Hindistan’da ezilenlerin güçlü sesi: Mahasweta Devi

- Fidan YILDIRIM
223 görüntüleme

Mahasweta Devi 3Hintli sosyal aktivist ve yazar Mahasweta Devi 14 Ocak 1926’da Doğu Bengal’de (bugünkü Bangladeş) Dakka şehrinde edebiyatçı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Manish Ghatak, 1923-1935 yılları arasında Bengal edebiyatında etkili bir eğilim olan Kallol hareketine mensup ünlü bir şair ve roman yazarıydı, Jabanashwa adını kullanıyordu yazı ve şiirlerinde.

Böylesi entelektüel bir ailede yetişen Mahasweta Devi, ilk eğitimini Dakka’da gördü ancak Hindistan’ın parçalanmasından sonra Hindistan içinde kalan Batı Bengal’e giderek Santiniketan’daki Vishvabharati Üniversitesi’ne girdi ve İngilizce bölümünden diploma aldı. Ardından Kalküta Üniversitesi’nde İngilizce konusunda mastır yaptı. Devi, Komünist Parti’nin kültürel kolu olan IPTA (Hindistan Halk Tiyatrosu Derneği) kurucusu oyun yazarı Bijon Bhattacharya ile evlendi, 1948 yılında doğan oğlu Nabarun Bhattacharya, entellektüel düzey ve felsefik içerikleriyle değer gören romanlarıyla Bangladeş ve Hindistan’ın öncü romancılarından biri oldu. Devi, eşinden 1959 yılında boşandı.

Mahasweta Devi1964 yılında, işçi sınıfından kadınların devam ettiği Bijoygarh Koleji’nde öğretmenlik yapmaya başladı. Aynı süreçte gazeteci olarak da çalışıyor ve yaratıcı bir yazar olarak kitaplar yazıyordu. İlk kitabı, ‘Jhansir Rani’ (Jhansi Kraliçesi) adını taşıyordu ve 1956’da basıldı. 1984 yılında tamamen yazılarına yoğunlaşmak için Kalküta Üniversitesi’ndeki İngilizce eğitmenlik görevinden ayrılan Devi kırk yılı aşkın yazarlık yaşamında kısa öykülerden oluşan 20 kolleksiyon ve 100 dolayında roman yayınladı. Kitaplarının çoğunu Bengali dilinde yazdı.

‘Yaratıcı bir yazarın sosyal bilinci olmalı’

Mahasweta Devi’nin ilk kitabı ‘Jhansir Rani’ (Jhansi Kraliçesi) İngiliz sömürgecilerle savaşırken öldürülen kadın yönetici Laxmibai’yi konu ediniyor. ‘Amrita Sanchay’ ve ‘Andhanmalik’ gibi ilk dönem kitaplarının birçoğu İngiliz sömürge döneminde geçiyor. 1960’ların sonları ile 1970’lerin başlarındaki Maoist Naxalite hareketi dönemi de çalışmaları üzerinde etkide bulunmuştur. ‘Hajar Churashir Ma’ (1084’ün Annesi) adlı kitabı, oğlu Naxalite inancı yüzünden öldürüldükten sonra dünyası tamamen değişen üst sınıftan bir kadının hikayesini işliyor. Bu kitap filme de çekildi.

Devi, daha çok Batı Bengal’deki kabile toplulukları, kadınlar ve sistem dışına itilmiş, toplumun en alt kesimini oluşturan ‘dalit’ler ile ilgili kitapları ile tanınıyor. ‘Lodha’ ve ‘Shabar’ kabile toplulukları ile ilgili araştırmaları ise ününü artırdı. Mahasweta Devi; Bihar, Madhya Pradesh ve Chhattisgarh’deki kabile topluluklarının mücadelelerine aktif katılan bir aktivist aynı zamanda. Bu toplulukların politik, sosyal, ekonomik gelişimleri için çaba sarfetmektedir. “Yaratıcı bir yazarın sosyal bilince sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Topluma dönük görevim var. Görev duygusu bir takıntı” diyen Devi, Bengali dilinde yazdığı kitaplarında sık sık kabile toplulukları üzerindeki vahşi baskıları, güçlü ve dokunulamaz, otoriter üst sınıf toprak ağalarını, tefecileri ve rüşvete batmış hükümet memurlarını işliyor. İlham kaynaklarını şöyle ifade ediyor Devi: “Daima gerçek tarihin sıradan insanlar tarafından yapıldığına inandım. Sıradan insanlar tarafından nesiller boyunca taşınan folklor, türkü, mit ve efsanelerin değişik formlarda yeniden ortaya çıkışıyla karşılaştım sürekli…Yazmamın nedeni ve ilham kaynağı, sömürülen ve kullanılan ama yine de yenilgiyi Mahasweta Devi 4kabul etmeyen bu insanlardır. Benim için, yazmanın sonsuz malzeme kaynağı bu şaşırtıcı biçimde soylu, acı çeken insanlıktır. Onları bir kez tanımaya başladıktan sonra işlenmemiş malzememi neden başka bir yerde arayayım. Bazen yazılarım gerçekten onların yapımıymış gibi geliyor bana.”

‘Kalbim daima Hindistan’

2006 yılında Hindistan, Frankfurt Kitap Fuarı’na ikinci kez konuk olan ilk ülke olduğunda Mahasweta Devi yaptığı heyecan verici açılış konuşmasında, Hindistanlı tanınmış film oyuncusu ve yapımcısı Raj Kapoor’un “Mera Joota Hai Japani” filminin müziğinden alınan şu satırlarla dinleyicileri gözyaşına boğmuştu: “Bu gerçekten ayakkabının Japon, pantolonun İngiliz, şapkanın Rus, fakat kalbin…kalbin daima Hindistanlı olduğu çağ… Ülkem; yıpranmış, paramparça, gururlu, güzel, sıcak, nemli, soğuk, kumlu, parıltılı Hindistan. Benim ülkem.”

Birçok edebiyat ödülü alan Mahasweta Devi bugün Hindistan’ın Kalküta şehrinde yaşamını sürdürüyor, Batı Bengal hükümetinin endüstrileşme politikasına karşı yürütülen mücadeleye öncülük ediyor. Özellikle verimli toprakların haciz yoluyla köylülerden alınarak endüstri şirketlerine yüksek fiyatlarla verilmesine şiddetle karşı çıkıyor. Onun bu mücadelesi birçok aydının, sanatçının, yazarın ve tiyatro işçisinin de bu mücadeleye katılmasını sağladı.