Kakailik düşünsel bir başkaldırıdır

- Rojin Zerdal
258 görüntüleme

Kakailer varoluşlarını bulundukları coğrafya ile ele alırlar. Onlar Kürdistan topraklarında boy vermişlerdir. Bu nedenle kökleri sağlamdır, direngendir. Mazlumdan yanadır. Kakailer yaşadıkları yerlerde kimse ile sorun yaşamazlar, ama başkaları yani egemen güçler onların varlığını sorun haline dönüştürür. Kendi hallerinde yaşamlarını idame etmeye çalışan Kakailerin varlıklarından ve inançlarından rahatsız olanlar hemen hemen her dönem kendisini göstermiştir.

Mezopotamya toprakları, kapitalist egemen sistemin hegomonik yaklaşımlarına rağmen bin yıllardır direnen halklara şahitlik ediyor. Kendi kimliğinden, inancından ve dilinden taviz vermeden mücadele eden halklar, tüm baskılara ve katliamlara rağmen kimliklerinden, dillerinden, inançlarından vazgeçmediler. Mezopotamya toprakları, etrafına örülen sınırlara rağmen kardeşini görmekten vazgeçmeyen ve sınırları anlamsızlaştıran halkların yurdu olmuştur.

Mezopotamya’nın kadim topraklarında yaşam bulan Kakai Kürtleri de egemenlerin zulmüne uğrayan halklardandır. Üstelik onlar hem Kakai (Yaresan) inancına sahip, hem de Kürt kimliğini taşıyorlar. Tıpkı Êzîdîler ve Aleviler gibi… Kakai Kürtleri en son DAİŞ saldırılarıyla gündeme geldiler. Bir kez daha soykırım ile karşı karşıya kaldılar. Çünkü onlar başka bir kimliği, dili ve inancı taşıyorlardı. Yani onlar bir nevi ‘ötekiler’di.

 Mezopotamya’nın mazlumdan yana inancı Kakai

Kakailer varoluşlarını bulundukları coğrafya ile ele alırlar. Onlar Kürdistan topraklarında boy vermişlerdir. Bu nedenle kökleri sağlamdır, direngendir. Mazlumdan yanadır. Kakailer yaşadıkları yerlerde kimse ile sorun yaşamazlar, ama başkaları yani egemen güçler onların varlığını sorun haline dönüştürür. Kendi hallerinde yaşamlarını idame etmeye çalışan Kakailerin varlıklarından ve inançlarından rahatsız olanlar hemen hemen her dönem kendisini göstermiştir. Barışsever Kakailer ‘ötekiler’ olarak ele alınır ve ibadetlerini özgürce yapmalarına izin verilmez. Onlar kimi zaman kimliklerini, kim zaman ibadetlerini, kimi zaman ise dillerini gizlemişlerdir. Olmadık zulüm ve baskılar üzerlerinde denenir. Farsların, Arapların ve Türklerin hışmına uğrarlar.

Kakailerin nüfusu Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesinden kaynaklı tam olarak bilinmiyor. Çizilen sınırlar Kakailerin farklı isimlerle farklı bölgelerde yaşamasına neden olur. Öyle ya, sınırlar egemenlerin en büyük silahı ve varlık gerekçesidir. Tüm bu nedenlerden kaynaklı Kakailer kendi kimliklerini gizlemek zorunda kalırlar. Ancak Kakailerin en yoğun yaşadığı yer Rojhılat’tır. Rojhılat’ın, Kirmanşah ili Kakailerin en yoğun nüfusa sahip olduğu topraklardır. Rojhılat ve İran’da yaklaşık olarak 7 milyon Kakai’nin yaşadığı tahmin ediliyor. Ayrıca Kakailer Güney Kürdistan’ın Hewler, Kerkük, Süleymaniye ve Irak’ın Musul şehrinde yaşıyorlar. Güney Kürdistan ve Irak’ta ise yaklaşık olarak 200 bin Kakai’nin yaşadığı varsayılıyor. Bunun yanı sıra Suriye, Afganistan, Tacikistan, Pakistan ve Türkiye’de de Kakailer bulunuyor. Yaşadıkları bölgelere göre kendilerini farklı isimlerle ifade eden Kakailer, Xaksar, Sarlo, Çiltem ya da Kırklar, Yaresan, Ehli Hak vb. olarak kendi inançlarını isimlendiriyorlar. Kimi zaman Şebek, Bajwan ve Bajalan gibi isimlerle de kendilerini ifade ettikleri bölgeler mevcuttur.

