Gever’de sıcak bir gülümsemedir Gulê

- Newaya Jin
537 görüntüleme

BARAN ASMIN - YARAYÖz yönetim direnişlerinde çok sayıda genç kadın barikatlar ardına geçerek bu tarihi direnişe adını yazdırdı. Bu cesur gençlerden biri de özgürlüğe ömrünü adayan Baran Asmin’di (Altun Yaray.)
1990 senesinin bahar aylarında Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Sınban köyünde dünyaya gelen Baran Asmin, Türk devlet güçlerinin o yıllarda uyguladığı baskı ve işkencelerden nasibini alan bir ailenin kızıdır. Aile, köy boşaltmalar nedeniyle İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. Ailesi, arkadaşları ve çevresi tarafından oldukça sevilen Altun’a “Gûle” diye hitap edilir. Çünkü o etrafına mutluluk saçandır, güleryüzlüdür ve doğaya oldukça bağlıdır.

İnancı keskindir Gûle’nin

Lise son sınıfa kadar öğrenim gören Gûle, sınıfsal ve ulusal çelişkilerle tanışır. Bu çelişkiler onu arayışa sürükler ve sorduğu soruların yanıtlarını aramaya koyulur. 2009 yılında DTP parti çalışmalarına katılır ve var gücü ile katkı sunmaya çalışır. Bu çalışmalar süresince tutuklanır ve 8 ay zindanlarda tutsak kalır, fakat inandığı değerlerden bir adım dahi geri atmayı asla düşünmez. 2012 yılında özgürlük saflarında yerini alan amcası Botan Erdal yaşamını yitirmesi Gûle’yi derinden etkiler. Ve artık eylemlerde en öndedir, azimlidir, inancı keskindir.

Barikatların Baran Asmin’i

Gûle 2015 yılında Cizre’den Amed’e düzenlenen “Barış Yürüyüşü’ünün de aktif katılımcılarındandır. Bu süreçte Kürdistan’da ilan edilen öz yönetim direnişlerine yüksek bir duyarlılık gösterir ve YPS JIN saflarına katılır. “Şêr şêre çi jine çi mêre” sözünü sürekli dillendiren Gûle, artık barikatların Baran Asmin’idir. İşgalcilere ve sömürgecilere karşı Kürdistanlı genç bir kadın olarak direnişin en ön cephesinde yer alması gerektiğinin bilincindedir. Bu bilinç ile yaşamını yoğurur ve mücadelesini büyütür. Gûle, Gever direnişinin ilk günlerinden son anlarına kadar yılmaz bir direnişçi olarak boy gösterir. Yaşamını yitirdiğinde herkesin gönlünde güleryüzlü ve sevgi dolu genç bir kadın olarak derin bir yer edinir.

Bir “Roza” efsanesiydi Sur’larda

SEHID SONAY ENGIN NURCAN MALATYA - ROZA 72Öz yönetim direnişlerinde adı yankılanan başka bir isim ise Nucan Malatya (Sonay Engin) nam-ı diğer “Kanasçı Roza” idi. “Kanasçı Roza bugün 3 işgalciyi vurmuş”, “Roza işgalcileri Kanası ile geri püskürtmüş”, “Kanasçı Roza’nın olduğu sokaklara Jöh-Pöh giremiyor” sözleri kulaktan kulağa fısıldanıyor, Roza bir direnişçi olarak Sur’ları aşan bir efsaneye dönüşüyordu.
Malatya’nın Yazıhan ilçesinin Yukarı Boyaca köyünde 1978 senesinde dünyaya gelmişti Nucan. Küçük yaşlarda birçok sorumluluk üstlenmek zorunda kalan Nucan, ilkokulu bitirir ve maddi imkansızlıklardan dolayı okuluna devam edemez. Doğduğu yıllarda kurulan Kürdistan Özgürlük Hareketi, gençlik yıllarında Nucan’ı da derinden etkiler. Mücadeleyi takip eder, okur, araştırır, bilinç edinir. Bu bilinçle köyde kadınlara dair pek çok tutucu yaklaşıma ve kalıplara karşı çıkar. Yasaklar; onun yaşam enerjisini, iradesini, neşesini, başarma iddiasını asla engelleyemez. Arkadaşlarının Nucan’ı tarif ederken en çok da cesaretinden, yüreğinin büyüklüğünden, dik duruşundan bahsetmesinin kaynağı buna dayanıyor.

İnkara karşı isyandır Nucan

Haksızlığa, zulme, inkara karşı isyandır Nucan. Bu duygularını 2009 yılında büyük bir kararlılığa dönüştürür ve dağlara doğru yol alır. Sonrasında yeni adresi Rojava olur. Devrim günleri Nucan gibi nice direngen Kürt kadınının azmi, fedakarlığı, çabası ve özverisi ile yaşam bulur.
Nucan, Kobanê kenti İŞID çeteleri tarafından kuşatıldığında yönünü Kobanê’ye verir ve bu kentte yaşanan mucizenin mimarlarından olur. Kobanê kentini çevreleyen zebaniler geri püskürtülür ve Kobanê yeniden özgürlüğün nefes alıp verdiği günlere kavuşur.

Bir başkadır Sur direnişi

Ruhunda gezinen devrim fırtınasının yeni durağı Türk işgalciliğine karşı halkın öz yönetimini ilan ettiği alanlar olur. Artık Sur’dadır Nucan. Burada yeni bir dönemin, özgürlük mücadelesinin başka bir evresini ifade eden sürecin taşıyıcılarından olur. Amansız bir direniş sergilenir Sur’larda. İşgalciler bütün güçlerini buraya yığar, kenti ablukaya alır. Eseddullah timleri, SAS, PÖH-JÖH, bordo bereli, korucular vb. büyük bir güç, ağır bir teknik ve en barbar yöntemlerle Sur’daki direniş kırılmaya çalışılır. Ama nafiledir, bir başkadır Sur direnişi. Kimileri Stalingrad, kimileri Kela Dimdimê, kimileri ise Kobanê direnişiyle özdeşleştirir. 21. yüzyılın en gelişmiş teknolojisine karşı çıplak yürekleri ve temiz inançları dışında bir şeyleri olmayan gençler, insan üstü bir iradeyle işgalciler karşısında direnir.

“Böyle ölür bizimkiler”

Malatyalı Nucan, ya da Sur’da yankılanan adı ile “Kanasçı Roza” Sur direnişine ruh katanlardan, sömürgecilere korku salanlardandır. Şubat ayında yaşamını yitirdiğinde, 103 günlük eşsiz bir başkaldırının unutulmazlarından olur.
Nucan, yani nam-ı diğer “Kanasçı Roza” Malatya’da toprağa verildiğinde tabutunu kadınlar omuzlar. Cenaze töreninde kadın sesleri birleşir ve “Biji berxwedana Sur ê” diye yankılanır. Sonay’dan Nucan’a uzanan ömür böyle ölümsüzleşir….