İtaat yok mücadeleye devam

- Ekin EGE
48 görüntüleme

Arjantinli kadınların 2015’te “Ni una menos” (*1) sloganıyla kadın kırımına, devletin ve kurumlarının politikalarıyla beslediği şiddet kültürüne ve sistematik erkek şiddetine karşı sokağa dökülmesinin üzerinden 4 yıldan fazla süre geçti. Tüm dünyaya yayılan bu hareket her sene daha da büyüyerek sokaklarda düzenlenen kadın meclislerine, büyük çaplı yürüyüşlere, kürtaj hakkı için verilen amansız kadın mücadelesine ve grevlere evrildi. (1) “Ni una menos” kadınların örgütlü ve tabandan gelen direnişinin ne ilk ne de son örneğiydi, ancak yarattığı güç, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına karşı kurumsal şiddeti yeniden ve tüm çıplaklığıyla gündeme getirmesi, toplumsal cinsiyet ilişkilerini sistematik eşitsizlik üzerinden tartışmaya açmış olması ve bunu meclis, sokaklar ve sosyal medya gibi her alanda konuşulur hale getirmiş olmasıydı.

Diğer yandan devletlerin ve dinin kadın bedeninin kontrolü üzerinden sağladıkları iktidarlarına karşı bir kez daha “Ni dios, ni patrón, ni marido”(*2) sloganının hala ne kadar yerinde olduğunu da kanıtladı. (2) Bunu, bir yıl sonra, muhafazakar katolik kilisesi ve sağcı hükümet politikalarına karşı Polonyalı kadınların bedenleri üzerinde karar ve hak sahibi olabilmek adına kürtajı yasaklamayı hedefleyen yasa tasarısına karşı ülke çapındaki grevleri izledi. 2019´da ise kürtaj hakkı için mücadeleye İrlandalı kadınlar da katıldılar.

İktidarın zehirlediği düşünceler

Son yıllarda faşizmin kendini nasıl kadın bedeni ve emeğinin kontrolü üzerinden yeniden ürettiğinin kanıtı olacak gelişmelere tanıklık ettik. Dünya çapında yükselişe geçen otoriter rejimler, bu rejimleri kendi kişiliğinde cisimleştiren Trump, Erdoğan, Putin, Orban, Bolsonaro ve hatta iktidarın zehirlediği düşünce biçiminin cinsiyet farketmeksizin içselleştirilebileceğinin göstergesi Merkel’in yürüttüğü politikalar dünyayı, halkları ve demokrasiyi hedef alırken, topluluk bağlarını ortadan kaldırıp, yoksulluğu arttırırken ve tahakkümcü erkeklik biçimlerini beslerken kadınların direnişi farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde devam etmekte.

2019 yılının ilk günleri, regl dönemindeki kadınların “kirli” oldukları gerekçesi ile Hinduizmin en önemli tapınaklarından biri olan Ayyappa’ya girmesinin yasak olması karşında, kadınların Kerala eyaletini kuzey ucundan güney ucuna uzanarak oluşturduğu 620 kilometrelik insan zinciri protestosuna tanıklık ettik.3 ‘Kerala Direniş Duvarı’, sadece iktidardaki Hindistan Halk Partisi’nin (BJP) gerici uygulamalarına, cinsiyet eşitsizliklerine karşı kadınların oluşturduğu güçlü cephenin simgesi olmakla kalmadı, bir kez daha dinin ve politik iktidarın patriyarkal sistemi ayakta tutmadaki binlerce yıllık işbirliğinin karşısında kadınların ördüğü bir direniş duvarının da sembolü haline geldi.

