Lübnan’da demokratik modernite tartışmak

yazan Nazan ÜSTÜNDAĞ

Kasım ayında Lübnan’da Kürt Hareketi bölgedeki kimi partilerle ortak bir demokratik modernite konferansı gerçekleştirdi. Bu konferans, Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’nun sorunları ve bu sorunların çözümleri üzerine geliştirdiği paradigmayı tanıtmayı ve tartışmayı amaçlıyordu. Beyrut’ta ilk yapılması ve Kürt coğrafyasının dışına çıkması açısından konferansın önemli bir başarı elde ettiğini söylemek gerekir. Öte yandan konferans Ortadoğu’da önemli bir aktör olmanın anlamını göstermek açısından da önemli idi.

Siyaset içinde kendinize yer bulmaya çalışırken Avrupa’nın ya da daha genel anlamıyla batının konuşulmaz kıldığı bir takım konular var. Bu konuşulmaz konular hakkında aldığınız tavır sizin Avrupa siyasi alanında ilişkilerinizi, hareket etme kapasitenizi ve sözünüzün ağırlığını belirliyor. Örneğin şiddet konusu bunlardan en önemlisi. Devletin şiddetin tekelini elinde tutması gerektiği ve hukukun devlet tarafından belirlenmesi Avrupa’da tartışılmaksızın kabul gören fikirler. Öte yandan dine, kültüre ya da geleneğe açılacak alanın ne olduğu tartışma konusu olabilir ve farklı ideolojilerin duruşlarını belirler.

Siyasetin konuşulabilirliği

Ortadoğu’da ise İsrail-Filistin meselesi konuşulmaz bir konu. Filistin’in İsrail tarafından işgal edilmişliğinin tartışılmazlığı bir olgusal gerçeklik olduğundan anlaşılabilir elbette. Ancak konunun tartışılmazlığı yanında birçok başka konuşulmazı da sürüklüyor. Ulusal sınırlar, işgal, sömürge, ulusal irade, ulusal egemenlik gibi birçok konunun tanımı da Filistin bağlamında yapılarak siyasetin konuşulabilirlik alanının dışına itiliyor.

Belirleyici konulardan bir diğeri İran-Suudi Arabistan gerginliği. Adeta soğuk savaş dönemini andıran bir şekilde bu gerginliğin neresinde yer aldığınız, tüm söylediklerinizin hangi kodlarla yorumlanacağını önceden kesinleştiriyor. Ayrıca girdiğiniz ortamdaki ilişki ağlarınızı da. Bu gerginlik haritasını bulunduğunuz alanda ve amacınız doğrultusunda idare etmek derin bir yerel tecrübe gerektiriyor.

Diyalog alanlarının açılması

Kürt Hareketi açısından Suriye alanındaki gücü onu Ortadoğu’nun bir aktörü yapmış olsa da, görülen o ki henüz bu gerginlik hatlarında mümkün olacak en büyük ittifak ve etkinlik alanını sağlayacak şekilde konumlanamamış. Bu konferansa katılımcıların profili açısından da anlaşıldı. Ancak daha önemlisi Kuzey Suriye’de ittifaklar her gün daha genişler ve derinleşirken, Ortadoğu ve Avrupa’nın dört bir yanına dağılmış Suriyeli mülteciler, muhalifler, solcular ve feministlerle ilişkiler henüz bir düzeye ulaşmamış. Arap milliyetçiliği bir yana, Kürtlerin Esad rejiminin devam etmesinde rol oynadıklarına olan inanç diğer yana bu ilişkiyi oluşturmak hakikaten de zor.

Bu konuda rolün en fazla Avrupa’da olduğunu düşünüyorum. Avrupa, yukarıda da belirttiğim gibi konuşulmazları farklı inşa edilmiş bir coğrafya olduğu için Ortadoğu’nun gerginliklerinin bir an teneffüse uğratılmasını sağlayarak diyalog alanları açabilir. Tam tersinin de Ortadoğu’da mümkün olduğu gibi.

Rojavalaşma çok sıkı bir takipte

Lübnan konferansı’nın bir yanı da Lübnan’da etnik çeşitlilik ve etnik temsile dayalı bir sistemin getirilerini ve götürülerini görmekti. Rojava’nın Lübnan’dan çıkartacağı çok ders var. Ve tüm Ortadoğu’nun Rojava’dan..

Yugoslavlaşma, Lübnanlaşma… İçlerinde hem bir şiddetli ve acılı ayrışma ihtimalini hem de eşsiz bir beraber yaşama ihtimalini bir arada barındıran ve özel durumdan türetilmiş yüklemler. Lübnan konferansında gördük ki Rojavalaşma şu an Lübnanlılar, Mısırlılar, Asuriler, Süryaniler ve Ermeniler tarafından çok sıkı bir takipte. Bu takip Ortadoğu’da herşeye rağmen hala teslim olmamış kadim bir demokratik iradeye tanıklık ediyor.