Dağ çiçekleri kokan bir devrim

- Tekoşin Ozan
309 görüntüleme

YPJ-1Rojava Devrimi 3. yılını geride bıraktı. Sözün gelişi geride bırakmak. Aslında 3 yıldır geleceği örüyor Rojava. Yeni algılar, yeni yaşamlar, yeni yol yöntemler örüyor. Yeni ilişkiler, yeni bağlar kuruyor insanlar, kadınlar, halklar, inançlar arasında. Binlerce yıl önce bu topraklarda başlayan toplumsallığın evrensel değerlerine yeniden can verme iddiasıyla ve yine kadınların öncülüğünde… Bütün dünyanın dikkatini çekmesi bundan. Yeni olan her şeyin verdiği heyecan, yarattığı umut değil sadece, yüklendiği tarihi özlemden aslında. Bir ceninin ana karnında büyüyünceye kadar  canlıların varoluşundan beri izlediği tüm evrimsel gelişmeleri tekrar yaşaması gibi adeta uygarlık tarihi boyunca yaşananları bu 3 yıl içerisinde yaşayarak büyüdü, büyüyor… Rojava’da insanlığın en insanlıktan kopan haliyle, en insan hali çarpıştı 3 yıl boyunca ve çarpışmaya devam ediyor.

Sümer krallarından kalan kadınların savaş ganimeti olarak pazarlarda satılık mal haline getirilmesi, insanların tanrıların dışkısından yaratıldığı için hiç bir değerinin olamayacağı inancı, 1500 yıl önceki kafa kesme, çarmıha germe, deri yüzme, yakma, yüksek yerlerden atarak öldürme, taşlayarak recm etme tarzı katliamlar uygulaması ve o çağın yaşam tarzını dayatması, son derece yeni teknolojik silahlarla donanmış kabartılmış erkekliğin koyu dogma haline gelmiş inanç tarzıyla, kadınlık adına dünyada hiç bir şey bırakmama amacıyla saldırması ve tüm bu uygulamaların Hollywood teknikleriyle filmleştirilip internet dünyasında örgütlenme aracına dönüştürülmesi… Devletli iktidarcı tarihin özeti gibi Rojava’ya saldıran çetelerin gerçeği…. Yoğunlaşan bu erkek egemen odağa karşı özgürlüğe adanmış, sade, yürekli genç kadın ve erkeklerin yenilmezliği var…. Küçük Atina kent demokrasisinin büyük Pers ordusu karşısında kendi topraklarını başarıyla savunabilmesi gibi… Bir hiç olarak görülen kadınların her türlü işkence yakma ve idam sehpasına götürme politikalarına rağmen günümüzdeki bir çok yaşamsal haklarını kendi direnişleriyle kazanmaları gibi… “Me”leri çalınan ve tanrılar panteonundan çıkarılan Tanrıçaların, Rozalar’da, Zilanlar’da, Saralar’da yeniden hayat bulup bu sistemi temellerinden sarsması gibi değil, ta kendisi… Rojava Devrimi tarih yüklü… Büyük acılar yüklü… Büyük kahramanlık ve başarılar yüklü… Rojava Devrimi insan olmanın onuruyla yüklü… Kadın olmanın değerliliğiyle yüklü…

YPJ-DAG CICEKLERI-1Bu kapasite birden bire ya da rastgele ortaya çıkmadı kuşkusuz. Yaşam felsefesi, tarih bilinci, özgürlük ideali olmayan bir hareketin, kadınların ya da bir halkın kendini bu kadar güçlü savunması, tarihsel gelişmeleri toplumsal yaşamın bütün boyutlarını etkileyecek düzeyde geliştirmesi mümkün olamazdı. Dayandığı paradigmal zemindir Rojava’yı şahlandıran. Rojava Devrimi, Reber APO’nun demokratik ulus projesinin somutlaşmış halidir, görünür, anlaşılır, yaşanılır hale geldiği yerdir. Kürt, Arap, Asuri-Süryani, Ermeni, Türkmen halklarının düşman olmadığı, yaratılan çelişkileri üzerinden iktidar odaklarının kendini yaşatmadığı, devlet olmaksızın bütün farklılıklarıyla birlikte insanların daha özgür, barışçıl ve kendine yeter yaşayabildiğini, ikinci cins olmanın kadınların kaderi olmadığını, özgür-eşit bir kadın-erkek sosyalitesinin mümkün olduğunu yaşam tarzı haline örgütlenme tarzı haline getiren bu sistem, Reber APO’nun demokratik modernite perspektifleri üzerinden inşa ediliyor. Ama Reber APO imralı’da bu düşüncelerinden dolayı esaret altında… 16 yıldır tek başına ve çok zor koşullarda kalıyor olmasına rağmen, “tecrit” sürekli gündemde tutulan bir şantaj aracı. Halkları demokratik zeminde buluşturan, kadınlara bir özgürlük vahası yaratan Rojava devriminin ve devrimin koruyucuları olan YPG-YPJ savunma güçlerinin bütün dünya tarafından büyük ilgi ve övgüyle takip ediliyor olmasına rağmen, Reber APO’nun İmralı’da bu bakış açısından dolayı ağır tecrit altında tutulması ne büyük çelişki…

Bir de dağlar var tabii… Dağlarda yıllarca Kürt halkının da özgür yaşam hakkı olduğuna, bütün bölge halklarıyla saygı sevgi ilişkilerini geliştirerek birlikte yaşayabileceğine ve bütün bunların kadınların özgürlüğüyle mümkün olduğuna inanarak savaşan kadınlar ve erkekler Rojava Devrimi’nin en büyük ilham kaynağı. Şimdilerde bütün dünyada YPJ ve YPG’nin IŞİD vahşeti karşısındaki kahramanca direnişleri büyük hayranlıkla izlenirken, demokratik özgürlükçü örgütlenme modelleri örnek alınmaya çalışılırken, bu kadınların ve erkeklerin ilham kaynağına yıllarca “terörist” demenin anlam bunalımı yaşanıyor mu acaba? Yaşanmamalı mı? Kadınların mücadele gücü dağlarda büyüdü. Gözlerden ırak insan iradesinin katlanabileceği en zor koşullarda iradesi çelikleşen ve korkusuzlaşan kadınlar, doğanın bir parçası haline gelerek yaşamın anlamını yeniden tanımladılar.  Yaşamın en doğal haline ulaşmaya çalışan dağlı kadınların çevrelerine verdiği ışıktan beslendi Rojava Devrimi’nin kadınları… YPJ’li her kadının gülüşünde Zilanlar’ın mimikleri var. Gözlerinin ferini aydınlatan Beritanlar’ın güneşi… Rojava tamamen ovalık bir coğrafyaya sahip olsa da, Rojava devrimi dağ çiçekleri kokan bir devrim…

Rojava devriminin dünya kadınları ve halkları tarafından desteklenmesine ihtiyacı olduğu kadar, dünyanın da bu cennet kokusunu çekmeye ve yayılan özgür yaşam ışığında ısınmaya ihtiyacı var… Öyle değil mi?