Kadın devrimi Saraların ruhuyla zafere ulaşacak

- Site varsayılanı
322 görüntüleme

SOZDAR AVESTA3 kadın devrimcinin katledildiği “Paris Katliamı” üçüncü yılında. Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi, bu süre zarfında bu 3 devrimciye bağlılığın gereği mücadeleyi hep ileriye taşımayı esas aldı. Bir yandan alanlarda katliamın hesabı sorulurken, Kürdistan’ın dört parçasındaki bütün cephelerde kadınların elde ettiği kazanımlar büyük yankı uyandırdı. Bütün kavga alanlarında bu Sakine-Fidan-Leyla’nın isimleri yankılandı.

Paris Katliamı’nın üçüncü yılında KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta ile katliam sonrasını, Sakine Cansız şahsında mücadele kadınını ve direnişe kattığı ruhu konuştuk.

9 Ocak Paris katliamının üçüncü yılına girdik. Öncelikle bu üç yıla ilişkin neler söylemek istersiniz?

Öncelikle Sara, Fidan ve Leyla’yı saygıyla anıyor ve anılarına sahip çıkacağımızın sözünü yeniliyorum.

Paris Katliamı’nın üzerinden üç yıl geçmesine rağmen failler açıklanmadı. Bu da Türk devleti ve işbirlikçilerinin de bu katliamda pay sahibi olduğunu kanıtlıyor. Aradan geçen uzun süreye rağmen Fransa devleti halen katliamı aydınlatmış değil. Bu tutum Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin demokrasisi için büyük bir utanç. 3 kadın yoldaşımızın katledilmesi tüm yönleriyle aydınlatılmış, katliamda yer alanlar cezalandırılmış olsaydı, Paris’te bugün 130 kişinin hayatını kaybettiği katliamlar yaşanmayacaktı.

Sakine Cansız PKK’nin kuruluş kongresinde yer alan 2 kadından biri, Diyarbakır Zindan günlerinde direnişiyle destanlaşan bir isim. Birçok değerlendirmede “kadın hareketinin canlı tarihiydi” denildi. Nasıl bir kavga kadınıydı Sakine Cansız, nasıl tarif edersiniz O’nu?

Sara yoldaş, hareketimizde belirleyici rolü olan yoldaşlarımızdan biriydi. PKK’nin ilk grubu içinde yer alan ve PKK’nin kuruluş kongresine katılan arkadaşlardandı. Önder Apo’nun yoldaşıydı. Bu rolünün gereğini mücadele saflarında bulunduğu 35 yıl boyunca son ana kadar yerine getirdi. Sara yoldaş; Kemal Pir, Mazlum Doğan, Haki Karer ve Hayri Durmuş’un yoldaşıydı, onlar gibi Önder Apo’nun en yakında yer aldı, yani PKK’nin öncülerindendi. Sara yoldaşın en önemli özelliği ise PKK’ye katılan ilk kadınlardan olmasıdır. Onun özgürlük yolunda attığı bu cesaretli adım, diğer kadınlara da cesaret verdi, örnek oldu ve kadın ordulaşmasına uzanan sürecin kapılarını açtı.

Heval Sara Dersimliydi, orada büyümüştü. Dersim Katliamı’nda öldürülen binlerce kadın, katliam ardından gerçekleşen göç, Dersim dağlarındaki katliamın izleri, kalıntıları ve buna karşı gelişen öfke, isyan geleneği herkes gibi Sara yoldaşı da oldukça etkilemişti. Devlet bu katliamla Kürt halkını sindirmek istese de bunu başaramadı ve katliama öfke yeni bir direnişi doğurdu. Dersim direnişinin sembollerinden Besê ve Zarife’nin ardıllarını, yani Saraları yarattı.

Diyarbakır Zindan karanlığında Esat Oktay şahsında bütün teslim alma uygulamalarına rağmen kadın koğuşu direniyor, teslim olmuyor ve bu direnişte Sakine Cansız’ın çok belirgin bir rolü var? O yıllarda bu direngen kadın ruhu dışarıya nasıl yansıdı?