Kakailer de, Ortadoğu coğrafyasında hakim inanç olan İslamiyet karşısında direnirler. Bu nedenle azınlıkların tarihi de birbirine benzer. Kimileri buna ‘kader’ der, kimileri ‘tarih tekerrür ediyor’ der. Oysaki onlar kader birliği yapmışlardır, aynı amaçlar için mücadele ederler. Birbirinden habersiz kültürleri, kimlikleri, dilleri ve inançları için savaşırlar. Onlar bin yıllardır egemen olan İslamiyet karşısında farklı yerlerde ama hep birlikte dururlar. Diğer azınlıkların maruz kaldığı gibi İslamiyet, Ortadoğu’da Kakailerin de yaşam alanını daraltır. Egemen İslam çoğu zaman Kakailerin gizli kapılar ardında ibadetlerini ve dini inançlarını yaşamasına neden olur.

Muhalif kimlikleriyle öne çıkıyorlar

Ortadoğu coğrafyasında eksik olmayan savaşlardan Kakailer de etkilenir. İran ve Irak arasında uzun yıllar süren savaş en çok Kakai Kürtlerini etkilemiştir. Kakailer, 1970’li yıllarda faşist ve ırkçı Irak Baas Parti’sinin Araplaştırma girişimlerine maruz kalırlar. 1988 yılında büyük Enfal katliamında yirmiye yakın Şebek köyü yıkılır ve 3 binden fazla Kakai Kürdü katliamdan geçirilir. Geri kalanlar ise sürgün edilerek mal ve mülklerine el konulur. İki devlet arasında kalan Kakailer soykırımla karşı karşıya kalırlar. Azınlıklar için sadece işin katliam boyutu değil, sosyolojik boyutları da var. Kakailer kültürel açıdan hem Fars, hem de Arap kültürlerinden etkilenirler. Dolayısıyla bu zaman içinde kaçınılmaz asimilasyonu da beraberinde getirmiştir.

Kakai öğretisine göre Kakailer, tüm dinlere, ırklara, insanlara saygıyla yaklaşır. Çünkü Kakailikte insana sevgi ve değer mutlaktır ve olmazsa olmaz koşuldur. Yani asıl olan insandır. Dolayısıyla insanları ait olduğu inanca göre aşağılamaz, incitmez. Ancak Kakailerin birlikte yaşadıkları topluluklar aynı hoşgörüyü Kakailer için göstermez. Örneğin Müslümanların Kakailere hoşgörülü davrandığı söylenemez. Eğer Kakai isen eşyalarını kimse satın almaz, yaptığın yemeği kimse yemez. Kakailer yaşadıkları toplulular içerisinde ayrı ele alınır, net sınırlarla ayrışırlar. Bu yaşam biçimi Kakailerin hayatlarında bir parça gibidir. Tüm bu yaklaşımlardan dolayı Kakailer sosyal ve ekonomik açıdan fakir bir topluluktur. Bu aynı zamanda Kakailerin bulundukları yerlerde sisteme muhalif olmasını da beraberinde getirir. Devrim ve isyana her zaman yakınlığıyla bilinen Kakailer, egemenlerin korkulu rüyası da olmuşlardır. İranlı Marksist-yazar Hesan Tebbari Kakailer için; “Kakailik isyana dayalı bir dindir. Düşünsel bir başkaldırıdır” diyor. Bu söz Kakailerin kimliğinin de göstergesi oluyor.

