Erkeğin inşa ettiği tüm barajları aşalım

- Elif KAYA
230 görüntüleme

Kürt Özgürlük Hareketi insanlık değerlerini esas alan muazzam mücadele ve direniş geleneğiyle, yıllardır Kürt halkı üzerinde uygulanan tekçi ulus-devlet politikasını işlevsizleştirmeyi başarmış; farklılıkların eşit ve özgür tarzda bir arada yaşayabileceğinin mümkün olduğu örneğini ortaya koymuştur. Varlığı yok sayılan, en ufak özgürlük istemi katliam ve sürgünle sonuçlanan Kürt halkının son kırk yıllık amansız mücadelesi, sadece Kürt halkı için değil ezilen, yok sayılan, sömürülen, ötekileştirilen tüm kesimlere umut kaynağı olmuş; mücadelelerine yol, yöntem ve imkân sunmuştur.

Kürt Özgürlük Hareketi, toplumsal özgürlüğün temeline kadın özgürlüğünü koyan Reber APO’nun felsefesiyle sorunun kaynağına inmiştir. Yaşanan deneyimlerle toplumun yitik yarısı olan kadının özgür iradesi açığa çıkmadan; siyasal, toplumsal alanda kadın iradi güç olmadan, özgür bir toplumun mümkün olmayacağı tespitiyle çalışmaya başlanmıştır.

Amansız yaşanan otuz yıllık bir savaş döneminin ardından, bu gün müzakere koşullarının tartışılıyor olduğu bir düzeye gelmek kesinlikle yürütülen mücadelenin haklılığı, izlenen yol ve yöntemin doğruluğuyla bağlantılıdır. Tüm inkâr ve imha politikalarına, kadını dört duvar arasına kapatan ataerkil yaklaşımlara rağmen, bu gün çözüm ve müzakere sürecinde Kürt halkının iradesinin muhatap alınıyor ve masada kadın temsilyetinin bulunuyor olması, mücadelenin geldiği düzeyi ifade etmektedir. Bu kesinlikle kendiliğinden ve de kolay elde edilen bir sonuç değildir. Büyük bedeller ödenerek, amansız bir mücadele verilerek gelinen bir aşamadır.

-

Toplumsal ilişkilerin özgürleşmesi

Özgürlük mücadelesine tüm sömürü biçimlerini sorgulayarak yola çıkan Kürt Özgürlük Hareketi, çözüm sürecinde de aynı yaklaşımı esas almıştır. Halkların, inançların, cinsiyetlerin kendini özgürce ifade ettiği bir ortam; her kesimin farklılığıyla kendini ortaya koyduğu, birbirinin haklarını gözettiği ve bu anlamda ortak yaşamı birlikte oluşturduğu bir sistemle mümkündür. Kürt Özgürlük Hareketi’nin geliştirdiği çözüm modeli ve her kesimi katma çabası, özünde özgür bir toplumu yaratma amaçlıdır. Kuzey Kürdistan’da Türkiye devleti ile yapılan bu müzakereler kuşkusuz sadece bu coğrafya ile sınırlı kalmayıp, tüm Kürdistan ve dolayısıyla Ortadoğu coğrafyasını kapsamına alacaktır. Çünkü Kürt sorununun uluslararası özelliği ve Ortadoğu’nun temel bir sorunu olması, çözümün de aynı geniş alanı kapsamasını gerektirir. Bu sorunun doğası gereğidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; evrensel insanlık değerlerini daha bir üst aşamaya taşıyan felsefesiyle Kürt Özgürlük Mücadelesi, başta kadınlar olmak üzere tüm ezilenlerin, sömürülenlerin umut kaynağı olmuş durumdadır. Gelişen çözüm, toplumun bu kesimlerinin dinamik gücünü harekete geçirerek, toplumsal ilişkilerin özgürleşmesinde önemli rol oynayacaktır. Çözüm süreci, Kürt sorununa dönük siyasal düzeyde bazı kararları almanın ötesinde, toplumsal ilişkileri özgürleştirme yönünde derinliğine ve yaygın bir dönüşüme uğratma özelliğiyle önemli sonuçlara yol açması kaçınılmazdır.