Direniş ruhu sadece mücadelesiyle sembolleştiği Amed zindanında değil, tüm mücadele sahalarında belirleyiciydi. Her alandaki direnişini aynı bilinç ve sorumlulukla yürüttü. Şüphesiz Sara yoldaşın Amed zindanındaki destansı direnişi onu sembolleştirdi. Çünkü faşist devlet Amed zindanında özgürlük mücadelesinin militanlarını iradesizleştirerek bitirmek istedi. Devlete baş kaldıranların bitirileceğini göstermek, halka, hatta gelecek nesillere göz dağı vermek istiyordu ve bunun için faşizmin tüm insanlık dışı uygulamalarını, işkence yöntemlerini devreye koydu, bundan medet umdu.

Fakat Sara yoldaş şahsında devletin bu zulüm planı boşa çıktı, sonuç almadı. Heval Sara’nın bulunduğu kadınlar koğuşu bu zulme karşı direnişi büyüttü. Cezaevinin o zor koşullarını bir eğitim yeri haline getirdi. Kadınları eğitti, bilinçlerinin, iradelerinin, direnişlerinin gelişmesine öncülük etti. Bu yönüyle cezaevindeki kadınlar koğuşunun Sara’nın öğretmenliğini ve öncülüğünü yaptığı Kürt kadınlarının ilk kadın okulu olduğunu belirtmemiz yanlış bir tanımlama olmaz.

Sara arkadaş o hücrede onurlu duruşu, güçlü iradesi, zulme karşı isyanı ve direnişiyle herkese bu direnişin bitirilemeyeceğini, yenilmeyeceğini gösterdi.

Vahşi işkenceleriyle nam salan Esat Oktay Yıldıran, Sara arkadaşın direnişi ve iradesi karşısında şok yaşadı, çözümsüz kaldı.

toplu“Hep Kavgaydı Yaşamım” demiş sürekli. Nasıl bir “kavga” tarifi var Sakine Cansız’ın? Kabul etmediği, benimsemediği bir şey karşısında asla boyun eğmeme var. Hem dışarıda hem de hareket içerisinde. Nedir kavgasının temeli?

Heval Sara’nın yaşamı, kitabında da belirttiği gibi hep kavgaydı, gericiliğe karşı mücadeleydi. Tüm yaşamı kavga ve mücadeleydi. Sadece görünen düşmanla değil, tüm gericilik, cehalete karşı mücadele etti ve bu nedenle hep ön saflardaydı, öncüydü. Kadının ezilmemesi, haksızlığa uğramaması için  özgürlük arayışını süreklileştirdi, bununla onu örnek alan binlerce kadına da yön verdi, eğitti. PKK saflarına adım attığı ilk günden itibaren, kadının özgürlük düzeyinin toplumun özgürlük düzeyini belirlediğine inandı ve bunun gereğini yerine getirme sorumluluğuyla hareket etti. Sara arkadaş, kadını köleleştirmek isteyen zihniyete karşı sürekli isyandaydı. Bunu hiçbir biçimde kabul etmedi. Erkek egemen sistemin dayattığı kadın, hakikat ve gerçeğin özünde bu olmadığının, bu kavramların çarpıtıldığının, zorla dayatıldığının bilincindeydi. Bu zulmün son bulması için verilen mücadele de büyük olmalıydı. Bu mücadeleyi büyük bir azim, fedakarlıkla, samimiyetle verdi. Sözü ve pratiği hep birdi; söylediği her şeyi yaşamında uyguladı. Bugün Kürdistan’ın tümüne yayılan özgürlük mücadelesi Sara ve onun gibi yoldaşların mücadelesiyle bugünlere geldi. Besê Anuşlar, Türkan Derinler, Azîmeler, Berîtanlar, Semalar, Zîlanlar, Berîvanlar da Amed zindan direnişini örnek aldı. Bu düzey kendiliğinden gelişmedi. Büyük bedeller ve kahramanlıklarla gerçekleşti. Sara ve diğer yoldaşların emekleri ve çabalarıyla yaratılan her gelişme Sara’nın heyecanını büyüttü. Sara yoldaş hiçbir zaman bu mücadele içinde umutsuz, moralsiz kalmadı. Zorluk karşısında hiçbir zaman geri adım atmadı. Mücadele ne kadar zor olursa olsun, moral ve coşkusunu o derece büyüttü.