Tecavüze karşı kadınların öfkesi

Kadın mücadelesinin yasal olarak suç sayıldığı, kürtaj cezalarının çok yüksek, kadına yönelik şiddetin cezasının ise çok düşük olduğu, devlet başkanı ve hükümet üyelerinin cinsel saldırı ile suçlandığı Guatemala’da ise kadınlar 8 Mart’ta ’90’lı yıllarda Türkiye’de de yaşandığı gibi zorla kaybedilen yakınlarını anmak için, yine devlet şiddetine karşı, Cumartesi Anneleri ve Plaza de Mayo anneleri gibi, bir araya geldi. Guatemala işçi partisinin gerilla gücü ile devlet arasında yaşanan 6 senelik çatışmada tecavüz kadınlara, özellikle de yerli halktan olanlara karşı işlenen suçlardan biriydi. Guatemalalı kadınlar, 2 yıl evvel 8 Mart günü taciz ve cinsel şiddetten uzaklaşabilmek için geldikleri kadın sığınağında görevlilerin ve polisin ihmali sonucu yanarak hayatını kaybeden genç kadınları da anarak, takipsiz kalan dava için adalet istediler.4

Ağustos ayında Meksiko sokaklarında ise pembe dumanlar yükselmekteydi. 17 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden bir grup polisin yarattığı öfke binlerce Meksikalı kadını sokaklara döktü. Ülke geneline yayılan kadınların öfkesi devlet şiddetinin kalesi karakolları ateşe verdi.5

Yanmakta olan ne yazık ki sadece devlet tekelindeki şiddetin binaları değil, Amazon ormanlarıydı da. Amazon’un yerli halklarından kadınlar sırf bu yıl değil onlarca yıldır yaşam alanlarını, derelerini, topraklarını yasa dışı madenciliğe, Avrupa’nın et endüstrisinde hayvan besini olarak kullanılan soyanın ekimi için ormanlık alanların talan edilmesine karşı korumanın, kültürlerini devam ettirebilmenin ve topluluklarını savunmanın mücadelesini vermekteler. Öyle ki kadınların bedeni ile doğanın tahakkümü ve sömürüsü arasındaki paralellik ve bunların yok edilişiyle doğrudan bağlantılı olan toplulukların, halkların imhası ise her geçen gün daha da belirginleşmekte.

Kuzeyli kadınların direnişi

Direnişin tarihsel olarak bin yıllardan beri küresel kuzeyin emperyalist kapitalist sömürgeci ve patriyarkal politikalarının nesnesi olan küresel güneyden geliyor olması ise bir tesadüf değil.6 Çünkü bu politikalar bugün küreselleşme adı altında yeni sömürgecilik biçimleri yaratmakta. Küresel politikalardan, “kuzeyin” doymak bilmez gelişme ve büyüme hedeflerinden, bunların sonucu “güneyde” ortaya çıkan doğa yıkımı, yerinden edilmeler, zorunlu göçler, politik istikrarsızlık, savaşlar ve çatışmalardan en çok ve doğrudan etkilenenler kadınlar. Göçlerin sonucu hayatları tehlike altına giren, barınma problemleri yaşayan, uluslararası göçe zorlanırken insan kaçakçılarının eline düşen, seks işçiliğine zorlanan, kimlikleri ellerinden alınarak köleleştirilen, kimliksiz kaldığı için de hiç bir şekilde hakkını arayamayarak güvencesiz koşullarda, özellikle de hayati tehlikesi yüksek işlerde çalışmaya zorlanan genelde yine kadınlar. Eşlerin, patronların şiddetine maruz kalan, diğer yandan aileye ve çocuklara bakma yükümlülüğünü hala sırtında taşıyanlar da onlar.

