Rojava devrimi kadın özgürlüğünün aynasıdır

yazan Roza DESTİNA

4İnsanlık tarihi boyunca farklı dönemlerde süren vahşi savaşlar, 21. yüzyılda da başta kadınlar olmak üzere halklara karşı yoğun bir şekilde yürütülmeye devam ediyor. Bu egemenlik savaşlarında ilk saldırıya uğrayan, yarattığı her şeyi elinden alınan öncelikle kadınlar oluyor; bencil ve despot eril zihniyetin iktidar hesapları kadınları kurbanlaştırmayı amaçlıyor.

Bu yüzyılın başından itibaren küresel ve bölgesel düzeyde geliştirilen erkek egemen politikaların devamı ve sonucu olarak Ortadoğu’da yürütülen savaş ve savaşın neden olduğu kaos da yine en çok kadınları vuruyor. Bu savaş, erkeğe ait iktidar alanlarını güçlendirirken kadınlar yok edilmeye çalışılıyor. Bölgemizi savaşa sürükleyen ataerkil sistem ve yapıların yol açtığı kördüğüm olmuş sorunlara ise süreç içinde yenileri ekleniyor.

Kadın devrimine karşı saldırı

Tüm işgalcilerin, ülkelere veya halkların topraklarına saldırırken başlattıkları talan ve gasplarda ilk önce kadınlara “ganimet” mantığıyla sahip olmaya çalıştıkları görülüyor. Neredeyse tüm savaşlarda kadınlar esir alınmış, cinsel saldırıya uğramış, toprağından, ailesinden ve toplumundan kopartılarak “savaş ganimeti” olarak pazarlarda satılmıştır.

Günümüzde bu vahşet katmerlenerek Ortadoğu’da ve işgalcilerin saldırısı altındaki Kürdistan topraklarında sistemli şekilde uygulamaya konulmuştur. Musul’da, Şengal’de katliamcı DAİŞ çeteleri, kendilerine karşı tehlike olarak gördükleri Kürdistan halkının köklü tarih ve kültürünü, yaşamlarını soykırım saldırılarıyla yok etmeye çalışılmaktadır. DAİŞ’in insanlığa karşı saldırıları altında başta Kürt halkı olmak üzere Ortadoğu halkları, inanç, değer ve kültürleri yok olma tehdidi ile karşı karşıyadır. Kapitalist Modernite güçleri, Ortadoğu’daki uzantıları olan DAİŞ çeteleri eliyle toplulukların ve bireylerin yaşam haklarını gasp ederken, kadınları “savaş ganimeti” haline getirmektedir.

DAİŞ’in Musul’u işgaliyle beraber tüm Kürt kadınlarıyla birlikte tüm Ortadoğulu kadınların yaşamını ilgilendiren bir sürece girildi. DAİŞ çeteleri, kadınları ele geçirip köleleştirmek isterken aynı zamanda demokratik toplum değerlerine saldırıya girişti. Musul ve devamında Şengal’de Êzîdî Kürt halkımıza ve kadınlarına yönelik saldırılarla, kadın öncülüğünde gelişen Rojava devrimini tasfiye edilmeye çalışılmış, Kürdistan’dan tüm Ortadoğu’ya büyük bir hızla yayılan kadın özgürlük mücadelemizin ortaya çıkardığı özgür kadın duruşuna darbe vurulmak istenmiştir. Bu açıdan DAİŞ’in varlığı ve bu çetenin beslenmesi, kadın ekseninde gelişen demokratik toplumsal devrime karşı bir saldırıyı ifade etmektedir.

Demokratik uygarlık kadınlarla yükseliyor

Ancak, hiç şüphe yok ki, Ortadoğu’da yürütülen savaştan çıkmayı en çok kadınlar istemektedir ve bu amaçla en çok mücadele edecek olanlar yine kadınlardır. Bu savaşı ve ataerkil sistemi alt ederek, özümüzü kattığımız yeni bir uygarlık yaratacak olanlar biz kadınlarız. Çünkü biliyoruz ki kadının olmadığı, kadın özünün sinmediği, kadın iradesini, eylemliliğini ve temsilini yok sayan sistemler demokratik bir uygarlık olmayacaktır.

Kadınlar hız ve yoğunluğundan hiçbir şey kaybetmeyen tüm saldırılara karşı var olmanın, ayakta kalmanın mücadelesini veriyor. Kadınlar, Rojava Devrimi’ne giden savaş süresince erkek zihniyetine karşı yaşamı yeniden kurmak için kendini feda etmekten çekinmedi, saldırılara karşı büyük bedeller ödeyerek cevap verdi.

Kürt kadın mücadelesi öncü oldu

Bölgemizde yaşanan savaşta kadınlarımızın ortaya koyduğu bu destansı direnişle özlerinin idrakine varan ve bilinçlenen kadınlar karşısında Kapitalist Modernitenin artık yaşam şansı kalmamıştır. Kadın öncülüğünde yaşanan tarihsel devrim, ataerkil kapitalist tekeli temelinden sarsmaya başlamıştır. İçinde bulunduğumuz süreçte Ortadoğu’da istikrarlı bir kadın kurtuluş yolunu belirleyen temel dinamik hiç kuşkusuz Kürt kadın özgürlük mücadelesidir. Bölgedeki kadınların da Kürt kadınının yakaladığı öncü duruştan güç ve ilham aldığı gerçeği giderek açığa çıkmaktadır.

