Dinbilimden feminizme: Mary Daly

- Fidan YILDIRIM
320 görüntüleme

Mary DalyMary Daly, Amerikalı bir radikal feminist felsefeci, akademisyen, dinbilimciydi ve kendisini “radikal lezbiyen feminist” olarak tanımlıyordu. 16 Ekim 1928’de New York-Schenectady’de doğan Mary Daly 3 Ocak 2010’da Massachusetts-Gardner’da 81 yaşında hayata veda etti.

Roma katolik kilisesine mensup bir ailede doğan Mary Daly, 1953 yılında Saint Mary Koleji’nde  din alanında felsefe doktoru ünvanını aldı. İsviçre’deki Fribourg Üniversitesi’nde Ortaçağ felsefesi ve Thomist dinbilim alanında iki doktora yaptı. Daha önce Saint Rose Koleji’nden İngilizce dalında  diploma almıştı. Mastırını yine İngilizce dalında Amerika Katolik Üniversitesi’nde yaptı. Boston Kolleji’nde 1967’den 1999’a kadar 33 yıl boyunca dinbilim, feminist ahlak ve ataerkillik üzerine dersler verdi.

Her ne kadar Daly geleneksel katolik düşüncesi temelinde bir dini eğitim görmüş ve Protestan dinbilimci Paul Tillich’den derinden etkilenmişse de giderek kendisini bir “post- Hristiyan” olarak tanımlıyor ve kendine özgü bir dinbilimi geliştiriyordu. Hristiyan düşüncesinin artık çağını doldurduğuna, yeni düşüncelerin tarihe yön vermeye başladığına inanıyordu. Batı gelenekleri konusundaki derin bilgisinden yola çıkarak ataerkilliğe dair teorik düşüncelerini geliştiriyor ve hem toplum vasıtasıyla erkeğin kadın üzerinde uyguladığı sistematik egemenliği hem de sosyal ve kültürel kurumlaşmaların bu egemenliği meşrulaştırmaya hizmet ettikleri gerçeğini deşifre ediyordu. Daly geleneksel üstün (ve genellikle erkek) bir tanrı düşüncesini reddederek yalnızca bilinçte varolmayıp kadının yaratıcılığı ile de güncelleştirilen bir mutlak ‘varlık’ algısını geliştirdi.

Mary Daly 2Mary Daly, Boston Koleji’nde 1967 yılında başlayan eğitmenlik serüveninde birçok kez engellemelerle karşılaştı. İlk kez işten kovulma tehdidi ile ilk kitabı olan “The Church and the Second Sex” (Kilise ve İkinci Cins) 1968’de basıldığında yüz yüze geldi. İş sözleşmesi feshedildi. Ne var ki, o zamanlar hepsi erkek olan öğrencilerin ve kamuoyunun kendisini desteklemesi sonucu göreve iade edildi.

Kolej’de özgür irade dersleri

Daly’nin Boston Koleji’ndeki bazı sınıflarına erkek öğrencileri almak istemeyişi de sorunlarla karşılaşmasına neden oldu. Daly, erkek öğrencileri tanıtım derslerine kabul ediyor ya da daha ileri ders almak isteyenlere özel dersler veriyordu. Fakat, ileri kadın araştırmaları derslerine erkek öğrenci kabul etmiyordu. Daly, erkek öğrencilerin varlığının kadınların rahat tartışmalarını önlediğini, aralarında şiddet görmüş kadınların da olduğunu belirtmesine karşın kolej yönetimi kadın-erkek herkesin eğitim hakkı olduğu ve böyle bir ayrımın hem kolej ilkelerine ve hem de federal yasalara aykırılık taşıdığı iddiasıyla erkek öğrencileri derslerine dahil etmesinde ısrar etti. 1998 yılında muhafazakar görüşlere sahip ‘Bireysel Haklar Merkezi’nin desteklediği iki erkek öğrenci koleje karşı ayrımcılık iddiasıyla dava açtılar. Sert tartışmalardan sonra Mary Daly, erkek öğrencileri sınıfına kabul etmektense derslerden ayrılmayı tercih etti. Kolej, Daly’nin çalışma hakkına son vererek onu istifaya zorladı. Daly’nin kolej aleyhine açtığı dava reddedildi. Kolej, Daly’nin kendi isteğiyle istifa ettiğini açıklarken başkaları ise onun istifaya zorlandığını ifade ettiler. Kendisinin özgür iradesiyle kadın öğrencilere ders verme hakkının Boston Koleji tarafından ihlal edilerek öğrencilerin yanıltıldığını savunan Daly, 2006’da olayları kendi cephesinden anlattığı “Amazon Grace: Recalling the Courage to Sin Big” (Amazon Grace: Büyük Günaha Cesareti Hatırlatma) isimli bir kitabı yayımladı.

ABD’nin o dönemki Dış İlişkiler Bakanı Condoleezza Rice’ın Boston Koleji’ndeki açılış konuşmasını protesto eden Daly’nin kendisi Amerika’daki ve başka ülkelerdeki birçok kampüste konuşmalar yaptı.

