Anlam ve yaşam bilimi jineolojî

- Zerya GÜL
144 görüntüleme

Jineolojî anlam ve yaşam bilimi olarak çağımızın en temel ihtiyaçlarına cevap veren bir içeriğe ve arayışa sahip. Anlam yitimi kadar anlam arayışlarının dünyanın dört bir yanını sardığı, toplumsal yitim ve yaratımların kıyasıya mücadele içinde olduğu bir zamanın insanları, kadınlarıyız. Anlam yitiminin en yoğun dayatıldığı kadın gerçeğine karşı, anlam bilimiyle yaşam enerjisi-gücünü yorumlayan ve toplumsallaştıran kadın hakikatiyle karşı karşıyayız. Anlamlaşmanın kıyasıya bir mücadele içinde şekillendiğini, jineolojînin direnen bu halklar ve kadın damarından beslendiğini ve bu damarın anlam dünyasını şekillendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kökleriyle buluşma mücadelesi

Bilimin anlama; anlamın bilime, felsefeye, ahlaka bu düzeyde ihtiyaç duyduğu bir çağda, anlam bilimi olarak jineolojî, kadın devrimleri çağının ekmek-su kadar ihtiyaç duyulan bir hakikatine dönüşmüş durumda. Bilmeye dayanan anlamlaşma, bütün bilme biçimleri ve yöntemlerinin kadın ve toplum hakikatine dayattığı bozulmayı, aşınmayı, tersine dönen duygu-düşünce-beden ilişkisini etik-estetik ilkeler temelinde aşmaya ve yeniden yapılandırmaya dayanıyor. Erkek egemen aklın yürüttüğü sayısız köksüzleştirme ve kendine benzeştirme operasyonlarını, kökleriyle, ana kültürüyle buluşarak boşa çıkarıyor. Bedeli ağır ve zorlu gelişen bu varlık ve özgürlük mücadelesi, toplumsal yaşam alanlarında yeniden var olma, anlamlaşma ve anlam katma, duygulu-sezgili düşünceye dayanan formlar kazanarak devam ediyor.

Anlamlaşma, varlığın kök bilinciyle gelişir. Bunun temeli ekoloji bilinci, tarihsel toplum bilinci, kültür ve ahlak bilinci, öz savunma bilincidir. Anlamlaşma, özle olduğu kadar, biçimle de ilgilidir. İyi, güzel ve doğru düşünen kadın ve toplumun, iyi, güzel ve doğru yaşamanın ölçülerini yaratmasını, bu ölçüleri öz savunmadan kültüre-sanata, ekonomiden ekolojiye, sağlığa, eğitime bir varlaşmaya-kurumsallaşmaya dönüştürmesini içerir. Duygu ve düşünce dünyasında ulaşılan rafine olma, sadeleşme, özgürleşme ve güzelleşme durumunu yaşamsal kılmayı, korumayı ve süreklileştirmeyi içerir.

Anlamsızlaştırma operasyonları

Bu anlamda varlık-bilinç-form kazanma süreci bir anlamlaşma, ulaşılan anlam düzeyini koruma, zenginleştirme ve süreklileştirmeyi kapsar. Bütünlüklü bir varlaşma, özgürleşme düzeyi ve sürecidir. Tek başına süreklileşen bir anlamlaşma durumu geliştirilemez, geliştirilse de korunamaz, yaşatılamaz. Bu da düşünsel-ruhsal olduğu kadar, bedensel gelişim, değişim, dönüşümle ilgilidir. Bir bedenleşme sürecini kapsar. Ete-kemiğe bürünen, iskeleti şekillenen, kendini ayakta tutacak, koruyacak ve yaşatacak, devletli sistemin bütün algı ve anlamsızlaştırma operasyonlarını çözecek, bilecek ve aşacak mekanizmaları yaratmayı içerir. Özünde ideolojik bir bilinci, özgürlük sosyolojisiyle donanımı, özgür eşyaşamda tercih kılarak egemenlik-kölelik ile karılık-kocalık ilişkilerini, dayatımlarını aşmayı gerektirir.