Kakai inancına sahip olanlar Kakailiğin çıkışını bir sır olarak adlandırıyorlar. Ancak tarihçiler Kakailerin köklerinin Zerdüşlüğe ve Mitraizme çok yakın olduğunu, yine Brahmanizm ve Hinduizmle de yakın ilişkili olduğunu belirtiyorlar. Kakailiğin doğa felsefesine yakın olan inançlardan beslendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bununla birlikte Kakailik Aleviliğe ve Êzîdîliğe de çok yakındır. Tarihçi Mehmet Bayrak bir adım daha ileriye giderek Yaresanlığın günümüzde Aleviliğin formuna dönüşen bir inanç olarak değerlendiriyor. Kakailik birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefik bir inanç olarak ele alınıyor. Heteredoks bir inanç olarak da tanımlanan Kakailik, temizlik, dürüstlük, iyilik ve affedicilik temelleri üzerine şekillenmiş bir öğretidir.

Kardeşlik ve yardımlaşma inancı Kakailik

Kakai felsefesine göre toplumun dirlik ve düzeni için herkes eşit olmalı, zengin-fakir ayrımı yapılmamalı, kuvvetli ve zayıf arasında fark olmamalıdır. Kakailik, Güney Kürdistan ve Irak’ta, ‘Kakai’ ‘Şebek’, Rojhılat ve İran’da ‘Ehl-i Hak’ olarak karşımıza çıkıyor. Fakat asıl isimleri ‘Yaresan’dır.  Kakailikle ilgili yaptığı araştırmalarla tanınan tarihçi Felakettin Kakayi bir ropörtajında, Yaresan ve Kakailiğin anlamlarını şöyle açıklıyor: “Yar’ arkadaş ya da yoldaş ‘san’ ise toplanma yeri, iskan veya halklar topluluğu anlamına gelir. Yine, Kakai ‘kak’ tan geliyor ve  ‘kak’ Kürtçede ‘kardeşlik’ anlamına geliyor. Dolayısıyla Kakailik dini kardeşlik ve yardımlaşma, yarenlik temelleri üzerine yapılandırılmıştır.”

Evet, Kakailikte yardımlaşma esastır. Birinin evi, herkesin evi, malı da herkesin malıdır. Bir Kakai diğer bir Kakainin malına göz dikmez, çalmaz. Çünkü Kakailerde kardeşlik hukuku geçerlidir, tıpkı Alevilikte olduğu gibi.

Kakailik çağa göre ele alınan bir inançtır. Çağa göre değişimler gösteren Kakailik, yenilikleri de kendisiyle birlikte taşıyor. Kakai inancının temsilcileri dönemsel olarak ele alınıyor. Her yeni dönem kendisi ile beraber yenilikler de getiriyor. Yine Felakettin Kakayi farklı bir söyleşide, bu yenilikleri şöyle izah ediyor: “Hicri 120 senesinde Behlûl isimli biri çıkagelir. Behlûl-î Dana çok büyük bir velidir. Dışarıdan divane gibi görünse de çok akıllıdır. Behlûl cemaate seslenip, ayinleri modernize eder.”

Mehmet Bayrak ise Bahlûl-î Dana’nın, Yarsanizm’in kurucusu olduğunu ve 8. yüzyılda yaşamış büyük bir Kürt şairi olduğunu söyler. Devamla, “kendisinden sonra birçok Kürt şairi onun yolunu izleyerek, önemli bir edebiyat akımı yaratırlar. Bu edebiyat akımı içinde, erkeklerin yanısıra birçok kadın şair de yetişmiştir. O da kendisi ile birlikte yeni bir metin çıkarıyor. Sultan İshak gelene kadar bu süreç böyle devam ediyor” demektedir.

