Toplumsal ekonomi öz savunma örgütlenmesidir 

- Çarçel ENGİZEK
312 görüntüleme

Rojava Kürdistanı’nda ekonominin toplumsal olarak geliştirilmesinde kadınların payı büyük. Yaşamın tüm alanlarında yer alan kadınlar ekonomi alanında da başat rol oymakta. Alan bileşenlerinin yarısını oluşturan kadınlar, her kurumun eş sözcülüğünde de yer almakta. 

Tarımın ana merkezi olan ve tarihin ilk ekimlerinin yapıldığı topraklarda bugün kadınlar örgütlenerek ekonomiyi geliştirmek istiyor. Dünyanın gözleri önünde Rojava’da gelişen ahlaki politik toplum yapısının önemli unsuru olan ekonomiyi Ziraat Eş Sözcüsü Berivan Qamişlo ile konuştuk… 

Toplumsal ekonominin bir bir öz savunma örgütlenmesi olduğunu vurgulayan Berivan  Qamişlo; “kadınlar olarak kendimizi daha güçlü savunmak için toplumsal ekonomimizi daha güçlü örgütleyerek geliştireceğiz” diyor…  

Rojava Devrimi ile birlikte bölgede demokratik konfederal sistem inşasında ve yaşamın tüm alanlarında kadınlar başat yer aldı. Peki ekonomi, hayata geçirmeye çalıştığınız bu demokratik, eşitçikçi ve özgürlükçü sistemin neresinde? 

Evet, çok fazla değişim oldu Rojava’da. Kürt kadınları olarak tarihte çok silik bir konumda durmuyorduk, ancak toplumsal ekonomi boyutuyla örgütlü olduğumuzu söylemek pek mümkün değil. Ekonomiyi bir de klasik bilmelerle ve algılarla biliyorduk. Kadınların anlamadığı, akıl erdiremediği erkek işi olarak görülüyordu. Diğer boyutu ise hesap işiydi. En çok da kadın işi olduğunu bilmek bir yana bir toplumsal örgü olduğunu bilmiyorduk. 

Ancak demokratik konfederal sistemimizin örülmeye başlanması ile ekonomiye dair bilinç de gelişti. Yani kadın eşittir toplumsallık, toplumsallığın da en somut örgütlenmesi ekonomiydi. Önderliğimizin kadın özgürlükçü felsefesi ve bakışı ekonomiye dair perspektifi de aydınlatmış oldu. 

Ekonomi yaşamın en sade ve can alıcı yanıdır. Ahlaki politik toplumun aslında pratiksel yanıdır. Yaşamımızın en ufak ihtiyacından tutalım en geniş ihtiyaca kadar olanın ortak örgütlenerek yürütülmesidir. Bu da toplumsallığın ağıdır. Biz ekonomiyi toplumsallık olarak da ele alıyoruz. 

Peki demokratik toplumcu bir ekonomi nasıl gelişir, ya da demokratikleşmesinin koşulları nelerdir?

Tabiki demokratik bir ekonominin gelişmesi için önce zihniyet ve örgütlenmenin demokratik bilinçle gelişmesi gerekiyor. Öncelikle zihniyet alanında, prensip olarak demokratik kültürü özümsemek, esas almak önemli. Rojava’da bugün yapılmak istenen de budur, bilincin pratiğe dönüşmesinde de yani somut örgütlenmesinde de bunu geliştirmektir. Demokratik ulus perspektifinde merkezi olmayan, ya da tüm etnik ve halkları içine alan gerçeği yanında bir de cins eşitliği esas alınan yan oluyor. Tabandan doğru gelişen sistemin eşit temsiliyetle renk bulması tabiki demokratikleşmesinin yaşamsal yanı oluyor. 

Herkesin yakından takip ettiği Rojava’daki sistemin temel ölçütü demokratik, halkçı ve özgürlükçü olması. Bu sistemde kadın ekonomisi ne tür bir yere sahip? 

Önemli bir konuya vurgu yaptınız. Bu aslında çok kapsamlı bir konu. Tarihe, özellikle de son dört yüz yıla baktığımızda kadının hiçbir örgütlenmesine müsaade edilmediğini görüyoruz. İlk toplumsallaşma süreci ve öncesine baktığımızda kadınlar toplumun asıl zanaatçısı ve tarımcısıdır. Sonrasında ise yaşamdan tümden bir soyutlanma var. Bu anlamda tarihte ilk gasp ve inkar kadın emeğine dönüktür. Gaspçı erkek sistemi öyle bir yapıyor ki, kadını emeğine, ekonomiye yabancılaştırıyor. Bundan dolayı kadın ekonomisinin örgütlendirilmesinin zorlukları çok fazla elbet. İşe “kadın ne anlar ekonomiden” yargısını kırmak ile başladık. Kadınlar toplumsal örgütlenmelerden uzak değil. 

Kadınlar olarak hedefimiz dayanışma ve öz örgütlenmeye dayalı tüm Rojava’yı kapsayacak biçimde kendi ekonomik politikamızı oluşturmaktır. Kadınları önceleyen, ihtiyaçlarını belirleyen ve kadınlarla örgütlenen bir ekonomi örgütlenmesini esas alıyoruz. Tüm faaliyetlerde ortaklaşma esas alınıp pratik örgütlenmesi yapılırken, kimi proje ve örgütlenmeler ise sırf kadınlar ile yapılmakta. Ekonomi de toplum gibi kendi demokratik dayanaklarını kurmak durumundadır. 

Son olarak; bölgede öz savunma başta olmak üzere yaşamın genelinde kadınların rengi aslında çok belirgin. Peki, toplumsal ekonominin öz savunma ile bağını nasıl kuruyorsunuz? 

Toplumsal ekonomi bir öz savunma örgütlenmesidir. Bugüne kadar ezilen halklar ya da toplumlar ekonomik politikada ve üretimde pasifize edilmiş, ciddi saldırılar ile yüz yüze kalmışlardır. Bundan dolayı politikasız ve ekonomisiz kalmışlardır. 

Birey veya toplum olarak yaşamdaki üretim eğer bir başka mekanizmanın inisiyatifinde ve insafında gelişiyorsa, bu doğal olarak bir kölelik sonucuna ve statüsüne götürür. 

Üretimden kopan halklar en erken çözülen, dağılan ve yönetilen toplumlardır. Biz bugün Rojava’da eğer demokratik ekonomiyi bir ölçü olarak geliştirmek istiyorsak bunun en temel nedeni kadınlar ve topluluklar olarak kendimizi toplumsal olarak koruma isteminden dolayıdır. Evet kadınların rengi ekonomide belirgin, çünkü ekonomi bir savunma biçimidir. Ve kadınlar olarak kendimizi daha güçlü savunmak için toplumsal ekonomimizi daha güçlü örgütleyerek geliştireceğiz.