25 Kasım’dan, her güne kadınların mücadelesi

- Melek ÖNDER
116 görüntüleme

Kadınların verdikleri mücadeleler dünyanın her yerinde, her geçen gün artıyor. Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele eden Mirabel Kardeşlerin tecavüz edilip, öldürülmesinin ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan edildi. Ve her sene 25 Kasım’da kadınlar kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete karşı sokaklara çıkıp bu günü eylemsellikler ile karşılamakta. Bu mücadeleyi tek bir güne sıkıştırmaya çalışanlara karşı, kadınlar her günü mücadeleye dönüştürmekte kararlı.

Öte yandan kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesi yükseldikçe kadına karşı şiddet ve cinayetler de artmakta. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre Türkiye’de geçtiğimiz yıl 440 kadın, bu yılın Eylül ayı sonuna kadar ise 350 kadın öldürüldü. Ağustos ayında kızının gözü önünde öldürülen Emine Bulut cinayeti ile kadın cinayetleri gerçeği bir kez daha tüm ülkenin yüzüne çarptı. Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” sözü tüm kadınların çığlığı oldu. Türkiye’nin dört bir yanında, binlerce kadın, kadın cinayetlerine karşı bir araya geldi. Ülkenin dört bir yanında ‘Kadın cinayetlerini durduracağız’, ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır,’ ‘Yasayı uygula kadını yaşat’ diye yeri göğü inletti. Hani Emine Bulut’un öldürülmesinin ardından kürsülerden ‘Yeri göğü inletmemiz lazım’ diyenlere karşı çözüm yollarıyla birlikte yeri göğü inlettiler. İstanbul Kadın Meclisi’nin çağrısıyla bir araya gelen binlerce kadın İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284’ü hep birlikte haykırdı. Tüm kadınlar, tüm toplum kadın cinayetlerini durdurun derken, çözümün adreslerini de gösterdi. Toplumun geldiği aşama ortadadır, o yüzden artık yetkililer durumu sadece kuru açıklama yaparak geçiştiremezler. Yapılması gereken açıktır; 6284 sayılı Koruma Kanunu ile İstanbul Sözleşmesi tam ve etkin uygulanmalıdır.

Yüzlerce kadın hayata tutunabilirdi

Emine Bulut boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Hemen ardından ise Tuba Erkol Konya’da çocuklarının gözü önünde 20 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Maalesef kadınlar öldürülmeye ve şiddet görmeye devam ediyor. Peki bir taraftan kadınların mücadelesi bu denli yükselirken, neden kadın cinayetleri de artıyor? Birinci sebep; yıllardır dile getirdiğimiz ve her yerde söylemeye devam edeceğimiz İstanbul Sözleşmesi ile Koruma Kanunu’nun etkin bir şekilde uygulanmayışıdır. Aksine, erkekler ‘Mağdur oluyoruz’, ‘Yuva yıkıyor’ diye kanuna ve sözleşmeye saldırıyor. Yetkililer ise bunları görmezden geliyor.

Peki İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Koruma Kanunu neden bu kadar önemli? 2019 yılına gelene kadar kadın cinayetlerinin hep arttığını görüyoruz. Verilerde tek bir istisna var. Bir tek 2011 yılında, yani İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edildiği yılda kadın cinayeti sayısı azalmış. Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin önlenmesi yolunda atılan somut bir adımın ne kadar etkili olduğunu buradan anlamak mümkün. Bir de Sözleşme ve Koruma Kanunu’nun tam olarak uygulandığını düşünelim, bugün Emine Bulut, Tuba Erkol, Münevver Karabulut, Ecem Balcı, Şule Çet aramızda olabilirdi. Yüzlerce kadar hayata tutunabilirdi.

