Bayram, hayatın baharlaşmasıdır

- Abdullah ÖCALAN
136 views
Baharı çeşitli biçimleriyle yaşamaya ve savaşmaya devam ediyoruz. Newroz’a yaklaşırken, gerçekten duyguların, düşüncelerin büyüklüğü hiçbir dönemle kıyaslanmayacak bir biçimde sadece Önderlik gerçeğinde, partide değil, halkın toplumun tüm gözeneklerine yayılarak maddi bir güç haline geliyor. En ölümcül olan can buluyor, düşman artık aşılabiliyor. “Ben yaşayamam, çoktan ölmüşüm” diyenlere de umut geliyor. Müthiş bir çaba gerektiriyordu ama, eğer böyle umutların yaşama dönüşlerin imkanını vermişsen, nasıl olursa, ne pahasına olursa olsun o çabalar sergilenir. Onu göstermeye çalıştık.

O dağlar ki insanlığın başladığı yerdir

Bayram aslında böyle anlamlı olan bir gündür. Onu bu sefer yakalamalıyız. O dağlar ki ve etekleri ki, insanlığın başladığı yerlerdir. İnsanlık orada esas çıkışı yaptı, esas gelişme yoluna koyuldu. Oralar sanatın da, siyasetin de, hukukun da, savaşın da kaynağıdır.  Size burada insanlığın nasıl başladığını ve nasıl büyük savaşların alanı olduğu, tüm kader tayin eden savaşların burada verildiğini ve o büyük insanlık uygarlığının temelinin burada atıldığını anlatmak için çok çaba harcadık. Anlamı çok büyük olan çıkışlar yaptırmak istiyoruz. Halen tam çözemediğim en temel bir gerçek; yaşamı tanıtmak istiyorum, tanımı nedir? Çok uğraştım, bunun tanımı eksik kaldı.

Devrimin suru arıdır

Devrimin suyu çok arıdır, ufak bir toz düştü mü gözükür. Devrimin suyunda bulanıklık olmaz. Neysen o kadar gözükürsün, o açıdan kişinin ne yaptığı devrim aynasında netçe görülecektir. Başarının dışında da hiçbir gerekçe ileri sürülemez. Çok büyük yaratılmaya çalışıldınız. İnsanlığın bütün özgürlük bilimi avucunuza sunuldu. Çok kudretli ve gerçekten yaşamın diriltici gücüydü. Yıkmak istedik putlarınızı, alaca karanlığı da dağıtmak istedik. Güneş ülkesi diyoruz. Uygarlığın eteklerinde başladığı ülke diyoruz. Biten insanlığın tekrar yeşertilmeye çalışıldığı yer diyoruz. Bunları çok iyi tanımladık. Ve bu ülkenin üzerine yürüyoruz. Ne kadar görkemliydi bu yürüyüş. Ben hep kendimi bu heyecanla yaşattım. Ben halen bütün çocukluğumu gözden geçiriyorum; benim yaşamımda bir ömür boyu, bir saat bile yaşadığım bir zamanım yoktur.

Son sözlerindeki umuda layık olmalıyız

Tekrar vurguluyorum; ne mutlu böyle bir yürüyüşü yakalamış olabilmeye! O son sözlerinde “devrim yürümeli” diyenlerin umudunu, onların “ölmeseydim de, bu fırsat bana da geçseydi” diyenlerin şansını, bu yürüyüş sahiplerine vermek en değerlisi oluyor. Bu ülke içinde insanlıktan bahsedenin, belki de hiçbir biçimde yakalayamayacağı, hiçbir değerle satın alamayacağı kadar değerlerin değeri bir şans oluyor. Gerisini bu şansın sahiplerinin getirmesini bilmeleri gerekir. Hem de amansız, bilinçli mi bilinçli, iradeli, ustalıklı hesaplayan ve her adımda ilerlemeyi, vermeyi, ulaşmayı, başarmayı, vuruşmayı sağlayan adımların sahibi olabilmelisiniz. Bu kutsal Ortadoğu’nun alanlarında da, tarihte de hep öyle gelmiş, bir büyük dönüş kararını veriyoruz. Yenilenler Ortadoğu’ya hep bir mülteci, bir kaybetmiş gibi geliyorlar. Biz bunu tersine çevirdik. Yıllardan beri halkımız hep isyan ettiğinde dağıtıldı ve bir parçası da buralara düştü. Fakat biz çok erken hazırlık yaptık ve bu umut dağlarına çok erkenden ulaşmayı başardık. Bu da büyük bir mutluluktur. Çünkü gelenlerin hepsi burada eridiler. Bir çok dine, mezhebe yol açtılar ama, geldikleri ülke unutuldu gitti. Biz bunu tersine çeviriyoruz. Kutsal kitaplarda cennet olarak değerlendirilen ülkeye doğru adımlar atıyoruz.

Gönül gözüyle bakabilmek…

İlk dağ Cudî‘dir. Gerçekten kutsal kitapta bu dağ çok iyi tanımlanır. Adı hem Tevrat’ta, hem İncil’de, hem de Kuran’da vardır. Nuh peygamberin indiği dağ olarak da değerlendiriliyor. Ortadoğu çölünde yeşilliği arayanların, akarsuyu arayanların hemen ilk gördükleri yerler anlamına gelir. İşte oraya gidiliyor. Gönül gözünüzü tarihin bu kadar derinliklerine uzatacaksınız ve orada insan özlemleri, insan duyguları ayetler halinde nasıl gelmiş göreceksiniz. Siz özgür insanlarsınız. Özgürlüğe aykırı hiçbir engel sizi bu kutsal yürüyüşten vazgeçirtemez. Cesur insanların yürüyüşü bu kadar bilinçlidir. En ufak bir fırsatı değerlendirmek, uçan kuştan nem kapmak, başarıyı anı anına gözetmek, içte-dışta ne gerekliyse ona uzanmak, onu yapabilmek bu işin sırrıdır, esasıdır. Bu savaş aşk savaşıdır. Büyük gönüllülük ister. Düşmana karşı büyük bir kinle yönelmeyi; dağlarına, insanına çok büyük bir aşkla yönelmeyi ister.

Anlamak ciddiyet ister

Öğrenme işine büyük önem ve anlam vermelisiniz. Devrimi anlama ilgiyle başlar. Anlamaya ilgisi yüksek olanlar kesinlikle Kemal Pir çizgisinde gelişirler, Mazlum çizgisinde gelişirler. Dolayısıyla ne yaparsanız yapın, anlamaya büyük ciddiyet, giderek yükselen bir ilgiyle yaklaşım tutumu esas olmalıdır. Biz anlamanın devrimcisiyiz, öncüsüyüz. Ruhunuzu hem büyütün, hem inceltin. Bilincinizi bıçak keskinliğiyle uygulanabilir düzeye getirecek kadar güçlendirin. Bu gücü gösterirseniz, başaramayacağınız hiçbir yürüyüş yoktur. Bizim disiplin anlayışımız, sabır, inadımız doğruları amansız hayata geçirmenin gücüdür. Ve bu da eşittir görkemli yaşamı yakalamaktır. Artık kimsenin kendimizle dalga geçilemeyecek kadar güç kazandığımız bir süreçtir. Her anı başarılarla yüklü bir dönemdir.

*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Mart 1996 çözümlemelerinden derlenmiştir.