Sineğin havası olsa ne olur?

- KAKTÜS
241 görüntüleme

İnsan konuşsa bir sorun, konuşmasa başka bir sorun. İçine atmakla da olmuyor. At, at şiştik! Siz, şişmek nasıl bir şeydir bilir misiniz? Şöyle karın bölgenizden midenize doğru bir yükseklik oluşur, ardından 9 aylık hamileymişsiniz gibi şişlik meydana gelir. Bir gerilim, bir kasılma, bir sinirlilik, sanırsınız çocuk geliyor… O psikolojiyle önünüze kim çıksa bir-iki fırça atıyorsunuz. Sonrasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Konu neydi, kimse hatırlamıyor. Kim ne demişti, bu kargaşa nereden çıktı? Kimin fesatlığına, pardon bedduasına gelmişsin belli değil.

Tüm bunlar niye oldu? Hep içine atmaktan. İçine atmak sorun değil, çıkarması sorun oluyor. Resmen kabızlık yapıyor. Neden, çünkü kişi muhatabına çatamıyor, bir şey diyemiyor. Sinirleniyor. Sonra böyle sağa sola…

Velhasıl bacım, şimdi senin söylediğin söz de söz mü yani? “erkek olsun, sinek kadar olsun. Ama başımızda olsun.” Benzetmeye bak yarabbi! Allah kimseyi sinekle kıyaslama noktasına düşürmesin. Tabii insan düşünüyor, bu nasıl bir devrandır ki, bir kadına bu sözleri söyletiyor. Devran, evet bu devran, kötü bir devran olmasa hiç bir kadın bu sözü söylemez?!?

Düşünsenize sineğin konduğu pislikler saymakla bitmez. Ama işte erkek sıfatı, pisliğe konsa da her şeyi değiştiriyor; erkek ya, kutsuyor. O da sinek olsa bile, evde de değil, başında olsun istiyor. Oysa eskiden ne beyaz atlı prensler, ne yakışıklılardan söz edilirdi de siz dönüp bakmazdınız bile… Ne lokman hekimler, ne avukatlar…. Durun, durun bacılar, ne diyom ben ya… Bir kadın bunu niye der? Hangi sebepten? Böyle bir kadının eş aramadığı kesin. Eş olsa sinek demezdi. Kadın sevince, sevdiğine havada uçan tozu bile kondurmaz. Hele sinek, öyle bir sineklik yer ki, üç gün yıkansa yapıştığı yerden sökülmez. O zaman sorun ne? Tabii ki devran değil. Öyle söylediğime ne bakıyorsunuz. Cehalet arkadaş, cehalet. Yoksa “yüzün kiminle gülüyorsa yüreğin oradadır” demişler. Düşünsenize, yüzünüze sinek konuyor ve siz onu kovmak için bir şaplak yapıştırıyorsunuz. Sonra da canınız acıyor, yüzünüz buruşuyor, üstüne bir de küfür savuruyorsunuz: “kesin erkek sinektir, şerefsiz!”

Hayat işte, öğreniyoruz; beyaz atlı prensten, kara sineğe ne değişiyor erkeklikte? Sinirlenmeyin, sinirlenmek yok. Bak şişersiniz, söylemedi demeyin. Bu ne gerginlik arkadaş, bu ne saldırganlık. Sanki tüm saldırgan, agresif tipleri internete özel olarak çekmişler. Bir söz söyleyemiyorsun. Hakikatten bunlar gerçek yaşamlarında da böyleler mi? Merak ediyorum yani. Çünkü eğer böylelerse hemen söyleyeyim; Allah beni bunlarla yüz yüze getirmesin, kesin katil olurum. Bunlar internete girince böyle mutasyona mı uğruyorlar ne? Saçma sapan, geri zekalı, anlayış kıtı, avanak tipler ortaya çıkıyor. Allah sizi inandırsın geçen baktım bazıları bir habere fikirlerini yazmış. Ben de yazayım dedim. Fikir değil mi canım, ne olacak! Ülkede özgürlük var?!? Öyle değilmiş. Siz siz olun öyle her şeye “özgürlük var” edasıyla atlamayın. Sözler havada uçuştu, büyük çoğunluğu da az biraz küfürlüydü… Ne, “bu ne kullanıyor, aynısında istiyorum”lar kaldı, ne maymunluk… Hani bana bir şey deseler içim yanmaz?!? Olan maymuna oldu. Hiç yoktan hakarete uğradı. “Bu ne kullanıyor” sözüne gelince, “canım, sen bilmezsin. Biz hayatın ilmini içtik. Bize vız gelir bilim, tırıs gider uzay-zaman!?! Bu her kadının harcıdır, ilmin güzelliğin yüreğe yerleştikten sonra… Tamam mı, kendi önde zekası arkasından koşan yavrum” diyesim geldi. Dürüst davranmak gerekirse ne yapmak istiyorum biliyor musunuz? Bunların internette mutasyona uğramış halini size göstermek… Gerçi çok zor değil, bir elime geçirsem ağzı ile burnunun yerini değiştireceğim. Ayak baş, baş ayak olacak şekle dönüştüreceğim. İşte o zaman internetteki mutasyona uğramış halini size gösterebilirdim. Yani çizimde bir hata yoksa aynen böyle tiplemeler var…  Baş ayak, ayak baş, burun ağız, ağız kulak… Ben bunu kafamda canlandırabiliyorum, Frida bunu mükemmel çizerdi. “Aklı ayakta, kulak ağızda” resmi google ana sayfasında…

Şunu anladım, karşındakinin akılsız olduğunu anladığın an geri çekil, akılsız sayısını ikiye çıkarma. Ya arkadaş, okumadan kafadan yorum yapıyor. Resmen cehalet dönemine taş çıkarırcasına konuşuyor. Bilip, bilmeden öyle ukalaca sözler sarf ediyor ki, sanırsın evrenin sırrını çözmüş, seni buna ortak etmek istemiyor havasında… Egoya bak ya! Zaten kadının başına ne geliyorsa erkeğin bu ‘çok biliyorum’ havasından geliyor. Adam da öyle bir hava var ki, yanından fırtına gibi geçiyor, arkasından gelen gençler… Sanırsın Al Pacino’nun filmlerinden birindeyiz, rüzgar gibi geçiyor kabadayılar, şimdi konuşacak silahlar… Hava bu! Basıyor da basıyor… Şişiyor ego… Dağa çarpsa, dağ sarsılır sanırsınız. Oysa topu topu bir merdiven inecek. Tüm havası bundan. Zaten kadın da o yüzden diyor: “erkek olsun da, sinek kadar olsun.” Ne diyeyim şimdi? Sineğin havası işte. Olsa ne olur, olmazsa ne!?! Gidip-geldiği yer belli! Yoksa evrenin sırrı hala kadında…