Devrim oldu da, peki kadın özgürlüğü?

- Mihriban ERSÖZ
364 görüntüleme

Küba Cumhuriyeti, 20. yüzyılın devrimler tarihinde özel ve önemli bir yere sahip olan ülkelerin başında geliyor. 26 Temmuz Hareketi adıyla başlayan ve Fidel Castro, Ernesto Che Guevara gibi devrimci öncülerin yanında Celia Sanchez, Vilma Espin gibi kadın devrimci öncülerin de yer aldığı devrim 1 Ocak 1959 tarihinde başarıya ulaşır. Küba, 1492’de Kristof Kolomb’un öncülük ettiği İspanyol işgalciliğini 19. yüzyılın sonuna kadar yaşar. Yüzlerce yıl süren bu sömürgecilik tarihi boyunca bu ada ülkesinin sahibi olan Kızılderili halkın yarısından fazlası katledilirken, kalanlar da farklı nedenlerle (hastalıklar vb) yok olurlar. Bugün bu adanın yerli halkının ne kültürü var, ne dili, ne de varlığı… Sömürgecilik tarihi boyunca Latin Amerika halklarının özgürlük mücadelesi Simon Bolivar’ın öncülük ettiği hareketleri ya da Jose Marti’nin yurtseverlik ve anti-sömürgecilik idealleri ve mücadelesiyle şekillenir. 19. yüzyıldan sonra ise bu kez sömürgecilik ABD’ye geçer. Küba’da 1 Ocak 1959 tarihinde başarıya ulaşan ve Batista diktatörlüğü şahsında ABD sömürgeciliği yenilgiye uğratılır.

kübaa

Devrime damga vuran kadınlar…

Küba devriminin üzerinden 56 yıl geçti. Bu yıllar boyunca Küba Cumhuriyeti’ne yönelik sayısız askeri, ekonomik, siyasal vb saldırı gerçekleşir. Bu saldırılar karşısında Küba devrimi ve halkı hep direnir. Bu saldırıların öncüsü ve yürütücüsü ise kapitalist sistemin ilk akla gelen devletlerinden biri olan ABD’dir…

Küba devrimi 20. yüzyıl boyunca ulusal kurtuluş mücadelesi veren halklara örnek olur, umut verir. Vietnam devrimi gibi…

Küba devriminin bugünü nasıldır peki? Tüm saldırılar ve direnişin yanında özellikle kadın açısından Küba’da toplumsal yaşam nasıl? Kadının devrim sonrasında olumlu ve olumsuz yanlarıyla ulaştığı düzey nedir?

Küba devrimine damgasını vuran sayısız kadın kahraman ve devrimci var. Devrim sonrasında yapılan birçok düzenleme ve örgütlenme arasında kadına dönük örgütlenmeler de var. Toplumsal örgütlenmelerin ilki ise 23 Ağustos 1960 tarihinde Vilma Espin’in öncülüğünde kurulan Küba Kadın Federasyonu’dur. Küba Kadın Federasyonu birçok kadın organizasyonunun ortaklaşmasıyla kurulur. Devrim sürecine yoğun katılan kadınların devrim sonrasında da haklarına ve sorunlarına dönük çalışmalar bu federasyon etrafında yürütülür. Yüzlerce yılı kapsayan sömürgecilik en çok kadını vurmuştur. Ve kadının yaşadığı sorunlar oldukça derindir. Batista diktatörlüğü sürecinde kadınlar bedensel, emeksel olarak önemli bir sömürü nesnesi olarak görülür. Bu süreçte kadınlar en çok zenginlerin evinde hizmetçidir, ya da fuhuş alanında sömürülür. Şiddet her alanda vardır. Bunun yanında erkek egemenlikli zihniyet ve maçoluk kültürü toplumda bugün de halen aşılamayan temel sorunların başında geliyor.

 

CEDAW’a ilk imza atan ülke

Devrim ve sonrasında Küba Kadın Federasyonu kadını örgütleme çalışmalarına yüklenirler. İlk olarak eğitim kampanyaları başlatırlar. Kadını toplumsal alana katmak, işgücüne katılımlarını sağlamak ve kadınların tam eşitliğine ulaşmak temel amaçtır. Şehirlerin yanında kırsal alanda köylerde de kadına dönük okullar açılır. İdeolojik eğitimlere de önem verirler. Küba’da bugün genel olarak toplumdaki eğitim ve okuma yazma oranı %99’dur.

