‘Ölmeye hazırım, ağlama anne…’

- Hacer ALTUNSOY
189 görüntüleme

Filistin halkının özgürlük mücadelesi, Ortadoğu’nun en uzun soluklu mücadelesidir.

Yüz yılı aşkındır süren bu mücadelede çok büyük bedeller ödenmiştir. Bununla birlikte toplumun sosyal, siyasal, ekonomik birçok yaşam alanı savaş realitesine göre şekillenmiştir. En son Ağustos ayında İsrail’in Gazze saldırısı, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Filistin toplum yapısı da, diğer Ortadoğu halkları gibi ataerkildir. Ancak Filistin halkının kurtuluş mücadelesi, kadınların da mücadele de aktif yer almasını zorunlu kılmıştır. Zira halk mücadelelerinin en önemli özelliklerininden biri mücadele yıllarında, toplumun bütün kesimlerinin yer almasıdır. Nitekim Filistin’de de yaşanan budur. Uzayan mücadele yılları toplumsal dokuda kısmi bir değişim yaratsa da esasta değişimi kadınların mücadele saflarında yer alması sağlamaktadır. Filistin toplumu açısından da kadın mücadelesinin böylesi bir dönüştürücü yanı vardır. Yani Filistinli kadınlar, Filistin halkının bütün mücadele dönemlerinin içerisinde yer alarak birçok tabuyu yıkmıştır.

A woman holds her son as she reacts whilFilistin kadın mücadelesinin tarihi

Filistin kadın mücadelesi, Filistin halkının kurtuluş mücadelesinden bağımsız ele alınamaz. Bir asrı aşan Filistin halkının kurtuluş mücadelesi; 1896 yılında İsviçre’nin Basel kentinde toplanan 1. Siyonizm Kongresi’nde gazeteci Theodor Herzl’in fikir babalığını yaptığı “Yahudi vatanın kurulması ve Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın kurulması” düşüncesinin kongrenin programında yer alması ile başladı. Bu kongreden sonra Yahudiler kutsal topraklara dönmeye başladı. 1948 kadar Yahudilerin kutsal topraklara dönüşü devam etmiş ve Filistinliler de topraklarını işgal eden Yahudilere karşı isyan başlatmıştı.

BM kararı gereği Tel Aviv’de 1948’de, 14 Mayıs’ı 15 Mayıs’a bağlayan gece  İsrail Devleti’nin ilan edilmesi yüzyılı aşacak bir savaşın sadece bir aşması idi. Filistinliler, 15 Mayıs’ı “El Nakba” diye anarlar, yani “Felaket”günü.

Filistin’de uzayan direniş yılları aynı zamanda birçok örgütün oluşmasını sağlamıştır. Bu örgütler kimi zaman tek tek, kimi zaman cephe halinde halen mücadelesini sürdürmektedir.

Filistinli kadınlar mücadelenin her aşamasında yer almıştır. Ancak bu yer alış ilk dönemler toplumun sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya dönük ve erkeğin yanında yer olmak düzeyinde gelişmiştir. İsyanlar sırasında kadınlar yardım toplayarak, tutsak ailelerine ve ihtiyacı olan insanlara yardım etmişlerdir. Bu amaçla kurulan dernekler tutuklanan esirlere sahip çıkmış, onları ziyaret ederek moral vermiş, geride bıraktıkları ailelerine destek olmuş, devrimci erkeklerin ailelerini sahiplenmiş, yaşamını yitirenlerin ailelerini kendi aileleri saymış, çocuklar için okullar açmış, Filistin’de okuma yazma seferberliği ilan etmiştir. Bu dönem kadınların en önemli işlevlerinden biri Filistinli ailelerin dağılmasını engellemekti.

Filistinli kadınlar sosyal aktiviteler dışında siyasal çalışmalara aktiv katıldı. 1929 isyanı sonrası Filistinli kadınlar bir konferans düzenleyerek İngiltere Krallığı ve Milletler Cemiyeti’ne bir mektup göndererek işgalin durdurulmasını ister. 1936 yılında yaşanan savaşlarda mevzilerde nöbet tutan ve meydanlarda işgale karşı savaşan erkeklere mermi taşıyan Filistin kadınların fotoğraflarını tarih sayfalarında görmek mümkün.