Bu demek değil ki “kuzeyde” kadınlar direnmiyor. Cinsel tacizin aslında kendini gelişmiş sayan toplumlar içinde de ne kadar yaygın olduğunu dünyaya duyuran #MeeToo*3 hareketi bunlardan biri olarak görülebilir. Her yıl düzenlenen, trans kadınları, temizlik ve bakım işçisi kadınları, diasporada yaşayan yerli halklardan kadınları ve daha birçoklarını bir araya getiren uluslararası kadın grevleri ise başka bir örnek.7

Kadınlar arasında ortak bağ kurmak

Ağustos 2018’de 15 yaşındaki İsveçli lise öğrencisi Greta Thunberg’in küresel ısınmaya karşı Cumaları okula gitmeyerek başlattığı ve dünyaya Friday’s For Future*4 adıyla yayılan eylemi de keza genç kadınların politik duyarlılık ve örgütlenmedeki rolüne örnek gösterilebilir.

Diğer yandan farklı koşullarda ortaya çıkan ama özünde patriyarkal, sömürgeci ve kapitalist sistemin yarattığı cinsiyet adaletsizliğinden kaynaklanan baskılara karşı direnişimizin köklü ve zihinsel bir değişim yaratmasının tek çıkış yolu ise siyah, etnik kökenli ve göçmen kadınlar ile güvencesiz işlerde çalışanlar, güvencesi olsa da evde, okulda, iş yerinde cinsel şiddete uğrayanlar, cinsel kimlikleri nedeniyle öldürülen kadınlar, toprakları ve halkları için mücadele veren kadınlar arasında ortak bir bağ kurmakta.

(*1) Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!

(*2) Ne tanrı, ne patron, ne koca

(*3) Ben de

(*4) Gelecek İçin Cuma Günleri

***

HYPERLINK

(1) https://elpais.com/sociedad/2019/06/03/actualidad/1559590094_787207.html” https://elpais.com/sociedad/2019/06/03/actualidad/1559590094_787207.html

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/199820-arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi?bia_source=rss” http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/199820-arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi?bia_source=rss

(2) Bu, 1896’da Arjantin´de yayınlanmaya başlayan anarko-feminist “La Voz de la Mujer” (Kadının Sesi) gazetesinin sloganı idi.

(3) https://www.gazetepatika10.com/hindistanda-bir-araya-gelen-5-milyon-kadin-patriyarkaya-ve-fasizme-karsi-insan-zinciri-olusturdu-28750.html” https://www.gazetepatika10.com/hindistanda-bir-araya-gelen-5-milyon-kadin-patriyarkaya-ve-fasizme-karsi-insan-zinciri-olusturdu-28750.html

(4) https://www.aljazeera.com/news/2019/03/guatemalan-women-protest-decades-state-violence-190308215928554.html” https://www.aljazeera.com/news/2019/03/guatemalan-women-protest-decades-state-violence-190308215928554.html

https://ekmekvegul.net/guncel-dosya/guatemala-kadinlari-cezalandirma-yasalarinin-ulkesi” https://ekmekvegul.net/guncel-dosya/guatemala-kadinlari-cezalandirma-yasalarinin-ulkesi

  

(5) https://www.aljazeera.com/news/2019/03/guatemalan-women-protest-decades-state-violence-190308215928554.html” https://www.aljazeera.com/news/2019/03/guatemalan-women-protest-decades-state-violence-190308215928554.html

https://ekmekvegul.net/guncel-dosya/guatemala-kadinlari-cezalandirma-yasalarinin-ulkesi” https://ekmekvegul.net/guncel-dosya/guatemala-kadinlari-cezalandirma-yasalarinin-ulkesi

(6) Bu kavramlar dünyanın görece varsıl ülkelerinin kuzey yarımkürede bulunması ve kuzey-güney arasındaki ekonomik, politik, sosyal ayrımdan doğmaktadır. Elbette ne kuzey ne güney homojen bir bütün; örneğin Ukrayna ve Polonya kuzeyde olmasına rağmen Kuzey Avrupa ülkeleriyle aynı güce sahip değiller.

(7) Dünya çapındaki kadın grevleri üzerine bir değerlendirme için bkz.  https://catlakzemin.com/imkansiz-bir-grevi-mumkun-kilmak-8-martta-kadinlar-yine-greve-gidiyor/