Çağın hakikatine meydan okuyan bir devrimci

- Zilan DİYAR
91 görüntüleme

Yıldızlarla dolu bir yol beni götürdüğün

Çıkardığın yer yıldızlardan da yüksek

Bak nasıl yandım ben bu yıldızlarla

Ateşli yıldızlarla doldum ağzıma kadar

Durgun sularında gecenin

Saf ve kırmızı balıklar gibi yıldızlar topladım

Füruğ Fahruzad

Çağın aldatıcılığını yalnızlık çektikçe, acıdıkça, yitirdikçe öğrendiğimiz bir zamandayız. Zamanın hızını ve ağırlığını en derinden hissettiğimiz bir andayız. Bu hissiyat bizi tüketir mi diye korkuyorum. İçimi buza çeviren soğuk gerçek, hakikatin ılık nefesiyle ısınıyor. Bu çağa benzeyen kalleş pusulara, şuursuz sözlere ve vahşi saldırılara inat dervişler topluluğunun,  kavgası sürüyor. Ateşin sırrını çözmeye çalışan kelebekler kadar kısa ömürlerini toplayıp Kürdün geleceğine katık ediyor gencecik kadın ve erkekler. Ölüm bu coğrafyanın kaderi diyenlere aldanmayın siz. Ölümü kutsayanları, sıradanlaştıranları, gerçeğin soğuk yüzüne alışanları dinlemeyin.

Gülüşü nefretin önüne bir barikat gibiydi

Öyle kolay mı onca hayatınızın her anına bir güzellik iliştirenleri çağın anlamsızlığında öğütmek. Öyle kolay mı bir gülüşüyle sizi kavgaya mühürleyenleri unutmak. Öyle kolay mı sımsıcak bakışlarını size çevirenlere sırtınınızı çevirmek. Öyle kolay mı bir selamını almayı onur bellediğiniz insanlarla tanışmanın şerefini, bu çağın aldatıcılığına kurban etmek.

Rojbin o dervişlerden biriydi. Çağın buza kesmiş gerçeğine meydan okuyabilmek için bir değil bin gerekçe sundu bizlere. Gülüşü, bir ömrünüz daha olsa bu kavgaya adayacak kadar güç verirdi. Gülüşüyle çaresizliğin karanlığında bir gedik açardı. Gülüşü öfkenin, nefretin önüne kurulu bir barikat gibiydi. Gülüşü ne istediğimizi bile merak etmeyecek kadar bize yabancı olanları kendine çeken bir mıknatıstı. Gülüşüyle yaralarınızı sağaltabilirdiniz. Gülmenin devrimci bir eylem olduğunu ondan öğrendim.

Bir sözüyle uçurumun kenarından dönerdiniz

Yalın bir devrimciydi Rojbin. Hesapsız, yalansız, çıkarsız. Ne yapsa anlaşılacağına inanır, ne yapsanız anlardı. Öylesine güvenirdi yoldaşlığın hiçbir yere yazılmamış ve ne zaman nerede öğrendiğinizi bilmediğiniz, sanki hep bunlarla doğmuş kadar tanıdığınız hukukuna. Bir sözüyle uçurumun kenarından dönerdiniz ve Rojbin’e sizin bir sözünüz yeterdi kavgaya umutla sarılmak için. Rojbin kimseyi yargılamaz, değiştirmeye çalışmaz ama olduğu gibi de kabul etmezdi! Nasıl olurdu anlatayım:  Kötülüğe değil iyiliğe, zaaflara değil derinlerde bir yerde sakladığınız  gücünüze bakan gözleri vardı. En tatlı kelimeleri seçerdi, ılık bir esintiyle saklandığı yerden çıkıverirdi size ait olan iyilik ve güç. Gerçeğimize, Rojbin’in yalın aynasından baktığımda  zamanın ağırlığı ve hızının bizden aldığı şeyin bu olduğunu görüyorum. Bakmayı, anlamayı, konuşmayı beceremiyoruz. Giderken içimizde saklı gücün ve iyiliğin sırrını mı götürdü yoksa.

Narindi Rojbin. Kırılgan ve şefkatli. Narin bedeniyle uyumluydu toprağı incitmeyen adımları. Sonradan öğrenildiğinde eğreti duran nezaket ve zarafet onun bedeninden taşardı adeta. Sizinle konuştuğunda az önce annesinin başını okşadığı bir kız çocuğunun masumiyetini görürdünüz. Ve haliyle düşünürdünüz. Böylesi narin ve kırılgan biri bu çağın katılığına nasıl dayanır? Rojbin’in sırrı işte buydu.

Kavgaya tüm benliğini adayan devrimci

Çağın acımasızlığına şefkati ve kırılganlığıyla direnirdi. Benliğinden ödün vermeden, benliğini adayarak. Kendinde saklı olanı yitirmeden, ona sarılarak. Korkularını, kaygılarını gizleme gereği duymadan. Benliğine ait olan her duygu ile tanışık ve barışık yaşardı. Çağın acımasızlığına karşı katı bir yürek, donuk bir bakışla ayakta durmadı Rojbin. Aksine narin bir benlikle. Öyle ki karşınızda yıllarını bu mücadeleye vermiş bir devrimci değil de, az önce annesinin başını okşadığı, şarkılar mırıldandığı bir genç kadının savunmasız huzurunu bulurdunuz. Oysa Rojbin savunmasız değildi. Kavgada karşısına çıkan güçlükleri katılaşarak değil O’na ait her duyguyu en derininde yaşayarak aşabildi. Bu duygu derinliğinin yarattığı doyumla benliğine ulaştı.  Benliğini inkar etmeden kendisiyle yüzleşebilmenin ve aşmanın devrimcilerin erdemi olduğunu Rojbin’den öğrendim.

Rojbin’i hatırladıkça zamanın üzerimizdeki ağırlığı bir tül gibi hafifliyor. Çağın aldatıcılığı, acımasızlığı ve bir girdap gibi bizi içine çeken anlamsızlığına karşı koyma gücünü kendimizde buluyoruz.  Kendinde ve sizde saklı olanı gören derin bakışlarını, yaralarımızı sağaltacak gülüşünü hatırlıyoruz. Rojbin bu kavgada tüm benliğiyle varolan ve tüm benliğini adayan bir devrimciydi. Zalimin zulmüne direnecek gücü Rojbin’de buluyoruz. ‘Uzay çağının’ devrimcilerinde, çağın aldatıcılığına yenilmeyenlerde, bizi anlam gücünden yoksun bırakmayan hakikat arayışçılarının gelecek düşünde…