Bir manifestodur Sara

- Sema MAZLUM
73 görüntüleme

İnsanlık tarihine ve kadınların yazısız özgürlük mücadelesine damga vurmuş önder, öncü kişilikler vardır. İnsana dair tüm güzellikleri yüklenip insanlığın tarihine gelip yerleşen, tarihin akış seyrini değiştirip bu kadere, “itirazım var” demişlerdir.

Bundandır ki öncü demek herkes demek değildir. Öncüler yaşadıkları toplumun içinden çıkarlar, ama sadece o toplumun değeri, ürünü değildirler, toplum içinde yaratıklarıyla insanlığın yaratımı olup demokratik kültürün evrensel molekülüne dönüşürler. Böylesi öncüleri ve bireyleri düşündüğümüzde, belki de hepimizin aklına ilk gelen parçalanması imkansız, kayaları çatlatan su damlalarının sırrı gelir. Nedir su damlalarını çatlatma sırrı? Hangi aşkın tutkusu gizlidir vuruşlarında. Nedir damlaların yüklediği heyecan! Damlayı imkansızlığa yönelten evrensel özgürlük amacının şifresi hangi okyanus formunda şifrelenmiştir! Çözülemeyeni çözmek akıl sınırlarımızı zorlasa da, sormak ve sorma gibi erdemlere sahip olan bizler için damlaların ilk şifreleri, istikrar, sabır, pes etmeme, hedefleme hep aynı yere vurmak diye özetleyebiliriz. Bu eylem küçük bir su damlasının kayaları parçalayarak özgür akışı bulmasıdır. Evrensel doğa eyleminde buna su damlasının nehirlerle buluşması, denizlerin okyanuslara akmasıdır diyoruz.

Hep yeninin peşine düşer devrimciler

Devrimciler de tabiatları gereği su damlası gibidirler. Asidirler, kabına sığmazlar. Toplumsal ölçüler dar gelir onlara. Onlar var olanla yetinmeyip, yeninin peşine düşerler. Hem heyecanlı hem de su damlası kadar ataktırlar. Devrimciler aradıklarına isim koyana kadar huzursuzdurlar. İşte Kürdistan’da kadın özgürlük mücadelesinin ilk damlası kızıl saçlı efsanevi komutan Sara yoldaşın kimliği ve karakteri de böylesine bir su damlasıdır. Bundandır “Hep kavgaydı yaşamım” der 55 yıllık ömrüne.

Heval Sakine evinden dışarıya ilk adımını atarken, aile ile yürüttüğü kavga süreci egemen geleneğe bir başkaldırıdır. Bu çıkışı onu PKK tarihinde birçok ilkin inşacısı ve öncüsü kıldı.

Bundan 41 yıl önce Amed’in Fis köyüne yol alırken Önder Apo’nun yanında bulunan ilk kadınlardan biridir. PKK’nin ilk kongresinde bulunması kadınların tanrılar tarafından yazılan kaderine karşı oyunu bozan bir su damlası anlamını taşımakta. 55 yıllık hayatının 38 yılını PKK’de geçirmiş olan Sara arkadaş, bugün evrenselleşen Kürt kadın özgürlüğünün bereketli buğday tanesi rolünü oynamıştır. PKK henüz grup aşamasındayken, Sakine yoldaş İzmir, Bingöl, Elazığ’da yaptığı pratik çalışmalardan çıkardığı sonuçlar ile PKK kongresine giderken düşünce dünyasında kadının özgün örgütlemesi olabilir mi fikriyle doludur. Sakine arkadaşın attığı tüm adımların başta Kürt kadınları olmak üzere Ortadoğu ve dünya kadın mücadelesi açısından bu kadar büyük ve derin anlamı var. Bugün özgürlüğe yüzünü dönen her kadının umut ve hayallerinde yaşam ve kavga biçimlerinde onun ektiği ilk mücadele tohumunun özü boy vermekte. Bunun için Sara demek toprak ve tohum demektir. O Kürt kadınının neolitik dönemi olduğu kadar, evrensel çapta da ilk icatçı, ilk yaratıcı, ilk kutsayan ve kutsanandır. Yüzünü gördüğü ve görmediği her sınıftan ezilen kadının başkaldıran mücadele bileşkesidir.

Özgürlük kendin olmaktan vazgeçmemektir

38 yıllık devrimci yaşamının 11 yıllını Elazığ, Amed, Malatya, Amasya ve Çanakkale cezaevlerinde geçirdi. Bir kadın devrimci olarak 12 Eylül faşist diktatörlüğüne karşı Amed Zindanında direniş çizgisini Kemal, Hayri ve Mazlumlar ile büyütmüştür. O, zulmün altında Esat Oktay Yıldıran gibi bir işkencecinin yüzüne tükürecek kadar cesur bir kadındır. Gittiği her yerde tarih sayfalarına yenilik eklediği gibi, zindanda da nasıl yaşanılır, nasıl örgütlenilir, nasıl mücadele edilir konularına dair sonsuz özgürlükle inşa edilen bir gelenek yaratmıştır. Hani her şeyin ilki ardıllarının karakterini belirler denir ya Sara yoldaş da ardıllarının direniş karakterini, kültürünü ve duruşunu belirlemiştir. Bunun için Sara arkadaşın tarihini bilmek yaşam geleneğiyle köklü bağ kurmak bellek dünyamızı canlı tutarak bu kaynaktan beslenmeyi gerektirir. Bugün sömürgecilerin zindanlarında heval Sakine’nin ayak izinde direnen yüzlerce devrimci kadın bulunmaktadır ve hepsi nasıl bir mirasa sahip olduklarının bilincinde. Bu artık zindanlarda bir yaşam biçimidir, özgürlük de kendin olmaktan vazgeçmemektir zaten. Bunu her gün Sara yoldaştan hem öğrencileri hem de yoldaşları olarak anı anına öğreniyoruz.