Kadınları koruyacak yasalar

İstanbul Sözleşmesi kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete karşı mücadelede bütünlüklü bir çerçeve çizer. İstanbul Sözleşmesi tüm kurumlara somut sorumluluklar yükler. Öncelikli olarak ‘kadına yönelik şiddetin ortaya çıkamadığı toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğu bir toplum yarat’ der. Bunu yaratmak o kadar da kısa vadede ve kolay olamayacağı için kadınları koruyacak yasaların ve uygulamaların gerekliliğini söyler. Eğer şiddet önlenemiyorsa da etkin ve adil bir kovuşturma süreci işleterek, kadın cinayeti davalarında indirimlerin sınırlanmasını, adaletin tesis edilmesinin gerekliliğini söyler. Yine, kadınların güçlenmesi için somut politikaları hayata geçirmeyi öngörür. Ve tüm bunları yaparken de kadına yönelik şiddeti normalleştirmenin ve şiddeti geleneklerle açıklamanın yasak olduğunu vurgular. Yani bu durumda, İstanbul Sözleşmesi’ne ve 6284 sayılı Koruma Kanununa saldırmak, kadın düşmanı söylemlerde bulunmak yasaktır.

6284 sayılı Koruma Kanunu ile; yakın koruma talep etmekten barınma hakkına, adres ve işyeri değişikliğinden kimlik bilgilerinin değiştirilmesine veya gizlenmesine, meslek edindirmeden istihdam edilmenin sağlanmasına, geçici maddi yardımdan kreş desteğine, geçici tedbir nafakasından ortak konuta şerh koydurtmaya; uzaklaştırma kararından iletişim araçlarıyla rahatsız etmesini engellemeye, evinize, işinize veya diğer adreslerinize yaklaşmasını engellemekten şiddet uygulayıcının silahına el koydurtmaya, şiddet uygulayanın bu tedbirleri ihlal ettiği durumda ise, zorlama hapsi uygulanmasına kada

r kadınların korunması için pek çok çeşitli ve etkin korunma tedbirleri var. İşte o yüzden de kadın cinayetleri bir doğal afet değildir, önlenebilir. Madde madde kadın cinayetlerinin nasıl durdurulacağı anlatılmakta. Fakat İstanbul Sözleşmesi uygulanmayarak suç işlenmekte. Devlet yapmakla yükümlü olduklarını yerine getirmeyince, kadın cinayeti verilerini halk tutuyor. Platform’a ulaşan verilerde eksik varsa, hemen iletişime geçiyor. Kadın cinayetini önlemek için bir anne oğlunu şikayet ediyor.

Birlikte mücadele eden kadınlar var

Kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, devlet 20 milyon kadını işgücü niteliğinde bile görmeyerek çok ciddi bir ekonomik şiddet uyguluyor, kadınlar şiddet karşısında güçsüz bırakılıyor, kadınların nafaka hakkına el uzatılıyor, kadınların güçlendirilmesi bir yana var olan hakları tırpanlanmaya çalışılıyor, haklarına saldırılıyor. İşte bu tablo karşısında maalesef, kadın cinayetleri artmaya devam ediyor. Ama artan şiddet karşısında kadınların mücadelesi de artıyor. Dünyada ve Türkiye’de kadınlar değişiyor. Artık eskisi gibi şiddet karşısında sessiz kalan kadınlar yok. Birlikte mücadele eden kadınlar, aileler var. Emine Bulut cinayeti davasında, öğrencisi tarafından öldürülen Ceren Damar’ın babası, birlikte çalıştığı erkek tarafından öldürülen Fatma Şengül’ün kızı ve ayrılmak istediği erkek tarafından öldürülen Merve Kotan’ın ablası da davadaydı. Hiç birisinin Emine Bulut ile bir yakınlığı yoktu, ama hepsi tek bir amaç için, başka kadınlar öldürülmesin diye bir araya geliyor, birlikte mücadele ediyor. Ve birbirini tanımayan kadınlar, tanımadıkları kadınlar için sadece 25 Kasım’da değil, her gün tüm kadınlarla birlikte mücadele etmeye devam ediyor. Kadınlar, şiddetten topyekün kurtulmak, eşit, özgür bir hayata kavuşmak için örgütlü bir mücadeleyi örmeye devam ediyor.

*Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyesi