Sanal alemden gerçekliğe hakkınızda az şey

- KAKTÜS
62 görüntüleme

Ne çok sorun var YA STAR! İnanın, uyurken beynimizin kendi kendini baştan sona yıkadığını öğrendiğimden bu yana, uykudan kalmak istemiyorum. O derece beynimin kirlendiğini, zehirli fikirler çöplüğüne dönüştüğünü hissediyorum.

Beynim, okyanusa atılan çöplerin biriktiği merkez gibi… Adeta, balıkların kafa ve yüzgeçlerinin poşetlere dolanmasında yaşadığı çaresizlik var ya (!!!) fikirlerimin durumu da aynen öyle.

Nefes almak mümkün değil. Bir çakımlık fikirim oluştuğunda, aynı anda kırk farklı zehirli fikirle çarpışıyor. Resmen zulüm! Zehirli fikir havalesi geçiriyorum cidden. Bakın söylemedi demeyin; internet çıktı çıkalı iletişimde kıtlık yaşanıyor. Millet normal konuşamıyor. “Ok”, “mrh”, “slm”, “byy”, “ooo”, “yaa”… En uzun cümle “oley!” Gel de iletişim kur?!? Küfürler için bir şey demek istemiyorum. Onların kısaltılmışının küfür bile olduğunu anlayamıyorum. Ya bir doğru-düzgün konuşun, Star aşkına! Bi sözcükleriniz, cümleleriniz açık olsun. Eskiden okullarda “güzel konuşma ve yazma sanatı” ya da bölümü vardı. Hadi güzel yazmayı geçtim, bari güzel konuşun! Merak ediyorum; bu “enformasyon” çağında edebiyat bölümünün durumu nasıldır?!? Edebi dille şu anki durumumuz tarif edilirse, “Kafa bir bulanık, sisli, kirli fikirlerin kasvetiyle geziniyordu sosyal ağlarda. İklimsel sorunlar yaşayıp, yanlış sitelerde sörf yapıyordu. Çorak ağlara dolanmıştı parmakları ve artık beynin dokuları elektriksizlikten iletişimsiz kalıyordu. Düşünceler arasında bir bağ yoktu. O yüzden kimse kimsenin ne suçunu ne sevabını paylaşmıyordu. Dolayısıyla vicdan azabı da yoktu. Ruh da yoktu. Sadece hareket vardı ve her şey bir parmağın tıklamasına bakıyordu. Elbette herkes hissizliğin getirdiği, dokunmadan kazanmanın güzelliğinden söz ediyordu.

Asosyalliğin zirvesindeyiz

Ne WhatsApp, ne Viber, ne Signal, ne Telegram, ne de cümle Instagram, önünde Twitter olsa durduramazdı … Evet, o bir sanal gezgindi. Dağ gibi internet ağlarını parmağının bir tuşuyla dümdüz ederdi.” Falan, filan… Muhtemelen böyle bir edebiyat türüne ya doğdu ya da doğmak üzere. Ne ürkütücü, cidden üşüdüm. Bu yolda ilerliyor olduğumuzu düşünmek zihnimi dondurdu. Maalesef bazılarımız buna gelişmişlik gözüyle bakıp, yeni bir çeşit sosyalleşme olarak düşünüyor. Ne diyem? Resmen sosyallik adına asosyalliğin zirvesindeyiz. Sonra birileri çıkıp, anlayıştan bahsediyor. Ne anlayışı? İnsanlar gördüğü, tanıdığı insana anlayış göstermiyor, bir de internette yüzünü görmediğine mi anlayış gösterecek? Süpersiniz! Bu “sosyal ağlar” ya da  “çukur, dibe çeken ağlar” da diyebilirsiniz; hayatı bulanık hale getirmişler. Hep bir sis, hep bir duman, hep bir kasvet var havada. Eee ne diyelim; buyrun bilginin, doğruluğun, güzel fikirlerin ve tabi en önemlisi doğrudan sosyal yaşamın cenaze namazına!