Onlarca yıla varan Kürt kadın mücadelesi, Sara arkadaşın ortaya çıkardığı kadın karakteri, duygu ve düşüncesi İştar ve İnanna geleneğinin 21. yüzyıla taşırılma yürüyüşüdür. Heval Sakine YAJK’ın ilk kuruluş kongresine katılan 300 kadın yoldaştan biridir. Kadın özgün örgütlenmesi olabilir mi fikrini taşıyan Sara yoldaş kadın ordulaşmasına, partileşmesine, kurumsallaşmasına öncülük eden ilk tohumun toprakla buluşmasıdır. Bundandır Sara demek inşacı demek, siyasetçi, devrimci ve gerilla demektir.

Belirleyen güç olmuştur

Bir aşk işçisi olan Sara arkadaş kendini bizim onu anlatmamızdan daha sade, derin ve cesur cümlelerle anlatmıştır. Manifesto niteliğinde birçok sözü miras kalmıştır bizlere.  “Nerede olursam olayım, ne pahasına olursa olsun direnişin her biçimi benim için yaşam tarzı olacaktır” belirlemesi ardılları olan bizler için sözün pratikle buluşmadır.

Sakine yoldaş Kadın Kurtuluş İdeolojimizin hayat bulduğu önder bir kadrodur. Onda yüzeyselliğe yer olmadığı gibi yarım sevmelere de öfke vardır. O hep tam sevmenin, tam mücadele etmenin somut bir örneğidir.

Önder Apo geçmiş yıllarda PKK’nin bir kadın partisi olduğu tespitini yapmıştı. Sakine arkadaş şahsında kadın özgürlük çizgimiz direniş ve dirilişi gerçekleştirmiştir. Belirlenen değil, belirleyici güç olmuştur. Dünya insanlık mücadelesine, ezilen uluslara, demokratik çevrelere, dünya kadın mücadelesine görkemli direnişiyle ilham olan Rojava kadın devrimi, 40 yıllık mücadele mirasına, Sakineler’in cesaretine dayanmakta. Önder Abdullah Öcalan bir söyleşide “Bana, önce Kürdistan mı  özgürleşsin yoksa kadınlar mı diye sorarlarsa ben kadınlar derim” diyerek, kadın özgürlüğü olmadan toplumun özgürleşemeyeceğine işaret etmiştir. Bu gerçeklikten dolayı egemen faşist zihniyet en çok da kadın özgürlükçü paradigmaya saldırmakta.

‘Aşklar şehri’ kana bulandı…

9 Ocak 2013’te kadın düşmanı komplocular Paris’te bir katliam gerçekleştirdiler. Bu katliamda hedef alınan Sakine Cansız, köleci devlet zihniyetine mücadelesiyle darbe vuran bir karakterdi. Fidan Doğan ise kirli çıkar pazarında halkına ve ülkesine bağlılıktan taviz vermemenin timsali iken, Leyla Şaylemez de düşmana gençliğin radikal hakikat savunuculuğu ile cevap olmuştur.

Önder Apo saldırıyı “Dersim katliamının devamı” olarak yorumlayarak “Ha bana vurmuşlar, ha Sara’ya” dedi.

Katliamın yaşandığı dönemde tarihi bir sürecin kapısı aralanıyordu. Uzun yıllardan sonra Önder Apo’ya uygulanan tecrit gerilla, zindan ve halk direnişiyle kırılmış ve görüşmeler sağlanmıştı. Çok değil görüşmeden beş gün sonra kara eller devreye girerek Paris’te kanlı bir katliam gerçekleştirildi. ‘Aşklar şehri’ Paris’te dünyanın gözü önünde aleni bir suç işlendi. Paris, Kürtler’in belleğine ve tarihine barış, aşk ve özgürlük katili olarak geçerken, cinayetin organizatörü ve uygulayıcı gücü Ankara rejimi kadın düşmanı karakterini bir kez daha dünyaya beyan etti.

Türk devleti direnen Kürt kadınına karşı saldırgan bir geleneğe sahip. Zarifeler’den, Binewş Agallar’a, Sakineler’den, Ekin Wanlar’a, Taybet Analar’dan Delal Amedler’e, Çiçekler’e uzanan geniş bir katliamlar silsilesidir bu devlet tarihi.

Evet korkuyorlar

Kürt kadınları bu katliam zihniyetine karşı hiçbir zaman boyun eğmeyip canı pahasına direnmiştir elbette. Rojava’da Arin Mirkan, Avesta Xabûrlar’ın fedailiği, Silopî‘de Sêvê, Pakize, Fatmalar’ın cesareti, Cizîr’de, Nisêbîn’de, Sur’da Şilanlar’ın, Nucanlar’ın, Zeryanlar’ın militanlığı bu hakikatin somut göstergesidir.

Kürt kadınının öncülüğü, bağlılığı, tililisi sömürgeci faşist katileri korkutmaya devam etmektedir. Hitler faşizmini hortlatan Erdoğan’ın Kürt kadınlarını “terörist” ilan etmesi bu korkudan ötürüdür. Evet korkuyorlar. İşgalcinin önünde siper olan, Kürdistan devrim inşasının öncülüğüne soyunan Kürt kadınının cesaretinden korkuyorlar. Bu cesaretin alfabesini Sakine Cansız’dan öğrendi Kürt kadınları.

Ardılları olarak onun takipçisi olmak, kin ve öfkesini özgür ülke ve Önderlikle buluşma özlemine dönüştürmek vefa borcumuzdur. Kürdistan’dan yükselen özgürlük yürüyüşünü nihayete erdirmek sözümüz olsun.