Nobel Edebiyat Ödüllü bir yazar: Selma Lagerlöf

- Fidan YILDIRIM
385 görüntüleme

Selma Lagerlöf, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk kadın yazar olmanın yanı sıra İsveç’in de ilk Nobel ödüllü yazarı sıfatına sahiptir. Efsane ve masallara dayanan yapıtlarıyla tanınmaktadır.

selma lagerlof-6Selma Ottilia Lovisa Lagerlöf 20 Kasım 1858 yılında İsveç’in batısındaki Värmland’da, Märbacka adlı çiftlikte doğdu. Babası teğmen olan Lagerlöf, altı çocuklu ailesinin beşinci çocuğuydu. Kalçasında bir sakatlıkla doğup bir süre her iki bacağı topal halde yaşamış ancak sonradan iyileşmiştir. Sessiz, yaşıtlarına göre fazlasıyla ciddi ve okuma aşkıyla dolu bir çocuktu. Dönemin geleneklerine göre o da birçok kız çocuğu gibi evde özel eğitim gördü. 1882 sonbaharında babasının rızası olmadan Stockholm’de öğretmen okulunda okumaya başladı. Babasının 1884 yılında hastalanması ve ekonomik sıkıntıya girmesi ardından Märbacka çiftliğinin satılmak zorunda kalınması onun gelişimi üzerinde önemli etki bıraktı. 1885’de babasını kaybetti. Landskrona’daki bir kız yüksek okulunda 1885’den 1895’e kadar öğretmen olarak görev yaptı. Aynı süreçte çocukluğunda  öğrendiği destanlar üzerinde yoğunlaşarak hikaye anlatma yeteneğini geliştirdi. Stocholm’deki Kraliyet Kadın Yüksek Eğitim Akademisi’ndeki eğitimi sayesinde Lagerlöf, August Strindberg gibi çağdaş İsveç yazarlarının realizmine karşıt bir şekilde yetişti. Öğretmenlik yaptığı süreçte iki ciltlik ilk romanı “Gösta Berlings Saga”yı (Gösta Berling Destanı) yazdı. 1924 yılında sinemaya uyarlanan bu romanında Lagerlöf, doğup büyüdüğü yer olan Värmland bölgesinin demir döküm atölyeleri ve küçük malikanelerle dolu olduğu en parlak dönemindeki yaşamı anlatıyordu. Bu kitabının bir bölümünü bir edebiyat yarışmasına göndererek yarışmayı ve ödül olarak da kitabın basım hakkını kazanması yazarlık serüveninin önünü açan büyük bir şans oldu. Yazma konusunda yoğunlaşmasını teşvik için Fredrika Limnell kendisine  maddi destek sundu. 1890’larda İsveç’te romantizmin canlanışında önemli bir rol oynayan Lagerlöf, “Osynliga Länkar” (Görünmez Bağlar) isimli hikaye kitabını yazdı.

Selma Lagerlöf ile Sophie Elkan’ın birbirine kattıkları

1894 yılında kendisi gibi yazar olan İsveç-Yahudi kökenli Sophie Elkan ile tanışan Selma Lagerlöf onunla arkadaş oldu ve ardından aralarında duygusal bir ilişki gelişti. Bu ilişki karşılıklı yazdıkları mektuplara da yansımıştır. Elkan ve Lagerlöf uzun yıllar birbirlerinin çalışmalarını eleştirel bir bakışla ele aldılar. Lagerlöf, Sophie Elkan’ın sık sık kitaplarını geliştirmek istediği yön konusunda yaptığı itirazlarla yazıları üzerinde büyük etkide bulunduğunu belirtmektedir.selma lagerlof-4

Lagerlöf, basılan ilk kitabından kazandığı para, İsveç Kralı ve Eğitim Bakanlığı’ndan kazandığı burs ve bağışlara dayanarak kendini tamamen yazmaya vermek üzere 1895’de öğretmenliği bıraktı ve yazacağı kitaplar için materyal toplamak üzere iki yurtdışı gezi yaptı. Sophie Elkan ile birlikte İtalya’ya ve ardından da Filistin ile Doğu’nun diğer kısımlarına birer gezi gerçekleştirdi. 1895-96’da İtalya’ya yaptığı gezide, çocuk İsa’ya dair bir efsanenin çarpıtılmış bir yorumundan esinlenerek “Antikrists Mirakler” (Deccal’in Mucizeleri) isimli sosyalist içerikli romanını yazdı. Sicilya’da geçen roman sosyalist ve Hristiyan ahlaki sistemleri arasındaki etkileşimi incelemektedir. Bu kitaptan hemen sonra en iyi yapıtlarından biri sayılan “En herrgärdssägen”i ( Malikane Öyküleri) yazdı. 1899-1900 kışını Filistin ile Mısır’da geçiren Lagerlöf bu geziden esinlenerek iki ciltlik “Jerusalem” (Kudüs) romanını kaleme aldı ve bu romanla İsveç’in en önde gelen romancısı sıfatını kazandı.

