Kobanê’nin gizli kahramanları

- Rojin Zerdal
256 görüntüleme

Bunlar / Engerekler ve çıyanlardır / Bunlar / Aşımıza ekmeğimize / Göz koyanlardır / Tanı bunları / Tanı da büyü.

Amed Arif’in de dizelerinde dile getirdiği gibi Kürt çocukları artık etrafını saran engerek ve çıyanları tanıyarak büyüyor. Aşlarına, topraklarına göz dikenlere öfke besleyerek adımlıyorlar ömür yollarını. Belki de dünyanın hiçbir yerinde çocuklar, Şengal ve Kobanê’deki çocuklar gibi erken büyümemiş ve o küçücük dünyalarına bunca ağır şeyi sığdırmamıştır. Kalpleri daha ağırdır, gözleri daha derindir. Her kadraja sığan, her objektife yansıyan çocuk gözlerinde yakalarız bu koyu derinliği. Masum, buruk ve bir o kadar da öfkelidir bakışları… İçinde biraz korku var, biraz endişe ve kocaman bir umut… Kendilerini ve topraklarını yok etmeye yeminli insanlık düşmanlarına karşı abi ve ablalarının sergilediği direniştir umutlarını sarsılmaz kılan.

Onların öykülerini hakkıyla yazan olur mu bilemeyiz, ama Kobanê ve Şengal’de katledilen, açlık ve susuzluktan bedenleri titreyen, sevdikleri gözleri önünde vahşice öldürülen çocukların hikayesi, bir utanç abidesi olarak insanlığın vicdanında yer alacak.

Kobanê ve Şengalli çocukların kaçı yaşama gözlerini yumdu, kaç kız çocuğu pazarlarda satılığa çıkarıldı, kaç erkek çocuk köle olarak satıldı bilinmiyor. Kaç tanesi anne-babasız kaldı. Kaç tanesi tevacüze uğradı. Kaç tanesi yolunu kaybetti?.. Bilen yok!

Her birimiz onları en yakınımızda olan birinin yerine koyarız. O çocuklara baktığımızda aklımıza kendi yakınımızdaki çocuklar gelir. Yakınımızdaki çocukla, fotoğraftaki çocuk birden aynılaşır. Yüreğimiz dayanamaz daha fazla bakmaya, hemen gözlerimizi kaçırırız.

Yüreğimizin dayanamadığını yaşayan Şengal ve Kobanêli çocuklar… Başını yastık yerine taşa koyanlar… Ablaları, abileri, anne ve babaları için nöbet tutanlar… Onlara mevzi için taş taşıyanlar, ekmek götürenler…  Her şeye rağmen Kobanê’yi terk etmeyen çocuklar… Sınırda heyacanla bekleyen ve umudunu kaybetmeyen  güzel gözlü yürekler… Onlar Kobanê’nin gizli kahramanları…

Kobanê sokaklarında Sterk TV’nin ekranlarına yansıyan ve oyun oynaktan vazgeçmeyen çocuklar… Evet, silah seslerine rağmen kimse alıkoyamıyor onları oyun oynamaktan. Kobanê sokaklarının umudu, ışığı çocuklar… Başka bir görüntüde, sınırın öte tarafında şiddetlenen çatışmalara sloglarıyla “Bijî berxwedana Kobanê”, “Bijî Serok Apo” ve “Bijî YPG/YPJ” diyerek ablalarına abilerine destek veren Kobanêli çocuklar…

Kobanêli çocuklar gittikleri yere kendileriyle birlikte Kobanê’deki abla ve abilerini de götürüyorlar. Bu kez yazılı basına yansıyan Kobanêli çocukların resimleri hafızamıza kazınıyor.  Çocuklar hayal dünyalarını ve özlemlerini, çizdikleri resimlerle anlatıyorlar. En çok da sarı kırmızı yeşil tonları kullanarak YPG-YPJ savaşçıları çiziyorlar.

Yine geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya Suruç’taki çadırkentte bir pandomim sanatçısının etrafında gülüşen çocukların fotoğrafı düştü. Çocukların yanındaki pandomim ve kukla sanatçısı İlker Kılıçer ile Bianet’ten Gülçin Kocabuğa bir söyleşi yaptı. Pandomimle “bomba seslerini bastıran çocuk gülüşleri” adıyla yayınlanan söyleşide İlker Kılıçer şöyle söylüyor: “Bir anda unutmanın mümkün olmadığını biliyorum ama en azından onları başka bir dünyanın mümkün olduğuna inandırmak istedim. Evet, bir yanda savaş var ama bir yanda da lunapark. Oynarken bedenimi gülümsettim. Çocukların henüz görmedikleri rüyalara böldüm kendimi. Onlar kahkaha attıkça daha bir çiçeklendim ve durmadan boy verdim heyecanlandıklarını görünce…

Sanat icra eden tüm arkadaşlar çadırkentlerde varlıklaşabilirler. Bu aynı zamanda kendilerini tanıma fırsatı da yaratacak. Çocuklar ne yaparsanız sevineceklerdir. Onlara on saniye de olsa savaşı unutturmak çok şey demek. Mesela çocukların oyuncakları yok. Hiçbir görsel sanat katkısı olmasa bile oyuncak getirilebilir. Ayrıca yüz boyama, sosis balon katlama, resim ve ritim atölyesi gibi etkinliklerde de bulunulabilir.

Bazı temel ihtiyaç eksiklikleri var. Bebek maması ve kuru gıda sürekli tükeniyor. Bu arada kış geliyor, özellikle kalorifer tipi elektrikli ısıtıcılara ihtiyaç var. Bir de her zaman olduğu gibi depo, yemek dağıtımı, temizlik ve mutfak gibi alanlarda koordinasyonu sağlayabilmek için gönüllü insan gücüne ihtiyaç var. Bu konuda da duyarlı arkadaşları bilgilendirebiliriz.”

İlker Kılıçer’in söylediği gibi çocukların birçok şeye ihtiyacı var ve önümüz kış… Onları hissederek yastığa başımızı koyalım. Onları unutmayalım… Unutmayalım ki acılarımız anlam bulsun. Sevgilerimiz büyüsün…