Devrimin her alanında kadının katılımında artış yaşanır. 1975 yılında Aile Yasası çıkarılır ve erkeğe çocuk, aile, ev işlerine katılım ve eşit sorumluluk, yine aksi durumda cezai yaptırımlar geliştirilir. Kadına yaklaşım, aile vb kavramların toplumda sorgulanması amaçlanır. Yine kadının kürtaj hakkı yasal güvenceye alınır. Kadının sağlık, üreme, çocuk bakımı vb konularda hizmetlerden yararlanması sağlanır. Bugün Küba’da bebek ölüm oranı tüm Amerika kıtasının en düşük oranına sahiptir. 1979 yılında Küba Kadın Federasyonu ve federasyonun kurucus olan Vilma Espin homofobik anlayışlarla mücadele de yürütür ve 1979 yılında yasal alanda kararlar alınmasını sağlar.

İstatistiki bilgilere baktığımızda Küba’daki kadınların toplumsal alana katılımlarının önemli bir düzeyde olduğunu söylemek mümkün. 2008’de kadınların istihdamı %60’a ulaşır. Parlamentoda (270 parlamenter var) kadın parlamenterlerin oranı yarıya yakındır. Genelde yöneticilerin % 39,1’i, teknik personellerin ve uzmanların %65,7’si, hakimlerin %71’i, bakanların %25’i, bilimsel alandaki yöneticilerin %51’i kadındır. Kadınlar en fazla eğitim ve sağlık alanında yer alıyorlar.

Küba, uluslararası alandaki kadına dönük anlaşmalara da ilk katılan ülkelerden biri. Örneğin CEDAW’a (BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) ilk imza atan ülkedir.Vilma Espin

Devrime rağmen şiddet sürüyor

Bugün açısından, Küba’da kadın hakları ve özgürlüğü konusunda önemli adımlar ve çalışmalar olmakla birlikte ciddi sorunlar da yaşanmaktadır. Yasalara rağmen zihniyette ve yaşamda erkek egemenlikli anlayış ve maçoluk kültürü halen güçlü. Bu konuda da devrime çok büyük ihtiyaç olduğu açığa çıkıyor. Küba devrimi ile ABD sömürgeciliği ve Batista diktatörlüğü sökülüp atılsa da, erkek egemenlikli zihniyetin ve dayatmaların sökülüp atılması daha büyük, sürekli, derin bir mücadeleyi ve devrimi gerektiriyor.

Temel sorunlardan biri kadına dönük ev içi ve dışındaki şiddet, taciz ve tecavüz olaylarıdır. Küba’ya dönük uluslararası ambargolar önemli oranda ekonomik soruna neden olmuştur. Yine alternatif çözüm projelerinin de geliştirilmemesi mevcut durumda bir durgunluğa ve tıkanmayı beraberinde getirmiştir.

Ekonomik alandaki sorunların sonuçları en çok kadın ve çocukları zorluyor. Küba’da son yıllarda boşanma oranı büyük bir yükseliş içinde. Boşanmalarda yasa gereği çocuklar erkeğe verilmiyor. Bunun olumlu boyutu yanında kadının çocuklarını besleme-bakma sorunları da artıyor. Bu nedenle kadınlar evlenmiyorlar ya da tek çocuk dünyaya getiriyorlar. Fakat bu tedbirler yaşanan sorunları çok çözmüyor tabii. Yine kadının her alanda yüksek oranda yer alması, kadının özellikle siyasete ve diğer alanlara güçlü damga vurduğu anlamına gelmiyor.

Devrim kazanımları toplumsal sisteme dönüştürülmeli

Bugün Küba Kadın Federasyonu bu sorunlara dönük çalışmalarını her mahallede örgütlenerek aşmaya çalışıyor. Devrim sürecinde en çok ‘mükemmel bir toplum ve yaşam’ hedefi Küba toplumunu motive etmiş. Bu da toplumun her sorunun çözümünü sosyalist devletten beklemesine neden olmuş.  Sorunlarını çözme irade ve gücüne ulaşan bir toplumdan çok, sorunlarının çözümünü dışarıdan-devletten bekleyen bir toplum gerçekliği var. Buna dönük de çözüm üretme ihtiyacı kendini hissettirmeye başlamış. Örneğin henüz zayıf da olsa ekonomik alanda kooperatif tarzı örgütlenmeler geliştirilmeye çalışılıyor.

Küba’da devrim sonrası önemli kazanımlar elde edilse de, bu kazanımları toplumsal bir sisteme dönüştürme, toplumu öz iradesi, karar ve uygulama gücü haline getirmede kadınlara önemli rol düşüyor. Bunun yanında erkek egemenlikli sistemin zihniyette ve yaşamda aşılmasına dönük mücadelenin daha da yükseltilmesine ihtiyaç var. Yani kadın ve sosyal devrimle hala tamamlanması gereken bir devrim var.

Kadınların özgürlük mücadelesi açısından önemli bir tecrübe ve örnek olan Küba’daki kadınlarla Kürt kadınlarının mücadelesinin buluşması, tanışması ve ortaklaşması da diğer önemli bir boyut oluyor.