Kürt kadınının gerilla sahasında, politik sahada ve ideolojik alanda yakaladığı sistem dışı düzey, umut ve beklentilere kaynaklık etmektedir. Hem demokratik siyaset alanında hem de savunma alanında Kürt kadınının yürüttüğü mücadelenin, azim ve başarısı bunu beslemektedir.

Rojava’da kadınlar sadece kendilerini değil, tüm bölge halkını koruyan öncü güç oldular. Kadınların, siyasal ve diplomatik alanlarda temsiliyetleriyle öne çıkması da kendi başına devrim niteliğinde bir gelişmeydi. Devletsiz bir toplumun ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal ve eğitim hayatının örgütlenmesinde kadınların öncü rolü belirleyici oldu. Kürdistan dağlarında başlayan kadın özgürlük mücadelesi, yaşamın her alanında toplumsallaşmaya ve bölgenin çehresini değiştirmeye başladı.

Erkek egemen sisteme karşı bir devrim

2Rojava’da kadınların kazanımları, kuşkusuz Kürt kadınlarının yıllardır özgürlük dağlarında şekillenen direnişinin sonucu ve devamıdır. Kadınların özgürlük bilincinin geriletilemeyeceği, Rojava devriminde, Kobanê direnişinde YPJ’nin üstlendiği rol ile daha da belirginlik kazandı.

Başta Kobanê olmak üzere Rojava’da sergilenen kahramanlık ve direnişin özünde, erkek egemen sistemin ikiyüzlülüğüne, yalanlarına ve bütün çirkinliklerine duyulan büyük tepki ve karşı koyuş vardır. Buradaki kadın mücadelesi, egemen erkeğe ve onun yarattığı sisteme ait ne varsa silip atarak kadına ait olanı, var oluş özüyle birlikte yeniden ortaya çıkarma kararlılığını ve inancını ortaya koymuştur. Özgürlüğe olan tutkusu, özlemi, arayışı kadındaki direniş ruhunu ve mücadelesini zirveye taşımıştır. Kadınlar iradelerini ortaya koyarak kendi geleceğini kendisi yaratmaktadır.

Rojava devrimi dünya için yeni seçenek

Rojava devriminin dördüncü yılını geride bırakırken, mücadelemiz büyük zorluklar, büyük bedeller ve çok büyük kahramanlık destanlarıyla birlikte anılıyor. Evrensel ideolojimiz, somut evrensel adımlara dönüşüyor. Hegemonya savaşının bölgeyi sürüklediği kaos ortamında tek alternatif olarak şekillenen Rojava demokratik ulus devrimi, aynı zamanda dünyanın devletçi iktidar sistemine karşı dünya halkları açısından yeni bir seçenektir.

Rojava’da tarihi günler yaşıyoruz. Herkesin gözü ve kulağı buraya odaklanmış durumda. Herkes Rojava’yı yorumluyor, değerlendiriyor. Yaşanan tarihi gelişmeler, kuşkusuz salt Rojava’yı ilgilendiren ve etkileyen gelişmelerle değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyecek ve şekillendirecek gelişmelerdir.

Günümüze kadar katı ulus-devlet sınırları içinde kalmış, kültürel-etnik ve dinsel-mezhepsel yapıların yok sayıldığı ve halkların birbirine karşı milliyetçilik, iktidara dayanan bir dincilik ideolojisiyle düşmanlaştırıldığı bir coğrafyada, şimdi tam da kadim tarihine yaraşır bir şekilde yepyeni bir demokratik ruh esiyor. Halkların ve dinlerin bir arada yaşamı Ortadoğu’da yeni bu ruh ve heyecan uyandırıyor.

Rojava küçük ama ortaya koyduğu zihniyet ve demokratik yapılanmasıyla 21. yüzyılın gelişen ve büyüyen çehresidir. Rojava, alternatif ve gerçekleşme şansı en yüksek olan özgür yaşam ve demokratik toplum modelidir. Devletleşmeyi hedeflemeyen, devletçi olmayan toplum modelidir. Bu anlamda Rojava modelini derinlikli değerlendirmek gerekiyor.

On binlerce kadın rol üstlendi

Rojava Devrimi, öncelikle kadın özgürlüğü açısından oldukça çarpıcı bir gerçekleşme zeminidir. 40 yıllık mücadele tarihi içinde dağlardaki gerilla kadınların öncülüğünde başlatılan Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi, son yıllarda gösterdiği gelişimle büyük ve tarihsel değişimin dinamiği olmaktadır. Sadece Ortadoğu’da kurulu siyasal statükonun çatırdaması anlamında değil; evrensel düzeyde giderek kendisini daha fazla hissettiren yeni ve özgür yaşam/zihniyet inşasının doğuşu anlamında hızlanan, görünür hale gelen bir örnektir.

