Şimdi sıra bizde

yazan Vildan Dirik

agr-6-5-15-hdp-secim-calismasi-suruyor1

Yıl 1978, hayatımın ilk eylemine katılıyorum. Küçücük kasabamızın ana cadde denilebilecek caddesi  boydan boya insanlarla dolu. Bu aynı zamanda o güne dek gördüğüm en kalabalık insan yığını. Annem o gün evden çıkmamamı, çok kötü şeyler olduğunu söylemişti. Okulda da duymuştuk, Maraş’ta insanlar öldürülmüştü, hepsi Alevi kökenliydiler, aralarında kadınlar ve çocuklar da vardı. Bu katliama karşı büyük bir protesto düzenlenecekti. İçim içime sığmıyordu. Sol düşüncelerle yeni yeni tanışıyordum. Gelişmelere, radyodaki haberlere ve büyüklerin tartışmalarına kulak kabartıyor, algılamaya ve anlamaya çalışıyordum olanları. Ama bu olay o yaşıma dek duyduğum en korkunç olaydı ve ben de mutlaka bu eyleme katılmalıydım. Eylemin saatini biliyordum, kulağım dışarda, yürüyüşçülerin yaklaşmalarını bekliyordum. Evimizin önünden hızlı hızlı geçen insanların konuşmalarından yürüyüş kortejinin yaklaşmakta olduğunu anladım ve sessizce dışarı çıktım. Ancak annem de dışarda idi ve tüm komşularımız gibi o da kaygılı bir şekilde kapı önünde durmuş  bekliyordu. Benim evden çıktığımı görünce “gitmeyi sakin aklından geçirme” dedi, ancak ben fırlayıp koşmaya başlamıştım bile. Annemin arkamdan seslenişi hala o gün gibi aklımdadır. Ana caddeye doğru nefes nefese koştum. Bir iki dakikada korteje ulaşmıştım. Babamın da katıldığını bildiğim için kendimi güvende hissediyordum. Önce yanlarında yürümeye başladım, çok sessizlerdi. Kimse konuşmuyor, kimse gülmüyor, hatta birçoğu acı ve öfkeden ağlıyorlardı. 13 yaşındaydım ama içimin acıdığını hatırılıyorum. Bu kadar acı dolu insan, bu kadar öfke dolu bir kalabalık yanyana omuz omuza bu acıya dayanmaya çalışıyor, sessizlikleri ile çığlıklar atıyorlardı. Hava ağırlaşmıştı sanki, üstümüze çöken gökyüzünün altında ezilir gibiydik ve ben ilk eylemimi annemin feryatlarına rağmen yaparken, bu acı ve ağırlığı 13 yaşımda iliklerime kadar hissetmiştim…

O yıllar sanırsam isyan yıllarımdı. Ailemle özellikle de annemle savaş içindeydim. Bütün arkadaşlarım pamuk tarlalarında çalışırken annem ‘sen yapamazsın’ diye bana izin vermiyordu. Ben ise kafaya koymuştum pamuk toplamayı. Çünkü hem arkadaşlarımla birlikte olmayı, hem de çok istediğim “Ecevit mavisi” gömleği almayı istiyordum. Bunun için de para biriktirmem gerekiyordu. O yıllar halkçı, emekçi bildiğimiz Karaoğlan Ecevit´in popüler olduğu yıllardı. Rengi açık maviydi ve millet o renkte bir gömleği almak için kendini parçalıyordu. İşte ben de onlardan biriydim ve mutlaka o gömleği almam gerekiyordu. Kocaman yaz tatilimizin sadece üç gününü tarlada geçirdim, korkunç Çukurova sıcağına sadece üç gün dayanabildim, annem her zamanki gibi haklıydı. Bu çalışmanın karşılığı ise 12 TL idi. Gömleği aldım ve bir iki sefer de giydiğimi hatırlıyorum. Her giydiğimde kendimi korkunç devrimci ve solcu hissediyordum. Evet, ben bir çocuktum. Yazın kavurucu sıcakta çalışıp, kazandığım parayla Ecevit gömleği almış, aynı yılın kışında Maraş katliamını protesto eylemine katılmıştım. Olayları kavramaktan, anlamaktan uzaktım. Ecevit´in de, CHP’nin de halkçı, emekçi eşitlikçi olmadığını anlayacak yaşta değildim.

