8 Mart duruşu

- Gönül Kaya
222 görüntüleme

Kürdistan’da yükselen demokratik hareket, temelde kadın özgürlük çizgisi ve hareketi ile daha da büyümeye devam ediyor. Alternatif yaşam sistemi ve projesi olarak inşa sürecine girmiş olan Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, 2014 yılı sonu ve 2015 yılı başında çok büyük saldırılarla karşı karşıya kaldı. Rojava Devrimi içinde özel bir yere sahip olan Kobanê direnişi, tarihi büyük insanlık savunması olarak geçti.

Mart ayı biz kadınlar açısından ve Kürt halkı açısından çok farklı bir anlam taşıyor. 8 Mart’tan 28 Mart’a kadar her yıl kadın ve halk olarak oldukça yoğun süreç yaşıyoruz. Ama her yıl, bir önceki yıla göre farklı bir aşamayı ve düzeyi ifade ediyor.

8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak tarihe yazıldı. Kürt kadınları ise 8 Mart’ı ele alırken ‘her gün 8 Mart olmalı’ perspektifiyle yaklaşım sergilediler. Kadının düşünsel, fiziksel, maddi ve manevi emek mücadelesinin adı olan 8 Mart bu yıl çok daha derin anlamlarla karşılanıyor.

8 Martlar gericiliklerin, ataerkil sistemin, her türlü iktidarcı-sömürgeci politikaların teşhir edildiği, mahkum edildiği bir anlama sahiptir.

8 Mart bir duruştur. Kadının ataerkil sistem karşısında mücadele etme kararlılığı kadar yöntemlerini de belirlemeyi içerir. Bu gün sadece sömürgeci-iktidarcı anlayış ve politikaların mahkumiyetini içermez. Aynı zamanda kadınlar olarak geri yanlarımızı sorguladığımız, ataerkil sistemin tüm oyunları, kurnazlıkları, yalanları, şiddeti karşısında yetersiz kalan yanlarımızı ele aldığımız bir günü de ifade ediyor.

Kadın kimliğini, düşünceyle, üretimle, direnişle, pratikle ilmek ilmek ördüğümüz bir gün 8 Mart… Kürdistanlı kadınlar, Kobanê ve Şengal’de direnen, ataerkil sistemin vahşi saldırı aracı olan DAİŞ’e karşı kadın özsavunma hakkını çok güçlü bir şekilde kullanan kadın gerillalar, dünya kadınlarına çok anlamlı bir 8 Mart mesajı verdiler.

Bu yılki 8 Mart’a tüm dünya kadınları bu güçlü mesajla giriyorlar: Bilinçlenmek kadar örgütlenmek, örgütlenmek kadar kendini sistemini kurmak, kendi sistemini kurmak kadar kendini güçlü savunmak…

Geçen ay Mersin’de alçakça katledilen Özgecan Aslan için kadınlar ayağa kalktılar. İnsanlar ‘her gün kadınların katledildiği bir ülkede kimseye yaşam olmaz’ dediler. Bu katliamlar kadının ve toplumun, erkek egemenlikli sistemin saldırılarına karşı çok güçlü bir özsavunma sistemini oluşturması gerektiğini bizlere tekrar tekrar gösteriyor. Yine görmemiz gereken bir diğer gerçek de, özsavunmamızı ‘devletten-onun erklerinden-iktidar sahiplerinden-erkek zihniyetinden’ beklememektir.

Kadın katliamlarına yönelik yapılan eylem ve gösterilerinde öfke-tepki gerçekten önemliydi. Ama Türkiye’de yapılan gösterilerde ‘devletten çözüm’ istemek, beklemek, ‘bizi koru’ demek bu öfke ve tepkiyi bir kısırdöngüye de çevirebilir.

8 Mart duruşu devletten, onun zihniyetinden, erkeğinden, onun beslediği geri ve köle kadın duruşundan kopmaktır. Egemeninden ‘beni koru-savun’ beklentisinden çıkmaktır.

Batı’daki kadın hareketleri açısından geliştirilen eleştirilerden biri bu konudadır. Yani devlet-iktidar sisteminden, onun çemberinden çıkamama… Eleştiride radikal olma, tepkide radikal olma, ama yaşam sisteminde alternatif yaşam sistemini kurmada özgüvenden, öz örgütlülükten, öz savunmadan yoksunluk ve egemen sistemin belirlediği sınırları aşamama. Yani kopuşu gerçekleştirememe…

Rojava Devrimi’nde köy köy, mahalle mahalle, şehir şehir her yaştan kadınıın kendi örgütlenme sistemini geliştirmesi ve kendi özsavunma sistemini inşa etmesi devrime esas karakterini veren boyut olmuştur. Dünya sadece elde silah DAİŞ’e karşı çatışan kadına hayranlık duymamıştır. Bununla birlikte kadının egemenlikli sistemden kopuştaki kararlılığına da hayran kalmıştır. Kadının özgüvenine hayran kalmıştır. Toplumsal inşada, siyasal yönetim mekanizmalarındaki aktifliğine hayran kalmıştır. Rojava devrimini büyük kılan da bu olmuştur.

8 Mart 2015 duruşu bu anlamda Rojava devrimindeki, Kürdistan’daki YPJ-YJA STAR duruşu olmuştur. Bu nedenle Dünya Kadın Yürüyüşü adlı uluslararası alanda önemli çalışmaları olan kadın hareketi bu yılki 8 Mart’ı YPJ’li kadın direnişçileri şahsında tüm Kürdistanlı kadınlara adadı. Ve bu yılki 8 Mart yürüyüşlerinin başlangıcını Nusaybin’den, ardından Amed’den yapacaklarını açıkladılar. Şengal’de kaçırılan kadınlarımızı kurtarmak için DAİŞ şahsında erkek egemenlikli sistemle çatışma halinde olan Kürdistanlı kadınlar, dünya kadınlarının onuru, gururu oldular.

Kadın sistemini insanlığın çözüm gücü olarak inşa etmek en önemli 8 Mart mesajımız ve duruşumuz olsun.

8 Mart’tan Newroz’a, direniş günleri ve duruşu olsun…