“Beşiği oynatan el, dünyayı oynattı!”

- Fidan YILDIRIM
318 görüntüleme

“Dünya’da nasıl adalet bekleyebiliriz, davalarını hakkıyla savunmaya çalışan bu kadar az kişi varken? Ne kadar güzel, güneşli bir gün ve ben gitmek zorundayım. Ama benim ölümüm neden sorun olsun ki, eğer insanlar bizim sayemizde uyanırlarsa ve harekete geçerlerse!”

Sophie Scholl: Nazi ve savaş karşıtı etkinlikleri nedeniyle ağabeyi Hans ile birlikte katledilmiş ve 1970’lerden bu yana Almanya’nın savaş karşıtı en büyük kahramanlarından biri olarak değerlendirilen bir genç direnişçi kadın. Scholl, şiddet yöntemlerinden uzak duran “Beyaz Gül” isimli bir gençlik örgütü mensubuydu ve Alman toplumunun Nazi karabasanına teslim olduğu bir dönemde itirazın dili olma cesaretini gösteren bir avuç insandan biriydi.

Kimliğinde yer alan adıyla Sophia Magdalena Scholl 9 Mayıs 1921’de Baden-Württemberg’in kuzeyinde bulunan ve babasının belediye başkanı olduğu Forchtenberg am Kocher’de doğdu. Altı çocuklu ailesinin dördüncü çocuğuydu. Liberal bir politikacı olan babası Robert Scholl ateşli bir Nazi karşıtıydı.

Bir Lutherci olarak yetiştirilen Sophie, 7 yaşında ilkokula başladı. Hızlı öğrenen bir çocuktu. Ailesi 1930’da Ludwigsburg’a, iki yıl sonra da babasının bir iş danışma ofisinin bulunduğu Ulm’a taşındı. 1932’de Sophie ortaokula başladı. 12 yaşındayken de çoğu arkadaşı gibi, ‘Bund Deutscher Mädel’e (Alman Kızlar Birliği) gitmeye karar verdi. Ancak içinden gelen coşku ve heyecan ona eleştirel bir bakış açısı da kazandırıyordu. Babasının, arkadaşlarının, hatta hocalarının bile farklı politik görüşlerinin farkındaydı. Arkadaş seçiminde politik eğilimleri esas almaya başladı. Ağabeyleri ve arkadaşlarının ‘Alman Gençlik Hareketi’ne katılmaları nedeniyle 1937’de tutuklanmaları Sophie’nin üzerinde büyük etki bıraktı.

sophieTutkulu ve inançlı bir okuyucu

Sophie çizim ve resim konusunda çok yetenekliydi; toplumca ‘aykırı’, ‘dejenere’ olarak nitelendirilen bazı sanatçılarla ilişki kurmuştu. Tutkulu bir okuyucu olarak felsefe ve teolojiye karşı büyük bir ilgisi vardı. Sıkı bir Hristiyan olarak Tanrı’ya ve her insanın değerli olduğuna dair inancı onun Nazi ideolojisine karşı çıkışının temellerini oluşturdu.

1940 yazında ortaokuldan mezun olan Sophie’nin mezuniyet için yazdığı makalenin başlığı şuydu: “Beşiği oynatan el, dünyayı oynattı!”

Sophie çocukları çok seviyordu; bu nedenle anaokulu öğretmeni olmayı seçti ve Ulm-Söflingen’deki Fröbel Enstitüsü’nde bu görevde çalışmaya başladı. Bu mesleği aynı zamanda üniversiteye gitmek için gerekli olan Ulusal İş Servisi’ne (Reichsarbeitdienst) alternatif olabileceği umuduyla seçmişti. Ancak, 1941 ilkbaharında Blumberg’de askeri bir birlikte altı ay süresince savaş dönemi yardımı kapsamında kreş öğretmenliği yapmak zorunda kaldı. Askeri hizmet benzeri bu görev, onun politik durum ve pasif bir direnişi geliştirme üzerinde daha fazla düşünmesine vesile oldu.

Politik görüşlerin şekillendiği yıllar

Zorunlu ulusal hizmet ardından Mayıs 1942’de Münih Üniversitesi’ne biyoloji ve felsefe öğrencisi olarak girdi. Aynı üniversitede tıp okuyan ağabeyi Hans onu arkadaşlarıyla tanıştırdı. Bu öğrenci grubu daha çok politik görüşleri ile tanınsalar da onları birbirlerine bağlayan daha geniş bir ilgi zeminleri vardı: Sanat, müzik, edebiyat, felsefe ve teolojiye ilgilerinin yanısıra dağlara tırmanma, kayak ve yüzme hobileri vardı. Sık sık birlikte konserlere, tiyatro oyunlarına ve konferanslara katılıyorlardı.

Münih’te böyle zengin ruhlu bir arkadaş grubuna dahil olmanın yanısıra Sophie bir grup sanatçı, yazar ve filozofla da tanıştı. Bunlardan Carl Muth ve Thedor Haecker onun için önemli bağlantılardı. Bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiği sorusu en çok kafa yordukları soruydu.

1942 yaz tatili sırasında Sophie, Ulm’daki bir metalurji fabrikasında savaş hizmeti kapsamında çalışmak zorunda kaldı. Aynı dönemde babası da bir çalışanına Hitler’i eleştiren bir söz söylediği için hapiste bulunuyordu.

