Ekonomi meclisleriyle gelişen toplumsal dayanışma

Kapitalizmin her geçen gün toplumlar üzerinde baskısını hissettirdiği çağımızda; ekonomiye farklı bir bakış ve örgütlenme geliştirmek oldukça zordur denilebilir. Ancak toplumsal diyalektik ve doğasal düalizm gerçeği toplum karşıtı örgütlenmeye bent çekebiliyor. Kapitalist modernite toplumların gelişim evrelerinde olabildiğince yöntem değiştirerek kendini güncellemeyi başarmıştır. Toplumun doğal ve yapıcı hafızası baskılanmış ya da pasifize edilmiştir. Sosyolojik olarak da toplumun her tür gelişim düzeyine müdahalede bulunmuştur. İçselleştirilmek istenen bu kültür tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de dönemeçler yaşamaktadır.

Kapitalizm kendi varlık yapısını birikim üzerinden geliştirdi. Birikimi sermayede olduğu gibi bilgide de geliştirmesi toplumun dışında bir üst yapının iktidar gerçeğini ortaya çıkardı. İktidarlaşan ve tekelleşen bu oluşumlar günümüzde dünya çapında gücünü bir arada tutmak için yeni kılıflarla örgütlenmektedir.

Emek ve üretim dışılığın sonuçları

Günümüzde toplumlar normal gelişim diyalektiğinden ziyade kapitalist modernitenin yapay icatlarıyla yönetilmektedir. Ekonominin temelini oluşturan en önemli şey elbette emek, üretim ve ortaklaşmadır. Emek ve üretimden uzaklaştırılan bir toplum kaybetmeye ve dolayısıyla egemen güçlerin himayesine girmeye mahkûmdur. Elinden her şeyi alınan toplum bir nevi değerlerini kapitalist canavarına teslim etmiş demektir. Her şeyin bir fiyatının olduğu, kullanım değeri yerine tüketim ve kar marjının olduğu ilişkilerde toplumsallığı aramak gerçekçi değildir. Toplumsal değerlerin, bireylerin ve kurumların kendi değer sisteminden, egoist ve tatmin olmayan bireylerin gelişimini doğurmuştur. Toplumun ahlakı buna her zaman karşı durmuştur, ancak sistemleşmesi ve örgütlü olması sekteye uğramıştır.

Kürt toplumu olarak da günlük olarak kapitalizmin saldırılarına maruz kaldığımız bir gerçektir. Soluduğumuz havanın kirletilmesinden tutalım, yediğimiz ekmeğe kimyasalların katılmasına, içtiğimiz suyun zehirlenmesine kadar tüm doğasal ve toplumsal olana saldırı halinde ve karşıt pozisyondadır. Kapitalizmle toplum iki uç kutbu ifade eder. Toplumu işçileşen orduya dönüştürmesi tüm araç ve iradi gücü elinden almasından gelir. Buna karşı günümüzde mücadele eden toplumların başında Rojava halkçı direnişi gelmektedir.

Halkçı ekonomiyi örgütlemek

Çoğu toplumlar tarafından bilinen ve tek yöntem olarak uygulanan sömürüye, kara dayalı ekonominin dışında sistemsel olarak karşı çıkmak yüzyılımızın en önemli ilerici pratiklerindendir. Toplumun bin yıllardır kendi kültürel, sosyo-ekonomik yapısıyla yaşamını güzel, refah ve yaşanılır kılması bu günde Rojava Kürdistan’ı toplumunda somut olarak gelişmektedir. Üretimini kendi elleriyle ve dayanışma içerisinde gerçekleştirmesi kapitalist sistemin hiçbir zaman gerçekleştirmeyi başaramayacağı ve anlaşılmaz gibi gösterdiği temel bir yöntemdir. Halkçı ekonomiyi örgütlemek bunun sistemini kurmak aynı zamanda kapitalist modernitenin en çok çekindiği örgütlenmelerin başında gelmektedir.

Rojava’da kominal ekonominin örgütlendirilmesi

Bugün bu gerçeğin dışında örgütlenen Rojava ekonomi meclisleri tam da direnişçi, toplumcu yapının ifadesi oluyor. 2017 kışında örgütlenmeye başlayan ekonomi meclisleri, bugün yeni bir perspektifle kapitalizm dışı ekonomiyi örgütlemekte. Her şehir ve beldede seçilen meclisler kendi ekonomik yapılarını ortak tartışma ve örgütlenmeyle geliştirmekteler. Dokuz boyuttan oluşan şehir meclislerinde ekonomi meclisi kendi ekonomisini örgütlemektedir. Köylerde ise kominlerde yer alan meclis üyeleri ekonomik yapılarını kendi ihtiyaçları üzerinden tartışmaya koyup çözüme gitmekteler. Her soruna ya da her ihtiyaca anında cevap olmak belki zaman alabilir ama örgütlenen yeni bir paradigmadır. Kendi dinamiği üzerinden ezbere olarak bilinenin dışında örgütlenmedir. Yerele dayalı tabandan doğru gelişen meclis örgütlenmeleri kendi köy, belde ve şehrin ekonomik sorunları ve ihtiyaçları ile uğraşmakta.

En küçük köyde bile komin eş sözcüleri ve birimleriyle örgütlenen halkçı sistem demokratik kominal ekonomi için tartışmalar yürütmektedir. Tarım, tohum, gübre sorunlarından ve ihtiyaçlarından tutun, hayvanların beslenme ve korunmasına kadar kendi komin ve meclis gündemleriyle ele almaktadırlar. Kendi geçimlik ekonomilerinden tutun da, meclisin temel ayağı olan kooperatiflere kadar kendi sorunları ve çözümleriyle yüz yüze kalmaktalar, paylaşmaktalar. Devletlerin ve bürokrasinin para, kar ve sermayeyi kader gibi özümsettiği yüzyılımızda; halkların öz örgütlenmesine dayalı kolektif ve dayanışmacı bir kültürle alternatif ekonomiyi geliştirmek en fazla da toplumcu kooperatiflerle olacaktır.