Yeminle insanda mantık kalmadı. Akıl ise ağır bir metal gibi yer çekimine yenik düşüyor. Durumumuz girdabın tersine, içine çekmiyor, dışına atıyor. Sözünü ettiğim şey internet tabi. Doğrusuyla, yanlışıyla ve eğri bilgileriyle tam bir fikirler çöplüğü! Ne doğru ne yanlış anlayamıyorsun. Ya rüyada görülen bir nesne, nasıl kırk farklı anlama gelebilir? Resmen üçkağıtçılık kokusu alıyorum. Öyle yapıyorlar ki, yalancı çıkmasınlar. Hayat zaten böyle bir şey; bir olaydan 40 musibet çıkar. Hatta kuantuma göre yüzbinlerce olasılık var. ihtimalleri ikiye bölün, her bölüneni de ikiye bölün, ikiye bölünenlerin her birini de bölün, dallar-budaklar, sonsuzlukla çarpın, ebediyet işte!.. Şimdi ücretli bir rüya tabircisi olsam, paranın sırtını kırmıştım. Gerçi böyle paranın sırtını kıran var. İnternette bulduğu medyumluk ve büyücülük sitesini arayan bir kadın, “kocamın ölmesini istiyorum, ölüm büyüsü yapabiliyor musunuz?” demiş. Onlar da, “büyü, kara büyü, parapsikoloji konusunda uzman” olduklarını ve yapacaklarını söylemişler. Sonra da “büyü yarım kaldı” diye ekstra para istemişler. Tabi büyü yarım kalacak değil. Ya adam yarım ölürse, tamamlamak lazım…

Toplumsal ahlaksızlık hastalığı

Değerli Okuyucu, böyle yazdığıma bakmayın. Olay çok ciddi. Kadın Almanya’da yaşıyor, internet üzeri Türkiye’de dolandırılıyor. Bence büyünün en büyüğü bu. Düşünün yani, öyle bir büyü yapılmış ki, kadın sanal alemde büyü yapılabileceğinin büyüsüne kapılıp 8 bin Euro’yu öyle gözü kapalı veriyor. Gerçi işin ucunda “Koca için ölüm büyüsü” var ama, demek ki kocanın öleceği fikrinin büyüsü insanı cidden büyülüyor… (!!!) İşte büyülenmek, ayakları yerden kesilmek, kendinden geçip zikre girmek böyle bir şey. Ne diyelim? Bu tür durumlar için Almanlar şöyle der, “Tanrım, gökten fikir yağdır ve insanlara şemsiye verme!” Tamamen katılıyorum. Fakat katılmak bir şey kurtarmıyor. Geçen bir yerde yapılan sohbete kulak kabarttım, “kızz, milleti ‘evleneceğiz’ diye dolandırıyorlar. 50 kadın yakalamışlar, ‘evleneceğiz’ deyip adamlardan 5-10 tane altın bilezik, gerdanlık alıp, düğün sabahında da parasını alıp, kaçıyorlarmış. Şebekeymiş bunlar!” Ooo, kulaklarıma inanamadım. Bu adamlar şu yoksullukta o kadar parayı nereden bulmuşlar?!? Hadi buldular, neden tanımadıkları kadınlarla izdivaç yapmak istemişler ki? Yoksam evliler mi? Ya da sapık, sapkın … Öyle bakmayın. Görücü usulunun bile bir adabı vardı. En azından aradaki her iki tarafla tanışıktı. Şimdi kim kimi tanışık yapmış? “Arada aşk vardı” demeyin, rüzgara karşı tükürürsünüz. Hadi onlar para için yaptı bunu, dolandırıcılar. Peki bunlar ne için yaptı? Yeminle milletin durumu, Nuh’un gemisininkinden önceki duruma benziyor. Toplumsal ahlaksızlık hastalığı gelişmiş, millet içine sıçtığı gemiye kendini sürtüyor. Bakmayın canım öyle, ortalığı misk û amber götürmüyor yani.

Manuel akım yaşanıyor

Şimdi insan durup dururken kocasını öldürmek için neden büyü yapar? Bir kadın tam gerdeğe gireceği günün sabahında damat adayını soyup, soğana çevirip, nasıl kaçar? Memleketin çivisi nerede? Vallaha bacılar, ben şunu bilirim, “Kendi düşen ağlamaz!” Uçkur için çıkılan yolda, çukura düşmek çok normal. Ama bana göre asıl olan niyet ve dilekler? Niyet ve dilekler çok önemli. Sanal alemde tutulan dilek ile edilen niyetten bu çıkar. Gerçi ölüm de çıkıyor. Fakat yine de sözümü söylemeden edemeyeceğim; ya arkadaş, sanal sosyal ağlarda tanıştığınla evlenmek nedir ya? Ölüm büyüsü yaptırmak nedir? Nerede sıyırdınız siz!?! Çok pardon! Mazur görün, malum ben de insan kızıyım, arada bir bana da geliyorlar. Elektrikler mi kesildi ne, birden ortada öylece çıplak kaldık. Göz gözle, kalp kalple karşılaşınca devreler attı. Şu anda manuel akım yaşanıyor… Uzatmayayım, tüm bunlar resmen insan aklına hakaret. Yazık bize, cidden yazık! Allah akıl fikir versin. STAR rahmetini aklı başında olandan esirgemesin! Vallahi çıldıracağız, az kaldı!..