Mary Daly 3Feminist teolojinin temeli

Daly, birçok kitap yayınladı. En tanınmış olanı, 1973’de çıkan ikinci kitabı Tanrı’nın Ötesinde Baba kitabıdır. Bu kitabında Daly, Paul Tillich’in örneğini izleyerek kendi sistematik teolojisinin (dinbilim) çerçevesini çizdi. Kitap genellikle feminist teolojinin temeli olarak değerlendirilir ve Daly’nin Batı dinindeki erilmerkezliliği açıklama ve üstesinden gelme çabası olarak da ele alınabilir. Paul Tillich ve Martin Buber gibi varoluşcu dinbilimcilerin yazılarının eleştirel bir temelde ele alınması üzerine oturtulan kitap, “Tanrı sözleri”ni kadın özgürlük hareketi lehine rehabilite etme çabası ve mizahi yazı dili ile de dikkat çekmektedir.

1978’de yayınladığı, Kadın/Ekoloji: Radikal Feminizmin Metaetiği kitabında Daly, erkeğin tarih boyunca kadın üzerinde baskı kurmaya çalıştığından sözeder. Bu kitapta ataerkilliğin tarihi konusundaki eski düşüncelerinin ötesine geçerek bir din olarak tanımladığı ataerkilliğin süreklileşmesi için uygulanan güncel pratiklere yoğunlaşır.

Eril baskıdan kurtulmanın şarkıları…

Daly, “Saf Arzu: Temel Feminist Felsefe, 1984 ve “Websters’ First New Intergalactic Wickedary of the English Language” (1987) kitaplarında büyücülük ve kendinden geçme süreçlerine alternatif bir bakış açısı geliştirmeyi amaçlar. “Wickedary”de kadınların ataerkil baskıdan kendilerini kurtarmalarına yardım edeceğini düşündüğü tanımlar ve dini şarkılara yer verir. Ataerkil toplumun eril hegemonyanın sürekliliği için kadınlara yapıştırdığı etiketleri ortaya koyar. Daly “cadı”, “büyücü”, “deli” gibi yaftaların özgürlükçü karakterini açığa çıkarmanın kadınların işi olduğunu savunur.

Daly’nin çalışmaları feminizmi ve feminist dinbilimi etkilemeye devam ediyor. Aynı şekilde, sosyal necrofiliye (ölü sevicilik) bir alternatifi olarak biofili (canlı sevicilik) kavramının gelişmesini de etkiliyor. Daly bir vejeteryan ve hayvan hakları savunucusuydu. Şimdi artık fonksiyonu kalmamış olan “Hayvan Hakları Savunucusu Feministler” isimli bir grubun danışmanlarındandı.

Mary Daly 4Background: Kadınlar ülkesi

Daly, kadın olmanın ne demek olduğu konusunda kendi teorik antropolojisini (insan bilimi) oluşturmuştu. Dünyayı baskı üreten yanlış imajlar dünyası ve ortaklaşmanın gerçek dünyası olarak ayıran bir düşünce pratiği geliştirmişti. Bu iki alanı ‘ön plan’ (foreground) ve ‘arka plan’ (background) olarak tanımlıyordu. ‘Ön plan’ı ataerkilliğin ülkesi, ‘arka plan’ı ise kadın ülkesi olarak ele alıyordu. ‘Arka plan’ın ‘ön plan’ın sahte gerçekliğinin yüzeyinin altında ve arkasında olduğunu ileri sürüyordu. Daly’e göre ‘ön plan’, gerçekliğin bir çarpıtması, çoğu insanın içinde yaşadığı ataerkil toplumu ifade ediyordu; gerçekte enerjiden yoksundu ama ‘arka plan’da yaşayan kadının yaşam enerjisini tüketiyordu. Ona göre, ‘ön plan’ doğal yaşamı kirleten bir zehirler dünyası yaratıyordu. Erkek merkezli dünyayı (ön plan) tüm canlı şeylerden nefret eden, ölüsevici olarak değerlendiriyordu. Buna karşılık, ‘arka plan’ı tüm canlı şeylerin birleştiği bir yer olarak tasarlıyordu.

Mary Daly, önceleri dinde değişim arayışı içine girmiş; kiliseye katoliklikte kadın-erkek eşitliğinin yaratılması doğrultusunda çağrı yapıyordu. Ancak sonra örgütlü dinin karakteri gereği kadına karşı baskıcı olduğunu görerek şu değerlendirmede bulunmuştu: “Kadının kiliseden eşitlik talebi bir siyah derilinin Ku Klux Klan’dan eşitlik talebi ile karşılaştırılabilir.”

‘Kadınlar kapasitelerini geliştirmeli’

Daly, ilk kitabında kadınla erkek arasındaki eşitliğe vurgu yapmakta; ikisinin eşit yaratıldığını savunmaktaydı. Ancak daha sonraki kitabında eşitliği yine önemli bulmakla birlikte cinsler arası farklara daha çok yer vermeye başlamıştı. “Gyn/Ecology” kitabında ise, artık cins eşitliğine karşı çıkıyor; kadının erkeği yönetmesi gerektiğini savunuyordu. Yine, kadınların ataerkil sistemde köreltilen kapasitelerini geliştirmeleri üzerinde kafa yoruyordu.

Mary Daly, transseksüalizme de şiddetle karşı çıkıyordu. Erkeklerin kadın olamayacağını savunuyordu. Cerrahların ve hormon terapistlerinin kadınsı kişiler ürettiklerini, kadın üretemeyeceklerini savunuyordu. Daly, radikal feminizmin öncülerinden biri olarak ölümünden sonra da düşünceleriyle hala etkili bir yer tutmaya devam ediyor.