Direnişin yol göstericileri

- Zerya GÜL
776 görüntüleme

l

Leyla Güven’le başlayan, zindanlara, Kürdistan’ın diğer parçalarına, Avrupa’ya, Amerika’ya ulaşan  tecridi kırma direnişi, fedailik ruhuna yeni boyutlar kazandırdı. Önder Öcalan şahsında kadına ve halklara dayatılan sınırları parçalama anlamını taşıyan açlık grevi eyleminin kadın öncülüğünde gelişmesinin bu topraklarda tarihi bir anlamı var. Kadının kök kültürüne dayatılan tüm saldırılara karşı, özgür kalma, özgür yaşama, özgür toplum kökünü koruma eylemi oluyor.

Önder Öcalan şahsında geliştirilen saldırının başta kadınlar olmak üzere, tüm özgürlük aşıklarına dayatıldığının derin bilinci ve bilgisiyle donanmış olmanın, etik ve estetik duruşu var. Hakikatiyle buluşmanın insana, yaşama anlam kazandıran, yücelik duygusu tattıran özüne sıkı sıkı sarılma var. Tarihi, toplumsal, sınıfsal çelişkileri ilk kez kadın-yaşam-toplum-özgürlük bağlantılı çözümleyen Önder Öcalan’nın demokratik sosyalizm ideolojisinin, kadınlara kazandırdığı düşünsel, yaşamsal, anlam dünyasının zenginliğinin nasıl bir enerjiyi açığa çıkardığına tanıklık eden, öznesi olan kadın gerçekleşmesi var. Kadın özgürlük gerçekleşmesi, Leyla Güven gerçekliği var.

Kadın lehine üçüncü cinsel kırılma

Tarihi sosyolojikleştirerek ele alan Önder Öcalan, üç büyük cinsel kırılmanın Ortadoğu’da yaşandığı tespitini yaptı. Kadın aleyhine gelişen iki büyük cinsel kırılmanın ardından, üçüncü büyük cinsel kırılmanın kadın lehine ve özgürlüklere, toplumsallığa kapı aralayan özelliğine işaret etti: “Ortadoğu uygarlığında kadın olgusu tüm toplumsal sorunların çözümünde odak durumundadır. Kısa tarihsel gelişmesini tekrarlamaksızın önümüzdeki dönem için temel sloganımız, bu sefer için üçüncü büyük cinsel kırılmayı erkek aleyhine gerçekleştirmek olmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadan hiçbir özgürlük ve eşitlik talebi anlam bulamaz ve gerçekleşemez… Bir dönemlerin işçi sınıfı denilen olgu rolünü en iyisinden kadın soyu yapmak durumundadır. Sınıfsallıktan önce kadın soyluluk çözümlenmelidir ki, sınıfsallık ve ulusallık daha iyi kavranıp çözümlenebilsin. Gerçek bir kadın özgürlüğü, üzerindeki koca, baba, aşık, kardeş, dost vb. köleleştirici duygu ve iradelerin kaldırılmasıyla mümkündür.”

Yeni kadın çağının müjdecisi

Kadın üzerinden devlet, koca, baba baskısını kaldıran Kürdistan özgürlük mücadelesi, mitoloji ve din yoluyla tüm toplumsal değerlerinden koparılışı meşrulaştırılan kadın karşı devrimine büyük bir yanıt olarak gelişti. MÖ 2000’li yıllarda başlayan, 1300’lerde tek tanrılı dinlerle derinleştirilen birinci ve ikinci cinsel kırılmanın kadının duygu ve düşünce dünyasında yarattığı bütün tahribatları aşmayı varlık biçimine dönüştürdü. Erkek egemen sistemin kadın üzerinde yürüttüğü karalama, komplo, yoketme politikalarını deşifre etti, bir bir boşa çıkardı. Eve kapatılan kadına kendini yaratmanın, özgürleştirmenin bütün kapıları açıldı. Bu kapılara koşan kadınlar, ‘sığınaklardan çıktı’, özgürlük dağlarına ulaştı. Yeniden düşünce, yaşam gücü, öz iradesiyle direnç kazandı, toplumsal direnişe öncülük etti.