1897 yılında Fallun’a giden Selma Lagerlöf burada bir öğretmen olan Valborg Olander ile tanıştı. Edebi çalışmalarında asistanı ve arkadaşı olan OlandSelma Lagerlšf 1906 Foto: A. Blomberg, Stockholm.er ile sonradan lezbiyen bir ilişki de yaşamaya başladı. 1940’larda birbirlerine yazdıkları mektuplarında bu ilişkinin yansımaları görülmektedir. Politik bir kişilik olan Olander sufrajet hareket içinde aktif bir yer edinmişti. 1905’de İsveç Kadınlara Oy Hakkı Derneği’nin Fallun kolunun başkanı ve ulusal çapta merkez komite üyesiydi. Öğretmenlik yapmanın yanısıra hem sufrajet hareketle ilgili yazılar yazıyor ve hem de İsveç diline ilişkin kitapların yayınlanması çalışmalarında yer alıyordu bir dil profesörü ile birlikte. Selma Lagerlöf de Kadınlara Oy Hakkı Derneği’nin ülke çapındaki konuşmacılarındandı. Saygın konumu nedeniyle bu harekete desteği değer görüyordu. Haziran 1911’de Stockholm’de yapılan Uluslar arası Sufrajet Kongresi’nde de bir konuşma yapmıştı. Mayıs 1919’da İsveçli kadınlara oy hakkı tanındığında yapılan kutlama partisinin konuşmacısı da yine Selma Lagerlöf’dü.

Lagerlöf ile Olander’in yakınlaşması ve Sophie Elkan’ın kıskançlığı bu üçlü arasındaki ilişkilerde sıkıntıların yaşanmasına yol açtı. 2008’de yayınlanan bir TV dizisinde üçünün ilişkileri işlenmiştir.

Selma Lagerlöf ve ilkleri

1907 yılından itibaren serbest yazar olarak Fallun’da yaşamaya başlayan Selma Lagerlöf 1909 yılında, “eserlerini karakterize eden yüksek idealizm, canlı hayal gücü ve manevi algı değerlendirilerek” Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Karar öncesi, ödül verilecek kişileri belirleyen İsveç Akademisi içinde sert güç mücadeleleri yaşanmıştı. Lagerlöf hem Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk kadın ve hem de İsveç’in bu ödülü alan ilk yazarı sıfatını kazanmıştır. 1904’de de Akademi onu büyük altın madalyası ile ödüllendirmiş, yine 1914’de Akademi üyeliğine alınan ilk kadın olmuştu. 1907’de Uppsala Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktor ünvanı verildi.1928’de Greifswald Üniversitesi Sanat Akademisi’nden Onur Doktorası aldı. 2. Dünya Savaşı başladığında Lagerlöf, Nobel Ödülü madalyası ile İsveç Akademisi’nin verdiği altın madalyayı Sovyetler Birliği’ne karşı savaşında paraya çevirip kullanması için Finlandiya hükümetine gönderdi. Ancak Fin hükümeti ihtiyaç duyduğu parayı başka kaynaklardan edinerek madalyalarını ona iade etti.

Selma Lagerlöf Alman-Yahudi yazar Nelly Sachs ile arkadaştı. 1940 yılında ölmeden hemen önce, Sachs ile yaşlı annesinin Nazi Almanyası’ndan kurtulmaları için İsveç kraliyet ailesinin desteğini aldı ve kılpayı kurtulup Stockholm’e gelmelerini ve orada ömür boyu iltica hakkı kazanmalarını sağladı. Daha sonraları İsrail’de bir caddeye Lagerlöf’ün adı verilmiştir.

Arasında bıraktığı çok sayı da eseriyle varlığını koruyor

Selma Lagerlöf ölümünden önce yayınlanmamış olanlar da dahil tüm eserlerinin film yapılma hakkını İsveç Sinema ve Tiyatro Kurumu’na satmıştır. Daha sonraki yıllarda eserleri birçok kez sinema filmi haline getirilmiştir. İsveç’de sessiz film döneminin altın çağında birçok filmde eserleri kullanılmıştır. 1996 yılında ise, “Jerusalem” (Kudüs) romanı uluslar arası bir film olarak seyirciye ulaştırılmıştır.

16 Mart 1940’da 81 yaşında vefat eden Selma Lagerlöf’ün doğduğu Märbacka çiftliği bir müzeye dönüştürülmüştür. Çeselma lagerlof-2şitli bina, cadde ve sanat eserlerinde adı yaşatılmaya devam etmektedir. Sovyetler Birliği de 1959 yılında çıkardığı bir posta pulunda resmini basarak onu onore etmiştir. 1992 yılından bu yana İsveç’in 20 kronluk banknotunun üzerinde de resmi bulunmaktadır.

Çok sayıda kitap kaleme alan Lagerlöf’ün başarılı eserleri arasında 1904’de kaleme aldığı, “Herr Arnes penningar” (Bay Arnes’in Hazinesi) de sayılabilir. 1. Dünya Savaşı başladığında çok sarsılan ve birkaç yıl ürün vermeyen Lagerlöf daha sonra “Märbacka” (1922), “Ett Barns Memoarer” (Bir Çocuğun Anıları, 1930) ve “Dagbök för Selma Lagerlöf” (Selma Lagerlöf’ün Günlüğü, 1932) adlı kitaplarında incelikli bir üslupla çocukluğunu anlatmıştır. Värmland’ı konu alan üçlemesiyle de tanınan Lagerlöf, çağdaş öykü yazarlarının en yeteneklilerinden biri kabul edilmektedir. “Nils Holgerssons underbara resa genom Sverige” (Nils Holgersson’un Yabankazlarıyla Maceraları) isimli ve bir çizgi film dizisi olarak da gösterime sunulan eser Lagerlöf’ün en iyi eseri olarak tanımlanmaktadır.