Rojava’da ekonomik öz savunma

- Çarçel ENGİZEK
343 görüntüleme


Faşist Türk devleti halkların özgür savunma alanları olan Rojava ve Fırat bölgesine saldırı hazırlığında. Tüm kozlarını oynayan Erdoğan son bir hamle ile gücünü toparlama arzusunda. Ancak halkların direniş tarihinden bihaber çok ciddi riskler göze almış gibi.

            Bugün Ortadoğu’da Üçüncü Dünya Savaşı denilen gerçeğin tam orta yerindeyiz. Ortadoğu ve Kürdistan’ın tüm güzelliklerinin yanı sıra bir de somut olarak savaş gerçeği yaşanmakta. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın kaos ortamını dahi aşacak gelişmeler her an yaşanabiliyor. Tam da Kürt Halk Önderi’nin “Bu topraklarda kutsallık ve lanetlilik iç-içe yaşanmaktadır” tanımlamasına denk yaşananlar. Çoğu insanlar direniş savaşlarını tarih kitaplarından okuyup ihtimaller üzerinden tartışırken, son yedi yıldır somut olarak mücadele ve direnişle onurunu yücelten Kürt halkı ve bölge halkları bunun bilinciyle öz savunmaya geçmiştir. Toplumsallığın ilklerinin gerçekleştiği bu coğrafyada şu an tüm halk öz-savunma direnişi örgütlenmesi içinde. Her adımında toplumsallığın ve komünal ekonominin geliştiği bu topraklar bir daha kaderini belirleyerek sahipleniyor. Buna hakikatin gerçeği; güzel ile çirkinin ya da iyi ile kötünün savaşı da diyebiliriz.

Devrimci halk savaşı

Kürtlere karşı geliştirilen topyekûn savaşın bir tarihçesi var elbet. Şark İslahat Planı’ndan başlayarak daha sonra somut olarak soykırıma uğrayan, parçalanan Kürdistan halkı bugün direnişiyle toplumsal hafızasını oluşturuyor. Kürtler kendi coğrafyasında yüz yıl önce katliam ve soykırımla yok edilmek istenmişti. Soykırım kültürünün sembol adamı olan Erdoğan,  faşizmin zirve örneğini güncel olarak tüm dünyaya göstermektedir. Kürdün ve Ortadoğu halklarının istikrar ve kazanımlarına tahammül edemediğini her fırsatta göstermektedir. Buna karşın halk topyekûn bir seferberlikle harekete geçmiş, örgütlenmekte. Demokratik halkçı yapılar, faşizmin pratik uygulamasının karşılığının kendisi için ne anlama geldiğini bilerek örgütleniyor. Ölüm-yıkım ve sömürme gerçeği son yüz yıldır geçerli olsa da, bugün Rojava ve Fırat bölgesinin tümü daha ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunun bilinciyle örgütlenmeye başladı. Öz savunmayı fiziki varoluş ve korunmanın ötesinde daha geniş yelpazede ele alıyor. Devrimci halk savaşı olgusu bugün Kuzeydoğu Suriye’de hayat buluyor.

Kolektif mücadele bilinci olarak öz savunma

Öz savunma fiziki ve coğrafik müdafanın ötesinde; toplumun en doğal refleksiyle açığa çıkan en önemli mücadele bilincidir. Bugün Rojava’da bir ailenin kimi fertleri askeri öz savunmada, kimileri ise meclislerde yer almakta. Yani toplamında tüm aile inşa çalışmaları örgütlenmesinde. Ekonomik öz savunma ise bunun başında gelen boyuttur. Halkçı demokratik sistem meclis, komün ve kooperatifler üzerinden direnişini ortaya koyuyor. Rojava devrimi devletlerarasında gelişen ve sonuç alınan bir devrim olmadı. Çağların birikimini aşan ve pratikleşen demokratik bir sistem olarak gelişti. Demokratik halk gücü ile gelişen ve bugüne somutlaşan halk mücadelesidir.

Rojava Kürdistanı’nda halk öz savunma hazırlıklarını moral ve örgütlü-politik toplum bilinciyle yaparken, sınırda faşizan ordu yığınak-talan ve soykırım hazırlıklarını yapmakta. Buna karşı halk öz savunmasını çok yönlü geliştirmekte. Ekonomik açıdan da meclislerini ve ihtiyaçlarını belirlemektedir. Çalışmanın ve özgürleşmenin, özgür alanlarını korumanın coşkusuyla yaşamını örgütlüyor. Toplum soykırım tehlikesinin farkında olarak ihtiyaçlarını savaşa göre belirleyip uyarlamakta. Ahlaki politik toplum yapısı, sistemini korumayı savaş ekonomisini örgütleyerek örüyor. Savaş ekonomisi denilen örgütlenme tüm dünyada kısmi olarak koşulların dayatması olarak gelişirken, Rojava’da öz savunma bilinci üzerinden gelişmektedir. Köy, kasaba ve şehirlerde herkes kendi üretim ve örgütlenme alanı üzerinden savunmaya geçmiştir. Kolektif mücadele bilinci kendisiyle savaş ekonomisini güncellemektedir. Başta kadınlar olmak üzere tüm inşa çalışmaları direnişe göre örgütlemektedir.