Devletli sistem kaba saldırı, yoketme, işgal ve sömürü politikalarını sonuna kadar ve en açık faşizm uygulamalarıyla dayatmaya devam ederken, esas saldırıyı bellek yitimi, toplumsal anlamsızlığı derinleştirme, anlamsız yaşam içinde boğma ve teslim alma biçiminde geliştirmektedir. En ince tarzda neoliberal ideolojik saldırı, sızma ve ele geçirme, yaşamla, insanla, toplumla ve kadınla oynama politikalarına bütün beyin gücünü yatırmış durumdadır. Ruhu ele geçirme; yaşamın, ilişkinin sanalını gerçeğinin yerine geçirme, insanı insan yapan toplumsal ilişkinin yerine, tekniği her düzeyde hakim kılma, sanal alemler ve yaşamlar yaratarak her türlü toplumsal refleks ve duygudan uzaklaştırma esas anlamsızlaştırma operasyonlarını oluşturmaktadır.

Direnen kadının izini sürmek…

En derin bireycilik içinde, “istediğini istediğin kadar ve biçimde yaşa” sloganı etrafında cinsellik kışkırtılır, kültürel, ahlaki, vicdani değerler alabildiğine flulaşır. Kimliksizliğe, kültürsüzlüğe ve nihilizme giden yolun kapısı sonuna kadar açılır. Jineolojînin anlam bilimi olarak gelişimi, bu kapıları kapatma, bunun en büyük özsavunmasını geliştirme amaçlıdır. İdeolojik, sosyolojik, özsavunma mekanizmalarından soyutlanan, anlamsızlık içinde giderek daha fazla kendini kaybeden kadın, erkek ve insan toplumsallığının, yeniden felsefik, vicdani, ahlaki kazanımını hedefler. “Direniş güzelleştirir” toplumsallığının anlam dünyasını tanımlama, insan olma ve insan kalmanın yol ve yöntemlerini keşfetme önemlidir. Direnme, savaşma, özgürleşme, güzelleşme diyalektiği bir bütünlük içinde geliştikçe, yaşamın anlamı, birey olmanın, kadın-erkek-toplum olmanın gerçek anlamı yaşam bulur.

Kadın ve toplum hafızasında bir biçimde korunan, toplumsal özü, özgürlük zamanlarının ruhunu anlamlandırmak, canlandırmak, direnen kadının tarih yolculuğundaki izini sürmek, aydınlatmak hayati önem taşıyor. Yol aydınlandıkça yolcu da aydınlanmakta, bu aydınlığın ışığında yeni özgürlük zamanlarının kilometre taşları döşenmektedir. Kadın bilinci, örgütlülüğü, emekçiliği, öz iradesi, savunması, anlam dünyasının yarısını; erkeğin özgürleşmesi, toplumun demokratik kominal örgütlülük temelinde dönüşümü, anlamlaşması diğer yarısını oluşturmaktadır.

Özgürlük inşaları, beyin, yürek ve bedende gelişir, toplumsal inşanın anlam dünyasını oluşturur. Tarihle, direnişle toplumsal inşanın özgürlük alanları yaratılır, özgür yaşam alanları şekillenir. Devletli sistemin anlam yitimi operasyonlarına karşı özgürlük alanlarını korumak, birey olarak beyin-yürek-beden bütünlüğünü korumaktan, toplum olarak özgür yaşam alanlarını, mekanlarını korumaktan, emeğine sahip çıkmaktan geçer. Jineolojî bu bütünlüğü yaratabilmenin, anlam dünyasını oluşturma ve zenginleştirmenin etik-estetik bilimi olarak rolünü oynama iddiası ve arayışında ısrarlıdır.