Seçimli ve Seçimsiz Konular

- Ayşe DÜZKAN
247 görüntüleme

HDP Istanbul Il KongresiBildiğiniz bazı şeyleri tekrar ederek başlayacağım. Bu seçim Türkiye açısından çok önemli, çünkü AKP’nin Meclis’e güçlü bir biçimde girmesi halinde şu anda akan süreç tamamlanmış olacak. Bunun sonucunda siyasal baskı artacak, muhalefet yürütmek gitgide daha meşakkatli olacak, gündelik hayatın ve devlet kurumlarının dinselleştirilmesi artacak. Bunun kadınlar üzerindeki sonuçları çok açık.

Giderek artan şiddetle ilgili önlemler alınmayacak, devlet erkekleri destekleyecek. Kadınların toplumsal hayata katılmaları sınırlanacak, eve ve aileye mahkum edilecekler. LGBTİ’ler için yaşama alanı kalmayacak, yani şu anda yapılanlar daha cesurca yapılacak.

HDP ile AKP’nin önünü alabiliriz

O yüzden bu seçimde HDP’nin barajı aşıp meclise girmesi her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Zaten solun ve kadın hareketinin çoğunluğu bunun bilinciyle hareket ediyor.

Burada dikkat çekmek istediğim bir şey var. Dünyada hiçbir diktatör kalıcı olmadı; er veya geç, şu veya bu biçimde iktidardan indirildi. Türkiye de benzer süreçlerden geçti. Ama hiçbir iktidar, bu iktidar o kadar köklü değişimler yapmadı, dolayısıyla bunları geriye almak çok uzun zaman alacak. İşte tam da bu süreçte kadınların etkili olması ve taleplerinin dönüşüm sürecinin parçası olması çok önemli. Bunun için iktidar karşıtı mekanizmalar içinde kendi politik taleplerimizin temsil edilmesini sağlamamız gerek.

İkinci önemli nokta şu: AKP’nin dinselleştirme politikalarının dindarlıkla alakası yok. Dinselleştirmenin iki temel amacı var: Birincisi halkı itaate ikna etmek. İkincisi AKP, ailelerin oy’unun erkekler tarafından denetlendiğini biliyor ve erkekleri ikna ederek oy potansiyelini koruyacağını/arttıracağını hesap ediyor. O yüzden erkekleri memnun edecek söylemler ve politikalar benimsiyor. Bunları benimsetmenin bir aracı da dini bahane etmek. Biz kadınların, APK’nin bu siyaseti altında yatan sebepleri açık etmemiz önemli.

AKP’’nin kadınlarla ilgili siyasetinin altında nüfus ve istihdam politikaları var.

AKP, Çin tipi büyüme de denen, globalleşme dönemine mahsus bir ‘kalkınma’ modelini uyguladı. Bilindiği gibi, globalleşme öncesinde, büyüyen bir ülke, başka ülkelerin proletaryasının emeğini ve kaynaklarını sömürme pahasına, kendi ülkesinin emekçilerine refah sağlardı. Globalleşmeyle birlikte bu ortadan kalktı, sermaye birikiminin bütün yükü o ülke emekçilerinin sırtına yüklenir oldu. Türkiye de bugün, çok ağır, güvensiz çalışma koşulları, düşük ücretlerle ‘büyüme’ yolunda.

Diğer yandan, bu iktidar sırasında sermaye el değiştiriyor, yeni sermayenin hiçbir engel olmadan güçlenmesinin önünün açılması, iş cinayetlerinde büyük bir artışa sebep oldu. Bu kadar kötü koşullarda çalışmaya razı emekçiler olması için işsizler ordusunun çok büyümesi gerekir. Bunun en ‘sorunsuz’ biçimiyse kayıtdışı mülteciler. Ayrıca ülkenin en önemli ihraç malzemesinin ordusu olduğunu da hatırlatayım. Yani AKP’nin istihdam politikaları nüfus artışını teşvik ediyor, bunun için de kürtaj, doğum kontrolü sınırlanıyor, çok çocuk teşvik ediliyor.