Filistinli kadinFilistinli kadınlar giderek toplum içinde daha da aktif olmaya başladı ve 1964 yılında Filistin Kadın Birliği adıyla bir dernek kuruldu ve sosyal, siyasi, ulusal çalışmalar bu birlik üzerinden yürütüldü.

1948’de İsrail işgaline karşı altın takılarını satarak babalarına, kardeşlerine ve oğullarına silah almakla yetinen Filistinli kadınlar, kısa zamanda silah kuşanıp ülkeleri için savaşmaya başladı. Filistinli ilk kadın şehit Fatma Gazel, kadın gerillaların önde gelen ismi Dalal Mograbi ve uçak kaçırma eylemiyle adını duyuran Leyla Halit, ülkeleri için ölümü göze alan Filistinli kadınlardan sadece bir kaçı…

Filistin mücadelesi denilince ilk akla gelen ve sembolleşen isimlerden Leyla Halit, mücadeleye katıldığında henüz 15 yaşındaydı. Babasını İsrail’e karşı savaşırken yitiren Leyla Halit, Ürdün’ün gerilla kamplarında eğitim aldı. 1969’da TWA’ya ait bir uçağı Suriye’ye kaçırdığındaysa 25 yaşındaydı. Leyla Halit, bu eylemiyle tüm dünyanın dikkatini Filistin’e çekmeyi başardı. Kaçırdıkları uçak sayesinde 13 Filistinli mahkum serbest kalırken ikinci uçak kaçırma girişiminde Leyla Halit esir düştü. Ancak örgüt bir başka uçak kaçırıp rehineler karşılığında Leyla Halit’in serbest bırakılmasını sağladı.

Geleneksel toplum kurallarının hakim olduğu Filistin halkının değişimi, kadının mücadele saflarına adım adım katılması ile gelişir.  Leyla Halit bu yılları şöyle anlatmaktadır: “Filistin kadını dünyanın en eski direniş hareketlerinden birini başlatmıştır. Genci yaşlısı bütün kadınlar bu hareketin içinde yer almıştır. Ancak yıllardır var olan ve toplumu biçimlendiren gelenekleri yıkmak o kadar kolay değildi. Mücadele yıllarında bile erkeği kadınla savaşmaya ikna etmek yıllarımızı aldı. Ancak onların da kendileri kadar başarılı olduklarını gördükleri zaman kabul ettiler. Bugün de aynı şey söz konusu. Onca yıldan sonra şimdi kadınların evlerine dönmesini bekliyorlar. Partilerde ya da yönetimde söz sahibi olan kadın sayısı çok az. Ama kadınlar artık daha aktif, şimdiye kadar ülkenin kimliği için mücadele ediyorlardı, şimdi hem ulus hem de kendi kimlikleri için çalışıyorlar.”

21 yaşındaki Filistinli Dalal, Arafat’ın örgütü El Fetih’e telgraf operatörü olarak girmişti. Dalal, kısa zamanda (1977) teğmen olup Güney Lübnan’daki gerilla üslerinde erkek arkadaşlarıyla beraber kalmaya başladığında ailesi ve komşuları tarafından kınanmıştır. Ancak Dalal’ın kendi önderliğindeki 12 erkek savaşçıyla beraber; işgal altındaki Hayfa ve Akka kentini birleştiren kıyı şeridini 3 gün boyunca, İsrail’in 2000 askerine ve ağır saldırılarına direnerek elinde tutması onu Filistinli kadınlar ve halkı için ölümsüz kıldı. Dalal’ın 11 Mart 1978’de ölmeden önce yazdığı son cümleler ise şunlar: “Ben Dalal, yurdum için ölmeye hazırım, ağlama anne…”

dalal mughrabiİntifadanın kadınları

Gerilla saflarındaki başarıları, yaratıcılıkları ve eylemlerdeki öncülükleri ataerkil zihniyette önemli bir kırılma yaratmıştır. Filistin halk mücadelesinin önemli bir aşaması olan İntifa’da dönemlerinde de kadınlar en önde yerlerini almıştır.

