Dizilerden fırlayan karakterler!

- KAKTÜS
212 görüntüleme

Tatildeyiz. Dizi sezonuyla birlikte ruhlarımız da bir tatile çıktı nihayet. Geçtiğimiz sezon dizileri takip edenlere sesleniyorum; izlediğiniz dizilerde bir tuhaflık yok muydu? Hayatın ters-yüz edilmesi karşısında içiniz rahat mı?

Karalar bağladınız mı diziler tatile girdi diye? Neydi o adı, ‘kara ekmek’,  ‘kara para aşk’ bilmiyorum daha ne kadar ‘kara’ varsa bildikleriniz adına… ve dizi ‘kara’kterleri… Anaa, içim karardı. İnanamadım kadın olduğuma. Zaten erkek olmadığım kesin!..

Yıllardır dizi izlerim (!) hiç bu sezon oynayan diziler kadar kadın düşmanı dizi görmedim. Tüm dizilerdeki kadınlar bir acayip. Merak ediyorum, bu kadın oyuncular bu dizi karakterlerini nasıl kabul edip, oynamışlar. Psikolojileri şu an normal mi? O kadar kafada komplo senaryoları planlayıp, cinayet şeması çizen insanın gayet normal bir şekilde tatile çıkması mümkün mü? Oynadığı rol hiç etkileşim yapmamış mıdır? Umarım yapmamıştır. Eğer yapmışsa… Düşünmek bile istemiyorum.

Ha, ne diyordum, diziler ve kadınlar; kadınların dizideki rolleri… İlk hile, ilk komplo, ilk kardeş kavgası, ilk entrika, ilk dedikodu, ilk cinayet, ilk sadist davranış, ilkler kısacası kime aitti? Kim ilk olarak üretilen emeği çaldı? İlk hırsız kim? İlk yalancı, ilk kıskanç, ilk asalak, ilk barbar, mesela ilk katil kim? Ve tabii ki ilk masum, ilk mağdur… Bilen var mı?

Bazı rivayetlere göre ilk kavga, iki erkek kardeş olan KABİL ile HABİL arasında çıkmış. Sebep? Omuzlarımı gören var mı? Yok mu? O zaman omuzlarınızı bir yukarı bir aşağıya indirin bakayım. Aha işte ondan! İlk entrikacının tanrı Zeus olduğu söyleniyor. Hatta tüm ilklerin babasıdır ZEUS! Olimpusların en büyük tanrısı. Entrikacı, işkenceci, sadist, kıskanç, hilekardır ZEUS… Bir barbar ve katildir ve muhtemelen tarihin bilinen ilk tecavüzcüsüdür. Yoksa o Enki miydi? Çok karıştırmaya gerek yok. Tanrıların tecavüzcü olduğunu tüm mitoloji kitapları yazar. Üstelikte bununla övünürler. Çünkü tecavüzle kadının bedeninden tüm gücünü, ruhunu çekip aldıklarını ve güçlerine güç kattıklarını düşünürler. Yani ortada bir iftira falan yok. STAR aşkına, zaten iftira ve yalan Tanrıya aittir. Pandora’yı yaratan ZEUS değil midir? Pandora’ya dünyadaki tüm kötülükleri barındıran kutuyu veren de ZEUS değil midir? Ve ZEUS bir erkek değil midir? “Hayır değildir” diyenler… Aradakiler çekilin, tarihi kim yazdıysa o cevap versin.