Üçüncü cinsel kırılmayla kadın sevgisizliğe karşı sevgi; donuklaştırılan, ölü ruhlara karşı akışkan bir yaşam enerjisi; baba-koca-devlet baskısı ve sınırına karşı ana-kadın kültürünün sınırsız paylaşım, katılım, özgürlük ve yurtseverlik dünyasıyla buluşma; kendini bularak özgücü, iradesi ve güveniyle tüm güzelliklere kapı aralayan gerçekleşmelerin öznesi oldu. Yeni ahlak, politika bu güzelleşen, savaşan ve özgürleşen kadın diyalektiğine bağlanarak gelişti. Kadın karşıtı tüm ideolojilere karşı: Kadın Kurtuluş İdeolojisi, demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigma, yeni kadın çağının müjdecisi oldu. Erkeği öldürmek, erkeğin demokratik temelde dönüşümü, bu çağın en temel uğraşı, direniş ve mücadele gerekçesine dönüştü. Erkek aleyhine her kırılma, iktidardan, devletten ve egemenlik kirlerine bulaşmış bütün erkeklikten boşanma, uzaklaşma ve kendini özgürlük ilkeleri temelinde yeniden yapılandırma anlamına gelmektedir.

Kendini hakikat temsilcisi kılanlar

Leyla Güven ve direniş yoldaşları, bu çağın temsilini gerçekleştiren, öncülüğünü yapan, kendini hakikat temsilcisi kılan ve bize yol gösteren şehitlerin iyi bir öğrencisi olduğunu kanıtlayan fedailerdir. Tüm sınırları ve sığınakları özgürlük uğruna aşan, kadın lehine gelişen bu çağın özgürlük temsilcileridir. Büyük yaralar almış, kendi tarihi, toplumsal, kültürel, etik-estetik değerlerinden kopmuş halk ve kadının yeniden kendi gerçeğiyle buluşmasının büyük isyancıları-direnişçileri, tarih yazıcılarıdır. Her türlü tecridi ve köleleştirme dayatmalarını aşmanın yeminine dönüşen ana soylu geleneğin kültür taşıyıcılarıdır. Tehlikenin, saldırının büyüklüğünü, tarih ve özgürlük bilincinin derinliğinden aldıkları güçle görmekte, aşmanın öz iradesi ve eylemini gerçekleştirme cesaretini en yükseklerde temsil etmektedirler. Bu cesaret köklü bir toplumsal direniş geleneğinden beslenmekte ve bu geleneğin toplumsal direniş gücüyle tamamlanmayı zorunlu kılmakta, beklemektedir.

Yaşamı Leyla’laştırmak 

Kadın lehine gelişmekte olan üçüncü büyük cinsel kırılma; büyük komploları, kurnazlıkları, “Benimsin, benim dışımda kimsenin olamazsın ya da yok olursun” diyen devlet baba sisteminin her türlü tecridini kırmayı, sınırlarını parçalamayı bir yaşam, bir direniş, bir varoluş biçimine dönüştürmeyi zorunlu kılıyor. Mülkiyet sınırlarını zorlayan kadın-toplum direnişçiliğine, insanlık dışı her türlü cezalandırmayı dayatan faşistleşen erkek sistemine karşı, Önder Öcalan’da temsilini bulan özgürlük sistemi etrafında kenetlenmek, bütün saldırıları boşa çıkarmaya devam edecektir. Bu yüzden savaş, bu kadar acımasız, yıkıcı, kıyıcı ve yokedici olmakta, büyük direnmeyi, büyük kazanmayı tek seçenek kılmaktadır. Leyla’laşmayı, Nasır’laşmayı bir yaşam ve mücadele biçimine dönüştürmeyi, zulüm düzenine karşı koymanın tek seçeneğine dönüştürmekte, yol göstermektedir.