Kadın Özgürlük Hareketi, kendisini en çarpıcı şekilde Rojava’daki gelişmelerde açığa vurdu ve dünya kamuoyu için de görünür hale geldi. Rojava’daki demokratik özerkliğin ilanı dikkatlerimizi en fazla kadının buradaki etkinliği ve katılımına çevirdi. On binlerce kadın –isimleri tarihe kaydedilmemiş Süryani-Arap ve Kürt kadınları- bu modelde etkin rol ve görev üstlenmiş durumdadır.

Yeniden inşayı kadınlar yüklendi

Ekonomiden siyasete, eğitimden ve öz savunma alanlarına kadar Rojava’daki demokratik sistemin inşasında kadınlar, tüm çalışmaların yüzde 60-70’ini yüklenmiş durumdadır. Bütün alanlarda ve düzeylerde kadınlar kendi öz örgütlenmeleri ve iradeleriyle temsil edilmektedir. Afrin Demokratik Özerk Yönetim Başkanı’nın kadın olması Kürt halkının kadın iradesine olan inancını ve güvenini ortaya koymaktadır.

Rojava’da toplumsal sorumluluklarda ve özgür yaşam inşasında ileri düzeyde görev üstlenen kadın kimlikleri öne çıkmaktadır. Bütün işlerde aktif rol üstlenen kadınlar sayesindedir ki kadınları köleleştiren sistemin bütün imgeleri ve yargıları burada büyük bir kırılmaya uğramıştır. Toplumsal sorunların çözümünde ve demokratik-özgürlükçü gelişiminde kadınlar, halkın nezdinde en önemli dinamik konumundadır.

Binlerce genç kadın YPJ saflarına akmakta, yurtseverlik ve kadın özgürlüğü ekseninde öz savunma  yapılanmasında yer almaktadır. Bir çırpıda binlerce genç kadın, silaha sarıldı ve kendi öz savunmasını, halkının ve topraklarının, yaşamının savunmasına koştu. Bu kadınlar ne geleneksel toplumun feodal ölçülerini ne Kapitalist Modernitenin bireyciliğini ne de kadına dayatılan cinsel obje rolünü kabul etti. Kadınların iradesiyle tüm bu dayatmaları kıran yepyeni bir kadın var oluşu ve algısı ortaya çıktı.

Rojava’da Kongra Star’ın da aralarında olduğu yüzlerce kadın meclisinde, ekonomik, siyasi ve kültürel örgütlenmelerde, demokratik özerkliğin karar mekanizmalarında irade sahibi, ilkeli kadınların siyasi temsilleri dikkat çekiyor. Diğer taraftan yeniden inşa çalışmalarına katılan kadınlar kendilerine ait arazilerde tarım kooperatifleri kuruyor, emekleriyle istihdam alanları yaratıyor.

Dağlara çıkan kadınların ardılları

3Sözün özü Rojava Devrimi, kadın öncülüğünde toplumsallık kazanan bir öz bilinç, irade ve pratikleşme düzeyidir. Bütün alanlarda görülen kadının öz örgütlülüğü ve öz savunma gücü, toplumsal sözleşme temelli ilişki ve katılım ilkeleri ve en önemlisi de kadının ve toplumun aydınlatılması Rojava Devrimi’nin hem kazanımlarının ve hem de geleceğinin garantisi olmaktadır. Kadın özgürlüğünün güvenceye alınması ve kendisini toplumsal zeminde kurumsal hale getirmesi, Rojava’da özgür toplum ve özgür yaşam projesinin inşasında özgürlük bilincinin ve eyleminin geliştirilmesi ile sağlanacaktır.

Kuşkusuz bütün bu gelişmeler birden Rojava’da ortaya çıkmadı. Başta Öndeliğimiz’in emekleri olmak üzere, onlarca yıla dayanan bir bilinç yükseltme, örgütlenme ve irade geliştirme tarihine dayanmaktadır. Daha 1990 yılında doğrudan Önderliğimiz ile çalışan, Önderliğimizi tanıyan sayısız kadın örgütlenme komiteleri vardı ve çalışmaları ileri düzeyde seyrediyordu. Daha o süreçte özgürlük bilinci ve toplumsal sorumlulukları son derece gelişmiş yüzlerce kadın vardı. Şimdi YPJ’de sağlam bir duruş gösteren genç kuşaktan kadınların birçoğu bu kadınların ardıllarıdır. YPJ’de örgütlenen genç nesil kadınların, kadın özgürlük çizgisinde doğal gelişim potansiyelleri oldukça yüksektir ve önemli oranda içselleşmiştir, bir kültür ve yaşam tarzı haline gelmiştir.

Rojava’da kadın özgürlük gelişimi Ortadoğu’da toplumsal gelişimin ve demokratikleşmenin en temel parametresi durumundadır. Ortadoğu’nun çözüm kilidi, özgür yaşam ve demokratik toplum inşasında özgür kadın gelişimidir. Bu anlamda Rojava kadın devrimi, kadın özgürlüğünün aynasıdır. Bütün Ortadoğu kadınları bu aynaya bakmaktadır…