Sultan İshak, Yaresanlığın günümüze kadar gelmesinde etkili bir isimdir. Kakailer, Sultan İshak’ın Yerasanlığı büyütüp günümüze kadar getirdiklerine inanıyorlar. Yer yer farklılıklar olsa da günümüzde çoğunlukla Kakailik Sultan İshak’ın getirdikleri üzerine temellenmiştir. Sultan İshak, Kakailerin manevi ve ruhani isimidir. Kakailer, Sultan İshak tarafından yazılan ‘Serencam’ı kutsal kitapları olarak kabul ederler. Kitabın tamamı Kürtçenin Hewramani lehçesinde şiir ve metinlerden oluşur. Ancak Serencam ile birlikte Kakailerin 14 kitabı daha vardır ve bunlar da kutsal olarak kabul edilir. Kakailer “Xwe” ismini verdikleri Xwewendkar ya da başka ismi ile Yezdan’a da inanırlar. Ama en büyük temsilcileri Sultan İshak’tır.

Kakailer yedi meleğe inanırlar. Pir Bünyamin, Pir Musa, Pir Davud, Pir Mustafa, kadın melek Razbar, Şah İbrahim, Babayadigar’dır. Kakailer bu meleklerin bir evi ayakta tutan sütunlar olarak tanımlar. Burada dikkat çeken ise kadın melek Razbar’dır. Felakettin Kakayi, Kakailerin Xatun Razbar’a büyük bir melek olarak inandıklarını ve Razbar’ın daima bir kadın olarak kalacağına inandıklarını söyler. Mehmet Bayrak ise, “13/14. yüzyıllarda yaşamış olan Xatun Dayrakî Razbar’ın, Ehl-i Hak dininde Hakk’ın tecellilerinden biri kabul edilen ve bazı yönleriyle Hacı Bektaş-ı Veli ile benzeştirilen Sultan İshak’ın anası olduğu söylenir” demektedir. Bunun yanı sıra Kakailerde de dört önemli kademe öne çıkıyor. Mürit, delil, sufi ve seyitler. Felakettin Kakayi, “Êzîdîler Melekê Tavus’u kutsuyor, Kakailer ise Pir Bünyamin’e inanıyor. Alevilerde ise Pir Bünyamin’in karşılığı Xızır’dır. Aleviler, dara düştüklerinde ‘Ya Xızır’ derler, Kakailer ise ‘Ya Davud’ derler.” (Felakettin Kakayi’nin, Kejé Bémal ile yaptığı ropörtajdan alıntıdır.)

Kakailikte bir de Kırklar vardır. Kırklar’ın tanrının tecellisi olarak var olduklarına inanılır. Mehmet Bayrak Kırklar’a ilişkin şunları ifade ediyor: “Kızılbaş/Alevi, Ehl-i Hak ve Êzîdî Kürt topluluklarında, dini töre ve törenler kadın ve erkeklerle birlikte yapılır. Alevi ve Ehl-i Hak gibi ‘melek kültü’ne bağlı topluluklarda, kadının önemli bir rolü vardır. Bu öğretilerde, toplumu yönettiğine inanılan Kırklar Meclisi’nin (Çihiltan) 40 üyesinden 17’si kadındır. Ehl-i Hak (Yarsanizm) dininin kutsal metinlerinden bazıları da Mama Nergiz Şahrazurî gibi kadınlarca yazılmıştır.”

Kakailerin kutsal kitabı Serencam’da yetmiş iki rakamı da öne çıkıyor. Kakailerde 72 kutsal bir rakamdır. Bu kutsallığın ardında yatan inanç şöyledir: “Hewreman’da 72 Pir bir araya gelmiştir. Bunlar dünyanın farklı bölgelerinden gelmiştir ve hepsinin bir ismi vardır. Çin’den, Anadolu’dan, Zazaların arasından gelenler vardır ve hepsi Hewreman’a gelip toplanmışlardır. Sonra da fikir birliği yapıp Kakailiği belirlemişlerdir. İşte dünyanın dört bir köşesindeki dini benzerlikler bu nedenledir.”