SOPHIE SCHOLL 1Şiddet içermeyen “Beyaz Gül”

Sophie Scholl, dini düşünceleri güçlü bir genç kadındı. Erkek arkadaşı Fritz Hartnagel Mayıs 1942’de Doğu cephesine savaşmak üzere gönderildiğinde Kardinal John Henry Newman’ın bir vaazından iki bölüm vermişti onu savaşta koruması dileğiyle. “Beyaz Gül” adlı şiddet içermeyen direniş grubunun kuruluşunu tetikleyen de yine bir din adamının vaazıydı. Sophie ve arkadaşları Münster’in Roma Katolik Piskoposu Clemens August Graf von Galen’in Nazi karşıtı çok sert bir vaazını okuduktan sonra “Beyaz Gül”ü kurdular. Lutherci olmasına karşın Sophie, Katolik piskoposun vaazından etkilenmişti.

Hartnagel’in, Sovyet askerlerinin Almanlarca çukurlarda nasıl kurşuna dizildikleri ya da toplu Yahudi katliamlarına ilişkin Doğu savaş cephesinden gönderdiği haberler Sophie ve arkadaşlarını dehşete düşürüyordu. Sophie erkek arkadaşı Hartnagel ile yazışmalarında “vicdan teolojisi” üzerine derin tartışmalar yapıyordu.

Politik direniş örgütlülüğü

“Beyaz Gül” grubunun çekirdek kadrosunu Hans Scholl (Sophie’nin ağabeyi), Willi Graf ve Christoph Probst oluşturuyordu. 1942 yazının başlarında bu genç adamlar ortaklaşa altı adet Nazi karşıtı politik direniş broşürü kaleme aldılar. Yaygın kanının tersine Sophie bu makalelerin yazarlarından biri değildi. Başlangıçta ağabeyi onun kesinlikle eylemlerinden haberdar olmaması taraftarıydı. Ancak Sophie bir kez bu faaliyetleri sezdikten sonra onlar için yararlı olabileceğini gösterdi. Zira bir kadının Nazi polis örgütü SS’in herhangi bir mensubu tarafından durdurulma riski daha azdı. “Beyaz Gül” olarak kendini tanımlayan grup, Almanları Nazilere karşı pasif direniş içine çekme çabasındaydı. Sophie ve grubun diğer üyeleri 18 Şubat 1943’de altıncı broşürü dağıttıkları için Münih Üniversitesi’nde tutuklandılar.

Giyotinle katledildiler

22 Şubat 1943’de yargılandığı mahkeme huzurunda şunları söylüyordu Sophie Scholl: “Birisi bir başlangıç yapmak zorundaydı. Bizim yazdıklarımız ve söylediklerimize diğerleri de inanıyor. Onlar sadece kendilerini bizim yaptığımız gibi ifade etmekten çekiniyor.”

Mahkeme Sophie ile birlikte ağabeyi Hans Scholl ile arkadaşları Christoph Probst’u suçlu bularak ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla ölüme mahkum etti. Mahkemeden yalnızca birkaç saat sonra, saat 17.00’de üçü de Münih’in Stadelheim Hapishanesi’nde giyotinle idam edildiler. İdamın tanıkları daha sonra onun nasıl cesurca  idama yürüdüğünü dile getirdiler. Sophie’nin son sözleri şunlardı: “Dünya’da nasıl adalet bekleyebiliriz, davalarını hakkıyla savunmaya çalışan bu kadar az kişi varken? Ne kadar güzel, güneşli bir gün ve ben gitmek zorundayım. Ama benim ölümüm neden sorun olsun ki, eğer insanlar bizim sayemizde uyanırlarsa ve harekete geçerlerse!”

SOPHIE SCHOLL 4Adları ve direnişleri unutulmadı

Sophie ile ağabeyi ve arkadaşının idamına gerekçe yapılan altıncı broşürün bir kopyası bir jüri üyesi tarafından İskandinavya’ya gizlice çıkarıldı. Müttefik Kuvvetler bu broşürden milyonlarca kopyayı “Münih Öğrencilerinin Manifestosu” başlığıyla uçaklardan Almanya’nın dört bir tarafına attılar.

“Beyaz Gül” grubunun eylemleri Hitler faşizminin ağır baskısı altında sindirilmiş bir toplum içinden çıkan yürekli beş gencin olağanüstü cesur çıkışı olarak çokca tartışılmış ve tarihte önemli bir yer edinmiştir.

Sophie Scholl ve ağabeyi Hans’ın ismi birçok okul, cadde ve meydana verilmiştir. 22 Şubat 2003’de Sophie’nin bir büstü Bavyera Hükümeti tarafından Walhalla anıtına yerleştirilmiştir.

2003’de Alman televizyon kanalı ZDF’in Almanya’nın en önemli on kişisini belirlemek için ulus çapında düzenlediği yarışmada Sophie ve Hans Scholl dördüncü sırada yer almıştır. Daha önceleri de “Brigitte” isimli Alman kadın dergisi Sophie Scholl’u “yirminci yüzyılın en büyük kadını” olarak ilan etmişti.

Şubat 2005’de “Sophie Scholl-Die letzten Tage” (Sophie Scholl’un Son Günleri) adlı bir film arşivlerden de yararlanılarak çevrilmiştir. Ondan önce de “Beyaz Gül” ve kahramanları üç filme konu olmuşlardı.

Sophie Scholl ve “Beyaz Gül” birçok kitaba da konu olmuştur.