Ana destur vermezse yaşam biter

yazan Rojda YILDIRIM


Me’ler kadim zamanlarda kadınların toplum ve doğa için oluşturduğu yasların toplamıdır. Me’ler ana tanrıçanın yasalarıdır. Bazı kaynaklar bu yasaların 100, bazıları 102, bazıları da 104 olduğunu söyler. Adalet, doğruluk, paylaşım, tanrı ve tanrıçaların yaşam biçiminin düzenlenmesi bu yasalardan bir kaçıdır. 

Me’ler aynı zamanda içinde yaşanılan evrende ve dünyada her varlığa, her kültürel yapılanmaya, onların ilahi kaynaklarına da göndermede bulunur. Varoluşun temel ilkelerini, yani toplumsallığın bir bütün kurallarını ortaya koyar. Me’lerin koruyucu ana tanrıçası ise bereket ve bolluğun simgesi olan İştar’dır. Ana tanrıçanın ilahi düzenini devam ettirmenin yolu İştar’ın koruyuculuğundan geçmektedir. Ne varki bu düzen sonsuza kadar sürmez.

Yer değiştiren kanunlar 

Sümerler’in kurnaz tanrısı Enki, Me’leri erkek egemen düzen adına çalar. Kadın eksenli toplumsallığı karşısına alan Enki, aynı zamanda yükselmekte olan ataerkilliğin de sembolik ifadesidir. Ana’ya karşı Baba’nın kanunları yer değiştirmek üzeredir. Ancak Baba bunu yaparken bile Ana’nın hukukuna ihtiyaç duyar. Çünkü yaratılan ve söylenmesi gereken her şey adalet ve düzen adına kadın-analar tarafından söylenmiştir. 

Ancak çalınan Me’ler İştar tarafından geri alınır. Sümer tabletlerine göre Me’ler alındıktan sonra Tanrıça İştar’ın kıvrak zekası karşısında şunları söylediği yazılır: 

“Kudretim adına,
kutsal İnanna’ya,
kızıma armağan edeceğim
efendiliği, tanrılığı,
yüce ve sonsuz tacı, krallık tahtını.
Kutsal İnanna aldı onları.”

Destana göre İştar, Me’leri kendi ülkesi olan Uruk’a götürür ve gökten halkın üzerine yağdırır. Yunan mitolojisinde adaletin simgesinin Tanrıça Themis olması elbette ki tesadüf değildir. 

Yasaların kurucu öğesi kadındı

Themis gözleri bağlı, bir elinde kılıç, bir elinde terazi tutan tanrıçadır. Terazisi ile haklıyı ve haksızı tartarak tespit eder. Gözleri kapalıdır. Çünkü önüne getirilen kişilerin niteliğinden, cinsiyetinden veya statüsünden etkilenmek istemez. Adalet duygusuyla işini yapmak ister. 

Litai’ler ise Avukat Tanrıçalar olarak geçer. İnsanların yasaları çiğnememesi için uğraşırlar. Suç tanrısı Ate’nin insanları kandırmasına engel olmaya, insanları Ate’ye kanmaması yönünde iknaya çabalarlar. 

Eski Mısır’da, Maat adalet tanrıçasıdır. Yasa koyucudur, düzeni sağlamaktan sorumludur. Hatta Semavi dinlerde geçen Tanrı’nın 99 sıfatının Me’lerden geldiğine inanılır. İştar’ın Me’leri gökten yağdırması gibi semavi dinlerin peygamberleri de yasaları gökten indirmiştir. 

Birçok mitolojide adaletin, yasaların kurucu öğesinin kadın-ana olması elbette ki insanlaşma sürecinde kadının başat rolüne dikkatimizi çeker. Bu yasaların ataerkil düzen tarafından el konulup tarif edilmesi ise kadın eksenli toplumsallıkla erkek egemen kanunculuğun sert kavgasını anlatır. Günümüze doğru geldiğimizde ise ataerkil kanunculuğun nasıl da etik ve ahlaktan yoksun olduğuna şahit oluruz. 

Kadının adaletinden korkulmakta

Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Daha geçtiğimiz günlerde Gebze Cezaevi önünde Açlık Grevi eylemindeki çocuklarına sahip çıkmak ve destek vermek için eylem yapan analara saldıran, itip kalkan “adamlar” güncellenmiş Enki’nin öfkesini taşırlar. Hak ve adaletin ırzına geçmiş bu düzen kadının adaletinden korkmakta. O analar ki tarihin kadim bilgeliğini huşu içinde taşırlar. Varsa bir umut halen o zindanların önünde bekleyen anaların kudretli duruşlarındadır. 

Enkileşmek anaya ihanettir. O Enki kafalıların da unuttuğu bir hakikat vardır. Bir anadan doğmuşlardır ve ana destur vermezse yaşam biter. İştarlar halen varsa elbette ki dünya dönmeye ve kendi adaletini aramaya devam edecektir. Çalınmış Me’ler analarımızın yüreğinde saklıdır.