Hanadi Loubani, kadınların İntifada’nın en aktif aktörleri olduğunu şöyle anlatmaktadır:

“Birinci İntifada, Filistinli kadınların siyasi bilinçliliğine, örgütlenme ve hareket kabiliyetine örnek oluşturdu. Birinci İntifada’nın direncinin yüksek olması Filistinli kadınların becerikliliği sayesindeydi. Kadınlar sivil toplumun birçok alanında ve halk komitelerinde aktif durumdaydılar.”

Loubani 1987’de Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde İsrail ürünlerine dönük boykot kampanyasını da  kadınların yürüttüğünü belirtmektedir. “Yerli Filistin endüstrisi olmadığından, boykot girişimini örgütlemek inanılmaz derecede zordu. Aileleri ikna etmek için alternatif gelir kaynakları ve ürünler sağlamak gerekiyordu. Böylece Filistinli kadınlar, peynir ve reçel yapmak, ekmek pişirmek, ortak bahçeler oluşturmak gibi çeşitli faaliyetlerle kendi sanayilerini oluşturmaya başladılar. Bunu yaparak sadece boykot girişimini teşvik etmeyi başarmadılar, aynı zamanda Filistin ekonomisi için altyapı zemini geliştirdiler.”

Filistinli kadınlar, kapatılan okulların yeniden açılması için de kampanyalar yürüterek, çocuklarının okuyabileceği yeraltı okulları kurdular. Yine sokak eylemlerinde tutuklanan çocukları İsrail askerlerinden alabilmek için onlarca kadın aynı anda ‘çocuğumu geri ver’ diyerek çocukları askerlerin ellerinden almayı başarmışlardı.

Loubani Filistinli kadınlar için “Filistinli kadınlar, uluslararası hukukta işgale karşı silahlı direniş bir hak ise, pasif direnişin bir görev olduğunun farkına vardılar” demektedir.

Filistin kadın örgütleri

 Filistinli kadın örgütlerinin birçok oluşumu vardır. Ancak öne çıkan örgütlemeleri şunlardır:

Filistinli Kadınlar Genel Birliği (GUPW): Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki Filistinli kadınların resmi temsilcisidir. Filistin topraklarının, sosyal, ekonomik ve siyasi alanlarda kadınlar için aktif bir rol yaratma hedefi ile FKÖ içinde bir organ olarak 1964 yılında kurulmuştur.

Filistinli Kadın Komiteleri Birliği: Filistinli kadınları güçlendirmek ve Filistin topraklarının İsrail işgaline karşı Filistin ulusal mücadelesine katkı sunmak için 1980’de kuruldu.

Kalkınma için Filistinli Çalışan Kadın Derneği (PWWSD): İnsan haklarına cinsiyet eşitliği, sosyal adalet ve saygıya dayalı demokratik bir Filistin toplumunu inşa etmeyi hedeflemektedir. 1981 yılında kuruluşundan bu yana, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için kalkınma süreçlerine kadınların katılımını harekete geçirmeye çalışmaktadır.

Legal Aid ve Danışmanlık için Kadın Merkezi (WCLAC): 1991 yılında kurulmuş olan örgüt,  toplumsal cinsiyet eşitliği ve sosyal adalet ilkelerine dayalı demokratik bir Filistin toplumu geliştirmeyi amaçlamaktadır. Kudüs’te kurulan örgüt, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nde (ECOSOC) özel danışmanlık statüsü vardır.

Bunlar dışında Dönüş için Filistin Halkının Destekleme Kadın Komitesi ve Filistin Kadın Eylem Komiteleri Federasyonu (PFWAC)’da bulunmaktadır.

Kaynak: bgst.org, bianet, (Pazartesi 1999, Nevin Sungur)