‘Açık yerde tepecik kendini dağ sanır’

- KAKTÜS
316 görüntüleme

Cehaleti mutluluk, bilgiyi kölelik bilenlere sesleniyorum; orada mısınız? Bilgi acı verse de, bilmek özgürlüktür. Ben, bilmenin acı özgürlüğünü yaşıyorum. Hele de burnumun dibindekini yıllar sonra fark etmişsem, acı özgürlüğüme kanatlar takıyorum. Uçuyorum, bilmenin sevinci ve acının özgürlüğüyle… Kanat çırpıyorum, rüzgara, yağmura fırtınaya karşı, vs…

Bu kadar ciddi sözlerin arkasından ne gelecek diye merak ediyorsunuz değil mi? Hemen söylüyorum; hayatı nerede ciddiye alacağınızı, nerede makaraya saracağınızı bileceksiniz. Ciddi olanı makaraya sarmayacak, makaralık konuları ciddiye almayacaksın. Maalesef bu da bilmenin acı özgürlüğünden geçiyor (!)

Şimdi asıl husus şu; cehalet nedir, cahil kimdir? Bilgi nedir, bilge kimdir? Soru sormak kolaydır. Asıl zor olanı doğru cevabı vermektir. Her ne kadar ‘çağımız enformasyon çağı’ denilse de maalesef doğru yönde enformasyon alamıyoruz. O yüzden cahilin ukalalığı bilgi, bilgenin suskunluğu cahillik oldu. Şimdi böyle bir çağda gel de gerçeği yalandan, doğruyu yanlıştan ayır, ‘ayı’rabilirsen (!) Allah sizi inandırsın çok zor…

Çok zordur kavga etmeden bir erkek vatandaşla sohbet etmek. Hoş-beş sohbet ederken bir an kendini kavga ederken buluyorsun ve böylesi bir aşamaya nasıl geldiğini bile fark etmiyorsun. Oysa her şey ne güzel başlamıştı?!?

Mesele şu ki; erkekler bir kadından elektrik alabildikleri oranda kibar, nazik ve hoş gözükürler. Hatta bütün saçmalamalarını bile o elektrik anında yakalarsınız. Elbette hep böyle değildirler, bazen de hüzünlü, kederli ve sizi dost bilemenin elektriğiyle sohbet ederler. Elektrik kesilince, güpegündüz karanlığa mahkum kalırsınız.  Tıpkı AKP gibi ‘ben yoksam, ben efendi değilsem, benden sonrası tufan!’, hikaye böyle yani…

Ondan sonra başlar; ‘bütün kadınlar aynısınız’ demeye. Oysa biraz önce kadınların ne kadar farklı olduğunu anlatıyordu. Elektrik kesilince ‘bütün kadınlar aynısınız’ oldu. Ee canım, madem biz kadınlar aynıyız, ne çiçek görmemiş arılar gibi davranıyorsun(!)

Durum resmen sinir ötesi, harabe yani… Tüm bunlar cahillikten, ego tatminsizliğinden diyeceğim, değişime yatkın bazı erkek vatandaşlara ayıp olacak… Şimdi bütün kadınlara ‘aynısınız’ demek ne demek? Gerçi ben bu sözden rahatsız değilim. Kadınlar olarak aynı olmamız, hepimizde bir asilik yanının olduğu ve gerektiğinde isyan bayrağını diktiğimiz anlamına geliyor. Ve ben şahsen bundan memnunum!

Peki, sizce bir erkeği ‘siz kadınlar, hepiniz aynısınız’ deme noktasına ne getirir? Beklediğini bulamamak tabii ki… İtirazı olan varsa yazsın, ben tartışmaya açığım. Hepinizi aynı kefeye koymuyorum. Ama dengede gözüken tartıda bir denge yok maalesef. Sanırım eski usul bir hile bu. ‘Hepiniz aynısınız’ dediğinizde karşınızdaki kadının ezile, büzüle kendini değiştirme çabasını kaçamak bakışlarla izliyorsunuz. Onun üzerindeki etkinizi, gücünüzü görüyorsunuz. Bir kadın sizin içinler neler yapabilir, yokluyorsunuz. O an tepeden tırnağa kadını izliyorsunuz, sözün gücünü gördükçe kendinizle gururlanıyorsunuz. Çünkü kadın öyle bir ezilmiştir ki, toprak olsa altına girecek o derece… İşte bu, bir erkeğin egosunu tatmin ettiği noktadır. Kadını toprağın altına gömecek kadar dehşet verici bir egonuz var. ‘Yok’ demeyin, yoksa elimin tersiyle o göklere bakan burnunuz yer çekimine yenik düşecek! Tabii, ‘alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır’ derler. Kadın toprağın altına gömüldükçe, erkek o toprağın üstünde tepinir. Ama Allah sizi inandırsın, bir erkeğin bir kadını yenemediği durumlardaki yüz ifadesi görülmeye değer. Elinden gelse o an dünyadan beraat eder. (Ki, bence ruhen beraat etmesinde bir sakınca yok.) O derece tutsak hisseder kendini. Neden mi? Çünkü kadın hakkında bildiklerinin sınırına gelmiştir ve hayata boyun eğdirememektir. Bir pancar gibi kızarmıştır öfkesinden. Hep ‘suskun’, ‘cahil’ bildiği, yerden yüzünü kaldıramayan, sofrada yeri sarı öküzden sonra gelen kadın, kadınlar vardı… Nereye kaybolmuştu bu kadınlar?!?

Söylemek istemiyorum ama, madem ısrar ediyorsunuz söyleyeyim; kadınlar suskunluğunu bozdukça erkekler paniğe kapıldılar. Demem o ki, kaybolan bir kadın yok, panik atak geçiren erkekler var. Beyin ile beden arasındaki elektrik kesinti yüzünden nefes alamıyorlar. Beyne oksijen gitmiyor. Buna rağmen de ‘siz kadınlar, hepiniz aynısınız’ diyerek tartıyla oynamaya devam ediyor. Evet, ne diyordum; cahilin ukalalığı bilgi, bilgenin suskunluğu cahillik olarak bilindiği sürece tartıyla oynayabilirsiniz. Ama kitap açılıp ve bilgi döküldüğünde, açık alanda bir dağ değil de tepecik olduğunuzu göreceksiniz. İşte o zaman ben yine pancar gibi kızarmış yüzünüzü göreceğim bilmenin acı özgürlüğüyle… Tıpkı şimdiki gibi…