Sara arkadaş, mücadele azmi kadar da paylaşımcı ve mütevazıydı. Yaşamında kavga, eleştiri hep vardı. Yetersizliklerle mücadelesinde bu kadar keskin bir savaşım verirken, buna paralel olarak doğru yolu da göstermeyi bildi.

Katliamdan bugüne 3 yıl geçti. Ve bu 3 yıl içerisinde Kürt Özgürlük Hareketi muazzam kazanımlar elde etti. Özellikle Rojava’daki kadın direnişi dünyada önemli bir yankı buldu. Şengal’in özgürleşmesi var. Oluşan bir kadın örgütlüğü var. O’nu yakından tanıyan bir isim olarak sormak isteriz; Sakine Cansız yaşasaydı tüm bunlar karşısında nasıl bir heyecan duyardı? 

SARA ARK 3Kadın Özgürlük Hareketi, üç yoldaşımızın şehadeti ardından birlik ruhunu ve mücadeleyi geliştirmeyi esas aldı. Her cephede elde edilen kazanımların kaynağında Saraların ruhu var. Rojava’da vahşi DAİŞ çetelerine karşı destansı bir direniş sergileyen Arinlerin, Gulanların, Hebûnların, Özgürlerin ruhunda Saraların izi var. Her parçada direnen ve mücadele eden kadınlarımız, Saraların direngenliğinden beslendi. Amed zindanında Sara arkadaşın sömürgecilik karşısında sergilediği boyun eğmez direnişin devamıdır bu direnişler. Kürt kadınlarının kıyıma uğratıldığı Şengal’de Kadın Meclisi’nin oluşturulması, öz savunma gücünün örgütlenmesi, Êzîdî kadınların özgürlük saflarına akması ve savaş cephesinde yer alması ilk akla gelen örneklerdir. Biz de Saraların yoldaşları olarak bu ilkelerin izinde yürüyecek ve bize bırakılan bu eşsiz mirastan ders alacağız.

Paris Katliamı’nın üçüncü yılında önümüzde yine mücadeleyle dolu bir yıl var. Kürt kadınlarının öncülüğüyle mücadelenin tüm alanlarında varlık savaşını verecek, direnişi kesintisiz sürdüreceğiz. Bu temelde Kürdistan’ın destansı direnişlere beşiklik etmiş kutsal topraklarında kadınların umudunu büyüteceiz. Bir kez daha özümüze dönecek, bu topraklarda erkek vahşeti, erkek egemenliğine son verecek, insanlığın kutsal değerlerini savunacağız. Bunların tümünü Saraların ruhuyla başarıya ulaştıracağız.

Anılarınızda hep sınırları aşan, yasak dinlemeyen, başkaldıran bir Sara var…

Sara yoldaş ile 25 yıllık bir tanışıklığımız vardı. Önderlik sahası, Lübnan, Botan, Medya Savunma Alanları ve Avrupa’da Sara arkadaşın mücadele yaşamı ve tarzına tanık oldum. Sara arkadaş tüm mücadele alanlarında köklü değişimler yarattı; devrimci ilkelerinden taviz vermedi, disiplinliydi, örgütlüydü. Hiçbir zaman durmayı kabul etmiyordu. Avrupa’da cezaevinden çıktıktan sonra yanıma geldi. Hareket etmem, yolculuk yapmam yasaklanmıştı. Konuşmasında bana “yasakları hiçbir biçimde kabul etme, yolculuk yap, hareket et, sakın hareketsiz kalma” dedi. Önümüze sınırlar koyan egemenlikçi sisteme karşı sürekli mücadele halindeydi. Hiçbir engel tanımıyordu. Sara arkadaşın yoldaşları olarak bu O’nun bize miras bıraktığı bu devrimci tarzı; mücadelede başarıyı, yeniliği, yaratıcılığı bir görev olarak görüyor ve onların izinde yürümeyi bir borç biliyoruz.

Sakine, Fidan ve Leyla arkadaşların anısına bir kez daha mücadeleyi büyütme sözünü yeniliyorum. Onların izinde yürüyecek, anılarına bağlı kalacak, halkımızın ve kadınların hak ettiği özgürlüğü kazanacağız.