Kakailer ibadethanelerine ‘Cemxane’ derler. Xane Kürtçe’de ev demektir. Dolayısıyla onlar da Aleviler gibi “Cemevi” adını kullanırlar. Felakettin Kakayi Cem’e ilişkin şunları anlatır: “Cem’i yöneten kişi ‘Pir’in karşısına oturup duasına mazhar olmak sureti ile kardeş olur. Bunun adı ‘Birayi Yari’ yani tam karşılığı yardımlaşma kardeşliği. Belli merasim ve çeşitli dualardan sonra kardeşlik gerçekleşir.”

Kakailerin kutsal mekanı Pîrdiwar’dadır. Pîrdiwar köprü anlamına gelir. Sultan İshak’ın, Sirwan nehrinin üzerindeki köprünün yakınlarında yaşamış olduğuna inan Kakailer, Sirwan’ın Sultan İshak’ın manevi bir karargahı olarak görürler. Kakailer, Sultan İshak’ın 21 Mart’ta doğduğuna inandıkları için Newroz günü Pîrdiwar’ı ziyaret ederler. Bu tarihte dünyanın her yerinden yüz binlerce Kakai burada buluşur. Kakailerin diğer inanç merkezleri ise Necef ve Kerbela’daki kutsal mekanlardır.

Kakailerin çoğnluğu üç gün oruç tutar ve yılı üçe bölerler. Kış, yaz, bahar olmak üzere her mevsimi 4 ay olarak ele alırlar. Kakailer de Aleviler ve Êzîdîler gibi ateşi kutsarlar.

Kakailer inançlarına göre evlilik ritüellerini gerçekleştirirler. Yaşadıkları bölgelere göre Kakailerin evliliklerini katı veya esnek olarak ele alabiliriz. Kakailerde boşanma kabul görmeyen bir durumdur, ancak bulundukları coğrafyaya göre bu durum değişim göstermektedir. Bunun yanı sıra Kakailikte tek eşlilik esastır ve kadının toplumda önemli bir konumu vardır. Mehmet Bayrak, Yaresanlardaki kadının statüsünü şöyle ifade ediyor: “Yaresan Aleviliği’nin kadın dini önderleri ve âşıkları olarak nitelendirdiğimiz Celale Xanıma Lorıstanî, Rıhan Xanıma Lorıstanî, Lıza Xanım, Xatun Dayrakî Razbar, Xatûn Zerbanûya Derzyanî gibilerinin, eserlerini dergâh ve cemhanelerde saz eşliğinde icra ettikleri bilinmektedir. Elimizde, tümünden örnekler bulunmaktadır.”

Kakailik inancında ölüm diye bir şey yoktur. İnsan ölmez. Beden gider ama ruh kalır. Yaşam her zaman dönüşüm içerisindedir. Esas yaşam ölümden sonra başlar. Örneğin biri öldüğünde Kakailer onu arkasından tambur çalıp uğurlar ve asla ağlamazlar. Ölüm Özgürlüktür! Kakai inancına göre daimi bir döngü vardır. Ruh önceki bedende bulunduğu sürece o insanın yaptıklarına göre değerlendirilip mutlu ya da mutsuz bir bedene göçer. Eğer iyiysen ruhun iyi bir insana, ya da iyi bir mekana ya da mutlu bir yaşama geçer. Kötüysen tam tersi. Kısacası ölüm yoktur, yaşam değişim döngüsündedir. Kakailer bu inançlarıyla yaşamın yaşarken önemli olduğunu bir kez daha hatırlatırlar insanlığa…

Kaynak: Kardeşlik ve yardımlaşma dini; Kakailik-Felakettin Kakayi(Kejé Bémal ile yaptığı Röportaj da yararlanılmıştır), İslâm öncesi Kürt şiirinde Yaresan- Aleviliği-Mehmet Bayrak, Ehl-i Hak topluluklar -Ali Kaya