Eşit temsiliyet barışın olmazsa olmazıdır

Kaçınılmaz olan başka bir şey daha vardır; kadın eşit temsilyetinin sağlandığı, tüm inanç ve kültürel kimliklerin kendini ifade ettiği HDP siyaseti, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve özgür toplumun inşasına ciddi katkı sunacaktır. Ataerkil yapılanmanın hâkim olduğu, kadınların ve farklılıkların yok sayıldığı Türkiye’de; siyasette de erkekler hâkimdir. Bu siyaset; çatışma, savaş, yıkım, yoksulluk üretmekten öteye gidememiştir. Bu nedenle toplumun yarısını temsil eden kadınların eşit temsille siyasette yer alması toplumsal barışın olmazsa olmazlarındandır. Türkiye siyasetini toplumsallaştıracak ve demokratikleştirecek olan da budur. Çünkü kadınlar “sömürgenin sömürgesi” konumundadır. “Sömürgenin” başkaldırısı ve özgür katılımı, beraberinde tüm toplumsal ilişkileri de özgürleştirecektir.

Bu nedenle bu seçimleri önemsiyoruz. %48 kadın temsiliyle Türkiye siyasetinde bir ilki gerçekleştiriyoruz. Kuşkusuz gelinen aşama, Kürdistan Özgür Kadın mücadelesinin deneyimi ve özgün örgütlülüğünün sonucudur.

Eşbaşkanlık devrimsel niteliktedir

Siyaseti kendine dair söz söyleme ve karar almayla özdeşleştiren ve yaşamın her alanına dair sözü eylemle birleştiren cesur kadınların geliştirdiği siyaset, kadınları bu gün eşit temsilyetle meclise taşımaya hazırlanıyor. Siyasette kadının temsil düzeyi aşama aşama gelişerek, örgütlendirilerek büyüme sağlamıştır. Öncelikle “kadına kota” uygulamasıyla başlayıp, daha sonra %40 cinsiyet kotasına dönüştürüldü bu temsilyet oranı. 2014 yerel seçimlerinde eşbaşkanlık sistemiyle tüm alanlarda kadın-erkek eşit temsilyetini esas alan devrimsel nitelikte yeni bir aşamaya geçiş sağlandı. Eşbaşkanlık kadın-erkek eşit temsilyetinin ötesinde toplumun yarısını oluşturan kadın ve erkeklerin yaşamı birlikte kurması, yönetmesi, paylaşmasını ifade etmektedir. 7 Haziran 2015 yılı seçimlerine ise eşit temsiliyeti esas alan listelerle gidiyoruz. Kongreya Jinên Azad (KJA) olarak eşit temsiliyetle siyasette yer almayı önemsiyoruz. Belirtmek gerekir ki; sadece siyasette değil, yaşamın tüm alanlarında eşit düzeyde yer almayı, gerek kadına gerekse topluma dair kararlarda iradi güç olmayı önemsiyor ve hedefliyoruz.