Aradan yıllar geçti, CHP iktidar oldu, muhalefet oldu, koalisyon yaptı ya da parçalanarak DSP oldu. Başkanları değişti, üyeleri değişti, durumları değişti, hatta zaman zaman söylemleri  bile değişti. Ama anlayışları, yaklaşımları ve devletçilikleri hiç değişmedi. Ama asıl değişmeyen şey iktidarları sırasında yaşanan Kürt ve Alevi katliamları oldu. Bu kural hiç mi hiç değişmedi. Dersim 1938 katliamı, Maraş katliamı 1978, Çorum katliamı 1980 ve Sivas 1993 katliamı. Tüm bu süreçlerde CHP ya iktidar ya da iktidar ortağı idi. Başka değişmeyen bir şey ise bunca katliama rağmen bu gerçekleri göremeyen, Ecevit´i halkların umudu, CHP’yi ise Alevilerin kurtarıcısı olarak kabul eden inanış oldu. Ecevit yerini Baykal´a, Baykal ise Kılıçdaroğlu´na bıraktı. Sonuncusu tam bir keklik rolü ile kendini inkarın sembolü olarak tarihe geçti. Yaptığı bozkurt işareti ile CHP’nin gerçek yüzünü de ortaya koydu. Yıllarca sol ve laik söylemlerle Alevi ve demokrat kesimlere kendisini umut olarak gösteren, ezilen sınıf ve kesimlerin duygularını sömüren ve kendini alternatif olarak sunan bu anlayış, bu şekilde kendine bir taban yaratarak yıllardır da sözde ana muhalefet yapıyor. Hala bu söylemleri ile kitleleri kandırmaya çalışarak aslında  tek görevi olan demokrat, devrimci, Alevi ve Kürtlerin oylarını bölerek AKP’yi tek başına iktidara taşırmaktır. CHP hiç bir zaman gerçek bir muhalefet olmamış, bunu sadece çok güzel oynamıştır…

İşte görülmesi gereken gerçek budur. Benim 13 yaşımda iken doğal olarak göremediğim, insanlarımızın yıllardır göremediği gerçeklik budur. Şimdi önümüzde çok büyük bir sınav bizi beklemektedir. Ya yıllardır bize dayatılan bu kandırmacadan kurtulup, katliam emirleri veren, katliamlara göz yuman bu anlayışlara dur diyeceğiz ve tüm ötekileştirilenler ve ezilenler, katliamdan geçenler  olarak güçlerimizi birleştirip bunlardan hesap soracağız, sözde muhalefetlerini yerle bir edeceğiz. Ya da bizi kandırmalarına, bizi defalarca katletmelerine onay vereceğiz…

Şimdi söz sırası bizde. Kavurucu sıcakları kadar sıcak olan Çukurova halkları, Alevisi, Sünnisi, Hiristiyani, Arabı, Çerkesi, Ermenisi, Türkmeni ile memlekettim Hatay´ın sevgi dolu insanları sıra sizde. Dünya medeniyetler şehri, hoşgörü ve barışın sembolü güzel Hatay, bu tarihi rolünü şimdi layıkıyla bir kez daha sergilemeli ve halkların harika mozaiğini ezilen ve yok sayılan Kürt kardeşleri ile buluşturmak durumundadır. Çünkü Anadolu ve Kürdistan halklarının geleceği, özgür, eşit ve barış içinde yaşamaları ancak ve ancak HDP’nin inançlar ve halkların özgür ve demokratik birlikteliği projesinde yaşam bulacaktır. Çorum, Maraş, Dersim ve Sivas katliamlarının hesabını sormak, Somalı maden isçilerinin ölümlerinin, Gazi ve Gezi katliamlarının, cezaevi katliamlarının, 12 Eylüllerin ve her dönem faşist uygulamaların hesabını sormak için, halkların, inanç ve kültürlerin, cinsel tercihlerin barış ve hoşgörü içinde birlikte yaşamları için önümüzde duran bu tarihi şansı kaçırmamak zorundayız. Güçler birleşmeli, tekçi  saltanatlara ve  sultanlara, sözde muhalif keklik soylu yalancılara dur denmeli, kaybettiklerimizin anısına saygının gereği olarak geleceğimizi ortak yaratmalıyız. Bu tarihsel sınavı hep birlikte başarıyla geçeceğimize olan inancım çok büyüktür. Geleceğimiz bir mühür uzaklında. Şimdi oylar HDP´ye.