kadin cinayetleri

AKP sosyal devlet kalıntılarını bile ortada kaldırdı

Diğer yandan, Türkiye AB’ye girmek için, kadınların ücretsiz bile olsa yoğun olarak çalıştığı tarımdan vazgeçmişti. Bu, başta kadınlar olmak üzere geniş kitleleri istihdam dışı bıraktı. AKP ile sermayenin tekstilden inşaata kaymasıyla, ücretli çalışan kadınların önemli bir bölümünü eve göndermek gerekti. Bunun yaratacağı sorunları hafifletmenin yükü sermayenin sırtına değil, vergiler aracılığıyla yine emekçilere yüklendi. Sosyal devletin kalıntılarını bile ortadan kaldıran iktidar, sadaka tarzı yardımlarla yoksul vatandaşları kendi seçmeni haline getirdi. Ayrıca kadınların işsizliği kolaylıkla görünmez kılınabiliyor, bu politikalar bunu da sağlıyor.

Soylulaştırma hamleleri emekçileri, yoksulları şehrin dışına fırlatıyor ve en büyük etkisini kadınlar üzerinde gösteriyor. Nitekim örneğin İstanbul’da, hayatında yaşadığı mahallenin dışına çıkmamış, hiç deniz görmemiş milyonlarca kadın yaşıyor.

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu politikalar neoliberalleşme sürecinin sonucu ve bu sürece dur demek seçimlerden daha kapsamlı bir mücadele hattı gerektiriyor.

Dünyanın pek çok yerinde geniş kitleler, neoliberal politikalara karşı, sistemi bütünüyle değiştirmemekle birlikte, önemli değişimler vaat eden partilere, siyasetlere ümit bağlıyor. Kamu kaynaklarının genişletilmesi, çalışma koşullarının düzeltilmesi, ülke üzerinde dünyanın egemenlerinin karar hakkının kaldırılması, etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim temelinde ayrımcılığa son verilmesi gibi önlemler vaat eden partilere büyük ilgi gösteriyor. Bizim de oy verdiğimiz HDP böyle bir partiye evrilecek mi? Bu şüphesiz seçmenlerinden çok kadrolarının vereceği bir karar. Ancak neoliberal siyasetin kendisini değilse bile etkilerini sınırlamayan bir siyasetin, kadınların hayatında gerçek değişiklikler yapması zor.

Bir başka noktaysa şu: Kadınların, LGBTİ’lerin bir partinin yönetim kadrolarında ve adaylıklarda temsili çok önemli. Kadınlardan ve LGBTİ’lerden yana talep ve politikaların parti siyasetinin parçası olması da öyle. Ancak bir partinin herhangi bir konuyu, talebi, bakış açısını, tabanından tepesine, sıradan üyesinden eşbaşkanına kadar benimsemesi o bakış açısının parti eğitiminin parçası haline gelmesiyle mümkün oluyor.

HDP’de ve genel olarak Kürt hareketi içindeki kadınlar büyük işler başardılar, kendi uluslarının inşasında başrole geçerek hepimize ümit ve heyecan veriyorlar. HDP’den cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelimle ilgili meselelerin partinin sadece dışa dönük politikalarının değil, iç eğitiminin de parçası olmasını isterken, en çok onların gücüne ve enerjisine güvendiğimizi söylemeye gerek yok. Bu aynı zamanda bu politikaların kalıcılaşmasının da garantisi olacak.

İşimiz çok, yolumuz uzun ama saflarımız sağlam. Önce uzun’u başkan yaptırmayacağız, ardından ülke siyaseti yeniden şekillenirken birbirimizin elini bırakmayacağız, kendi sözümüzü, hakkımızı, hayatımızı kendimiz belirleyeceğiz.

Şimdi onlar düşünsün.

Hasekê’de ölenlere rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Katillerin en kısa zamanda pişman edileceklerine inanıyorum.