Israrın adıdır ARJÎN

- Newaya Jin
363 görüntüleme

Untitled-1Hala bir gün dönüp geleceksin diyorum, bir gün yine dağların o sarp patikalarında beraber yürürüz diye hayaller kuruyorum. Sen yine o ısrarlı duruşunla, bitmek tükenmek bilmeyen eşsiz enerjinle bizlere moral kaynağı olacaksın. “Yorulduk ama bu eşsiz güzellikleri görmeye, bunu herkes ile paylaşmaya değmedi mi” diyen sesin çınlanıyor kulaklarımda. Her güzelliğe bir güzellik de sen katardın…

İsminin anlamıyla yaşama anlam katardın. Çok da hayalci değildin, zorluklara göğüs gererek ve bu zorlukların üzerine ısrarla giderek, risk alarak başarının elde edileceğini bilirdin. O yüzden ısrarda taviz yoktu sende. Bir şeyleri başarmanın temellerinden bir tanesinin de ISRAR olduğunu hep söylerdin. Israrınla engelleri aşar, ısrarınla yol alırdın. Bu yüzden her şeyde önde olmanın adıydın.

Arjîn, her şeyden önce bir kadın, bir gerilla, bir militan, bir kameraman, bir gazeteciydi. Tüm bu kimliklerin toplamında bir özgürlük tutkusu vardı. Özgürlük tutkusuydu onu yaşama bağlayan, onu mücadeleye sevk eden. Attığı her adıma anlam katmak, her adımda bir gerillayı resmetmek, dağlara, kırlara, uçan kuşlara yoldaş olmak…

Hissetmek, anlamak ve anlatabilmek kolay değildi. Önce yaşamak gerekiyordu, yaşamak için de saatlerce, gece gündüz demeden yol almak gerekiyordu. Attığın her adımın anlamını bilmek, o toprağı, ağaçları, çiçekleri, taşları, suyu, vadiyi, zirveleri, yüzünü hafiften okşayan rüzgarı hissetmek gerekiyordu. İliklerine kadar bu güzelliği içine çekmek, derin bir nefes almak ve o muhteşem manzarayla bütünleşmek, dağ olmak, patika olmak, su olmak, yağmur olmak, sis olmak, kar olmak gerekiyordu. Dağlarda dört mevsimi derinliğine yaşamak, yaşayarak bilmek, baharın o eşsiz renk cümbüşüne tanıklık etmek, yazın kızgın sıcağında yol alıp ter dökmek ve o bereketli meyvelerinden tatmak gerekiyordu. Sonbaharın yağmurlarında ıslanmak, doğanın telaşlı kış hazırlıklarını an be an görmek ve o telaşa ortak olmak gerekiyordu. Kışın yağan ilk kara heyecanla bakmak, dağları beyazlara bürüyen kara sevgiyle bakmak, güneşin vurmasıyla her tanenin parıltısındaki o muhteşem yansımanın anlamını bilmek gerekiyordu. Karın ölümcül yönünü de görmek ama bir gerillaya nasıl kucak açtığını ve bağrına bastığına da tanıklık etmek gerekiyordu.

ARJİN AMEDSen tüm bu mevsimleri bir arada hakkıyla yaşadın. Yazın kızgın sıcağında dahi ruhumuzu, bedenimizi serin tutan binlerce yıllık karların yurdu Zagrosların eşsiz güzelliğini kamerana kaydetmek için üşenmeden her doruğa yol aldın. Gerillaların, Çarçêla’nın kanatlandıran zirvelerinde özgürlük AN’larını nasıl yarattıklarını, bu AN’ların milyonların mücadele değerlerinde nasıl bir geçmiş ve gelecek mirasına dönüştüğünü kaydettin tarihe. Onların o eşsiz yoldaşlığını, misafirperverliğini, direngenliğin güzellik kattığı gülüşlerini her karede pay ettin bize cömertçe… Çarçêlanın o doğa harikası Serxwebûn gölünü, üst üste biriken karların desenlere dönüşmüş binlerce yıllık yaşam hikâyesini ve bin bir çeşit çiçeklerini resmettin yüreklerimizde. Bu dağlara sevdalı bir kadın olarak coşkuyla, aşkla, anlama anlam

katarak yaptın her tanıklığını. Hiç bir şey kaçırmak istemezdin ve bazen ‘keşke kameram da benim gördüklerimi, hissettiklerimi ve heyecanımı olduğ

u gibi kaydedebilseydi’ derdin. Haklıydın. Anlamı, güzelliğe değer katmayı ancak yürekle yükselmiş bilinç taşıyabilirdi ölümsüzlüğe. Kamera ya da fotoğraf makinesi sadece bunu görebilen gözlere, duyumsayabilen ruhlara aracı olabilirdi. Sen her güzelliği anlam katarak görebilendin, gösterebilendin.

Gerillanın bulunduğu her yeri karış karış dolaştın, Kandil’den Xinêrê’ye, Xakurkê’den Zagro

slar’a, Gare’den Zap’a, Metina’dan Haftanine… Ve en son Botan…

Botan senin en büyük hayalin, hayalini gerçekleştirme ısrarın ve bu ısrarla yol aldığın direniş mekanın… Biliyorum, zordu senin için. Çünkü attığın her adımda sana meslek hayatında ilk adım atmanı

sağlayan ve seni eğiten Halil Uysal yoldaşı andın. Yine onun öğrencilerinden olan, bu yola uzun dönem baş koyan, emek sarf eden Cesur Roboskî yoldaşı aradın her yol ağzında.  Sen de bu yoldaşların ardılı oldun. Hem gerilla hem de gazeteciliği beraber yürüttün. Her iki adımda özgürlüğü içeren, özgürlüğü nakşeden, emekle ören çalışmalardı. Ve sen bunu başarandın Arjîn…

ARJÎN…  Şimdi bizlere yaşam kaynağı oldun. Yol gösteren ve bu yolda ISRAR’ın adı oldun. Bize en fazla da gözlerin anlatırdı içinde biriktirdiklerini, gözlerine yansırdı yaşam sevincin, özlemlerin ve kederin… Bu dağların her güzelliğine değmiş, özgür ruhun ışığıyla hep parıldayan gözlerinden öpüyoruz…