Geçende bir arkadaş, “biz erkekler olmasaydık, siz kadınların hali yamandı” diyor. Bir an düşündüm; “hakikatten erkekler olmasaydı biz kadınlar ne kaybederdik?” Canım, sizin de kafanızı yorduğunuz şeye bakın. Kimse olmayan bir şeyi hakkında düşünmez. O yüzden kaybedecek bir şeyde yoktur. Olmayan bir şeyi nasıl kaybedeceğiz ki (!) Yoksunuz canım, o yüzden halimizde pek bir güzel olurdu. Ne olsa olmayan bir şeyle insan beyni temasa girmiyor… Ama var olan ve olduğunu düşündüğümüz her şeyle istesek de istemesek de temas halindeyiz.  Mesela Cin’lerimiz, sanırım onların varlığından eminiz, dolaylı ya da dolaysız sürekli bir temas halindeyiz. Böyle bir git-gel oluyoruz…

Ne yapalım arkadaş, varsınız işte ve maalesef halimiz pek bir yaman. Çünkü her şeyi alt-üst, ters-yüz etmekte üstünüze yok ve temasımızı da kesemiyoruz. Tüm sorunlar da buradan çıkıyor zaten. Yakında Neron’un Roma’yı yakması gibi dünyayı da yakacaksınız. Açın bakın tarih kitaplarına Neron’un cinsiyeti neymiş? Belgesiz konuşmayalım, şimdi yalancı çıkarırsınız siz bizi.

Ne diyordum; her türlü halt sizde, tarihi çarpıtmak sizde, hayata dair her şeyi ters-yüz etmek sizde, peki hakikatinizi niye dizilerde canlandırma şerefini üstlenmiyorsunuz? Şu geçtiğimiz sezon dizilerine bakın Ya Star! Bütün kadın karakterleri, komplocu, entrikacı, resmen seri katil gibi… Hani bir kadın olarak tarihimin farkındalığını yaşamazsam seri katil doğduğumu düşüneceğim. Zaten geçende kadınlığının farkında olmayan zavallı bir kızcağız, kendisine “kadınlar ve erkekler bir araya geldiğinde kendi aralarında nasıl davranır” sorusuna gayet erkekçe bir cevap verdi.

“Kadınlar bir araya geldiğinde dedikodu yaparlar. Birbirini çekiştirirler. Kadınlar birbirini sevmez, çok kıskanıyorlar. Çeneleri çalışmaktan beyinleri çalışmıyor. Ama erkekler öyle mi? Hayır, mesela erkekler yanyana geldiğinde beyefendice oturuyorlar. Kendi aralarında genelde iş konuşurlar. Dünya meselelerini konuşurlar. Erkekler asla dedikodu yapmazlar. Kıskanç değiller. Gayet beyefendice hareket ederler.” Vs vs… Bizim kız, böyle anlatıp durdu. Bir an şoka girdim. Neyse bir soru daha geldi: “Siz hiç erkek erkeğe konuşulan bir masada bulundunuz mu?” Cevap: “yok”, “peki nereden biliyorsunuz?” Cevap: “dışarıdan öyle gözüküyor, filmlerde bile öyle!”

“Bu ne cinsine düşmanlıktır bire gafil” demekten kendimi alamadım. Düşünün yani bir kadına bile kendine hareket etmeyi öğretmişler. Nereden öğrenmiş peki? Dizilerden… Hele geçen sezon dizileri hakikatten korkunç kadın karakterleriyle doluydu. Düşünün yani, nene rolünü üstlenen kadın seri katil gibi insan öldürüyor. Kafasında senaryolar kuruyor. Bir diğer kadın, kızının sevgilisini ayartıyor, eşini aldatıyor vs vs… Bir başka kadın, eşine şiddet uyguluyor, çocuklarına işkence yapıyor. Sürekli yalanlar, dolanlar, hileler komplolar… kışkırtmalar, aldatmalar ve bunların hepsini yapan kadın… İlginç olan, erkeklerin hepsinin iyi rollerde olması, eğer erkek bir şey yapmışsa da onu bilmeden yapmış ya da kötü kadın ‘müzeyyen’ onu o yola itmiştir. ‘Kötü yolun yolcusu olan erkek yoktur, o yola sevk eden kadın vardır’ imajı sonuna kadar veriliyor. Ve ben, her gördüğüm kötü karakterli kişiyi diziden fırlamış sanıyorum. Anaa, sebep?!?  Neyse ki, tatildeyiz(!) …