadın; ve Sakine, Fidan, Leyla… Özel olan politiktir de politik olan özel değil midir? Devlet erkekse eğer, devlet meselesi kadın meselesi değil midir? Erkeği koruyan hukuksa eğer, hukuk kadının düşmanı değil midir?

 Kadınlar Ocak ayında büyük Türkiye buluşmasına hazırlanıyorlar. Özel olan politiktir diyerek en kötü şartlarda seslerini hep yükseltmeyi başarmış kadınlar, bu dönemde kriz, otoriterlik, neo-liberalizm, muhafazakarlık ve savaş gibi süreçlerin hayatlarındaki izdüşümüne karşı yeni bir ortaklaşma hamlesi yapıyorlar. Ama kanımca aynı zamanda politik olan da özeldir. Politik alanda, bir halk önderinin tecridini kırmak adına, mesleğini iyi yapmak adına, sömürgeleşmeye karşı çıkmak adına yapılan her kadın eylemi tüm kadınları ilgilendirir. Kadınların sözüne, bedenine, eylemine karşı yapılan her saldırı kadınlığa, siyasi olanı kadınlaştırmaya yapılmış bir saldırıdır.