15-05-15-v-baskale-secim-calismalari-kurum-ziyaretleri8

Kendi yaşam alanlarımızı oluşturalım

Yapılan istatistiklerden biliyoruz ki her gün eşi-sevgilisi, kardeşi, babası tarafından onlarca kadın katlediliyor, intihara sürükleniyor. Kadınların emeği sömürülerek, emeğine yabancılaştırılarak, şiddet uygulanarak iradesi kırılmaya, erkeğin iktidarı altında tutulmaya çalışılıyor. Erkek, malı-mülkü olarak gördüğü kadını öldürmek dahil her türlü şiddet uygulama hakkını kendinde görebiliyor. Bu durum sistemin tüm normlarına, değer yapısına sirayet etmiş durumdadır. Yasalar, yargı erki kadın katillerini iyi hal uygulamasına alarak koruyor. Kadını tehdit etme ve baskı altında tutmanın en yaygın aracı olarak taciz ve tecavüz erkek sistemi tarafından kışkırtılıp, kullanılmaya devam ediliyor. Kadın Özgürlük Mücadelesi karşısında, ataerkil sistem özellikle AKP hükümeti şahsında muhafazakârlaşarak kadını eve hapsetmeye, erkeğin gölgesi- kölesi konumuna getirmeye çalışmaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı kadınların siyasete katılımları, kendine dair söz söylemeleri önemlidir, hayatidir. Kadınların siyasette aktif olduğu bir ülkede kadınlar yaşam alanlarını kendileri kurabilir, erkeğin saldırılarına karşı kendini koruma mekanizmalarını oluşturabilir. Böyle bir sistemde erkek de bu denli pervasızca hareket edemez.

Baraj koyma ideolojik bir yaklaşımdır

Denilebilir ki; yüz yıllık kapitalist ulus-devlet mantığının halkları, inançları yok sayan politikaları, beş bin yıldır kadını yok sayan ve her türlü sömürünün nesnesi konumuna getiren ataerkil sistem politikalarıyla özünde aynı şeyi ifade etmektedir. Biz kadınlar beş bin yıldır erkeğin koymuş olduğu barajlara, engellere takılmış bir vaziyette toplumsal yaşama katılım sağlayamıyoruz, kendimizi özgür bir şekilde ifade edemiyoruz. Kendi varoluşumuzu tanımlama imkan ve olanakları elimizden alınmış durumda. Çünkü engelleme, baraj koyma ideolojik bir yaklaşım olup; sömürü sistemini kurma ve sürdürme amaçlıdır. Kadın üzerinde ilk deneyimlenen bu barajlama, engelleme uygulamaları tüm topluma yaydırılarak sömürü sistemi bunun üzerinden geliştirilerek derinliğine kurumsallaştırılmıştır. Bu gün bu sömürü ilişkilerinin kapsamına girmeyen, hiyerarşik ve iktidarcı ilişkilerle tahakküm altına alınmayan toplumsal ve hatta doğasal yapı kalmamış gibidir. Bu nedenle kadınların özgür iradelerini gerçekleştirebilecekleri toplumsal alanlara açılması aynı zamanda tüm kesimlerin eşit ve özgür ortamlara katılımını sağlayacaktır. Kadının özgürleşmesi tüm tahakkümcü ve sömürücü ilişkileri temelinden sarsacaktır. Çünkü kadının özgürleştiği bir ortamda erkeğin iktidarını sürdürmesi mümkün olmayacaktır.

Erkek barajları yıkılmalı

Tüm bunlardan hareketle 7 Haziran seçimleri kadının ülke siyasetinde söz sahibi olması açısından önemlidir. Gerek aday olan kadınların seçilmeleri, gerekse kadınların sandık başına gidip sözünü söylemesi bakımından önemlidir. Seçimlerden güçlü çıkan bir HDP çözüm sürecinde özgürlükler, halklar lehine gelişmelerin ifadesidir. Barajların, engellemelerin yıkıldığı, halkların farklılıklarıyla eşit muamele gördüğü, cinsiyetçi politikaların aşıldığı yeni bir yaşam demektir. Bu nedenle kadınlar olarak “erkeğin inşa ettiği tüm barajları aşma” hedefiyle bu seçimlere hazırlanıyoruz. Ve KJA olarak da tüm kadınlara çağrımızdır; kadın siyasi iradesinin açığa çıkması ve ülke siyasetinde söz sahibi olması için seçim sürecinin her aşamasında yer almalı, mücadele etmeliyiz. Erkeğin elinde savaş silahına dönüşen siyaset, ancak kadının katılımıyla demokratikleşip, özgürleşme şansını yakalayabilir.

*Kongreya Jinên Azad (KJA) Üyesi