Daha çoook arıza çıkacak

- KAKTÜS
245 görüntüleme

Evet değerli Kaktüs okuyucuları, bir yılı daha geride bırakıyoruz. Sağa-sola bakıyorum, herkes bir şeyler söylüyor. Dayanamadım, ben de bir kaç kelam edeyim dedim. Hafızayı tazelemek iyidir. “Unutma, unutturma, unutanı da utandır.” Sloganımız bu.

Benim için her zaman bazı şeyler merak konusu olmuştur. Zaten insanı yakan genelde merak ettikleridir. Merak etmeye bebek yaşta başlarsınız. Örneğin soba bir bebek için merak konusudur. Kendini yakmayınca kadar da sobanın peşini bırakmaz. Sonunda kendini yakar ve her sobayı gördüğünde şöyle der: “uf, uf…”
O bir çocuk. Merak etmeden hayatı öğrenemez. Doğal olarak bu hayatta bazı şeyler acı çekilmeden de öğrenilmiyor. O yüzden bebek belli bir yaşa kadar acı çeke çeke öğreniyor yaşamı. Keşke hiç öğrenmese diyeceğim ama…
Lakin bu hayatta hiçbir şey öğrenemeyenler de var… Adam bakan olmuş, başbakan olmuş, cumhurun başına kadar da çıkmış ama bir bebeğin merakını bile edinememiş. Zaten kendimi bildim bileli böylelerine hep acımışımdır. Bir inek tarafından bile ucu koparılmadan ot gelip, saman gidecek bu dünyadan… Peki, siz bunun ne demek olduğunu biliyor musunuz? Yani hiçbir işe yaramamak… Zavallılığın dip noktasına düşmek ve cehalete türkü yakmak… “Olmak ya da olmamak… İşte tüm mesele bu!”
Düşünüyorum ve merak ediyorum, üstelikte konuşuyorum. Var mı ağzını açan!?! Bunu aklından geçiren varsa bir daha düşünmesini tavsiye ederim…
Varmak istediğim noktaya gelecek olursak; bir toplumun arızalı olduğunu nereden anlarsınız? Eğer bir toplumda kadının kahkahasından rahatsız olunuyorsa ve bir erkeğin ağlamasıyla alay ediliyorsa bilin ki orada bir arıza var. Çünkü “cennetin” kendisine bir küfür var…
Neden? Çünkü kadının kahkahası “cennetin” insana gülümseyen yüzüdür, hatta kendisidir. Peki, arıza nerededir? İnsanlara “cenneti” vadedeceksin ama “cennetin” gülümseyen yüzüne orus.. diyeceksin… Ağlayan bir erkeğe  “ne ağlıyorsun öyle kız gibi…” diyerek aşağılayacaksın.  İşte arızaların daniskasıdır bunlar!
Geçen yıla ilişkin birkaç arıza daha söylemeden edemeyeceğim. Sıkılmadınız inşallah! Sıkıldıysanız aşağıdaki bulmacayı çözebilirsiniz. Tabi çözebiliyorsanız!?!
Şimdi her fırsatta önüne gelen anneliğin kutsallığından dem vuruyor. Hatta Cumhurbaşkanı işi epey bir abartıp; “muhasır medeniyetler seviyesine çıkmak istiyorsak, bu milletin güçlü olması lazım. Ekonomide ‘genç demek, dinamik demek’, bu ülkede yıllarca doğum kontrolü ihaneti yaptılar ve neslimizi kuruttular” diyor. Keşke senin hiç neslin türemeseydi. Senden ne hayır gördük ki neslinden ne hayır görelim…
Zaten Cumhurbaşkanı konuştu mu, bakana da b.k yemek düşer. “Manavdan muz almıyoruz. ‘Ben sezaryen istiyorum’ diyen hastanın böyle bir hakkı yok. İşin fıtratı normal doğumdur. Hasta ikna olmak istemiyorsa psikolojik destek verelim.”
Oha! O çocuk doğacak arkadaş!
Eh, bakanın bilmem ne yediği yerde imam eksik olur mu? “Edepsizlik ayyuka çıkmış. Hanımların belli zamanlarda kullandıkları bazı gereçlerin kanatlısının, kanatsızının reklamı yapılıyor. Ayıptır, gösterilmez. Hamilelik de mahrem bir şeydir. Özeldir. Hamileler sokağa çıkmasın demiyorum, ama erkekler arabasıyla alsın, akşamüstü dolaştırsın… Çalışan kadın doğurmayan kadındır. Benim ümmetim zarar gördü. Her çalışan kadın gözü doymamış erkek demektir… Kadınlığı arızalı olduğu için erkeğin gözü açtır. O evinde erkeği eksik bırakıyor, erkeği de iş yerinde başka kadına tasallut oluyor. Böyle fuhuş değil ama fuhuşa hazırlık yapan sürece destek oluyor…”

Ne oldu? Yerinizde kilitlendiniz, donup kaldınız değil mi? Kanınız mı çekildi bedeninizden?
Biri kadının doğurmasını medeniyetin ve ekonominin belkemiği olarak görüyor, öbürü sezaryene manavdaki muz muamelesi yapıyor. Diğeri de anneliği mahrem görüp, hamile kadınların gündüz dışarı çıkmasını edepsizlik olarak değerlendiriyor. Peki, bu anneliğin kutsallığı nerede kaldı?
Toplumda bir söz vardır; “yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş” diye. Hepiniz aynı yerden çıktınız, neyi beğenmiyorsunuz? Bir zamanlar olduğunuz yerden böyle niye utanıyorsunuz? Siz de bir annenin karnında yatmadınız mı, nedir bu hamile kadın görme korkusu?

Bir de utanmadan çalışan kadınlara ‘arızalı’ diyor. Erkek açgözlüymüş, doyurulması gerekirmiş… Erkekliğin ayyuka çıkarıldığı bir yerde erkekliğin gözünü sen bile doyuramazsın çapa!
Şimdi ananın kutsallığı, cennetin ayaklarının altında oluşu gibi edebiyatları bırakalım. Hiçbir kadının yaşanan realite karşısında edebiyata ihtiyacı yok. Kadınlığı, analığı yani kutsal olanı çiğnemeyelim, bu yeter. Yoksa daha çok arıza çıkacak… O yüzden yeni yılınızda arızasız günler dilerim…