Bellizona Ekin Wan kadın kooperatifi

- Rojda YILDIRIM
313 görüntüleme

5-kadin-kooperatifiİsviçre’nin İtalyan Kantonuna bağlı Bellizona bölgesinde yaşayan Kürt kadınları bir süredir hummalı bir çalışma içindeler. Bu kadınların emeği üzerine yeşermeye başlayan bir kooperatif çalışması. Kooperatif projesine iki aydır başlayan kadınlar, oldukça iddialılar. Üstelik o kadar heyecan verici ki hangisiyle konuşsanız gözlerinin içi parlıyor.

Adını Ekin Wan Kadın  Kooperatifi yapmak istiyorlar.  Neden diye sorduğumuz da ise “kadınlar doğaya her dokunuşuyla Ekin Wan’ın incinen yerlerini topladığımız yapraklarla saracağız” şiarıyla başlattıklarını belirtiyorlar. Avrupa’dan Kürdistan’a uzanan anlamlı bir köprü kurmak istediklerini de ekliyorlar.

‘Toplumsal temelli neler yapabiliriz’

Kadınlar Ekin Van Kadın kooperatifinin kuruluş çalışmalarını önce pratikte başlatıyorlar. Bellizona ve Lugano bölgesi oldukça dağlık ve zengin bitki çeşidiyle dikkat çekiyor. Ekili alanlar dışında dağlarda bir çok meyve ağacı ve üzüm bağlarına rastlayabilirsiniz. Bölgede yaşayan kadınlar “toplumsal temelli neler yapabiliriz” diye tartışırken zengin bitki çeşidinden yararlanılabileceği sonucuna varıyorlar. Bunun üzerine ilk iş olarak üzüm yapraklarını toplamakla başlıyorlar. Issız bucaksız alanlarda yabani olarak yetişen üzüm bağlarının olduğu yerleri keşfedip topluyorlar. Bu yapraklardan salamura üreten kadınlar, ilk ürünlerini de yine stand ve kent pazarında satmaya başlıyorlar. ilk satışlarından elde ettikleri küçük ama anlamlı geliri ise Cizre’ye bağışlıyorlar.

Kısa sürede emeklerimansetnin sonucunu alan kadınlar daha da heyecanlı bir şekilde işlerine sarılıyor. Kadın grubu büyüyor. Her seferinde yeni kadınlar gruba katılıyor. Şimdilerde on altı kadın aktif olarak çalışmalarda yer almakta.

‘Ekonomi neden toplumsal olmasın’

Kooperatif çalışmasında yer alan Dilan, İpek, Fatma ve diğer kadınlara sorduğumuzda ise projeyle amaçlarının toplumsal temelli dayanışma alanları yaratmak olduğunu dile getiriyorlar. İlk başlarda tıpkı Neolitik dönemdeki gibi doğada toplayıcılıkla işe başladıklarını belirten Dilan, ana tanrıçalar zamanından feyz aldıklarını belirtiyor. “Ekonomi neden toplumsal olmasın ki” diyor. Yaprak toplamakla başladıkları işi şimdilerde doğada böğürtlen zamanına evrilttiklerini, mevsimlik tüm meyveleri toplayarak çalışmalarını daha da büyüteceklerini belirtiyor.

Çalışma önce pratikte şekilleniyor. Sonra kooperatif çalışmasını resmileştirmek istediklerini dile getiren kadınlar, diğer taraftan da mekan arayışına giriyor. Mekanla birlikte çalışmalarının daha da somutluk kazanacağına inanan kadınlar, bu işi amatörlükten çıkarıp profesyonel düzeye taşırma hedefinde olduklarını belirtiyor.

Genelde toplu halde çalışmaya çıkan kadınlar, elde ettikleri geliri ise her seferinde farklı bir toplumsal alana aktarmak istediklerini söylüyorlar. İlkini Türk devlet faşizmi tarafından yıkılan Cizreli ailelere aktardıklarını belirten kadınlar bundan sonraki gelirlerini de Nusaybin ve Şırnak için aktaracaklarını ve bunun için daha fazla çalışacaklarını belirtiyorlar.

7-kadin-kooperatifi‘kapitalizme inat daha fazla kooperatif”

Kadınlar emeklerinin sonucunun ne kadar anlamlı olduğunu gördükçe daha bir heyecanla işlerine sarılıyor. Üstelik şimdiden diğer bölgelerdeki kadınlara örnek olmaya başladılar bile. Uzun zamandır yapılan bu tür tartışmalarda “kapitalist koşullarda kooperatif olmaz, bireyciliğin hakim olduğu toplumsal ilişkilerde kamusal yada toplumcu projeler bir hayaldir” diyen düşünceyi de pratikleriyle boşa çıkarıyorlar. Bellizona ve Lugano’da yaşayan kadınlar yaptıklarıyla “küçük” ama anlamı büyük bir adım atıyorlar. Aksine kollektif, komün mantığı üzerine kurulu, bireysel çıkarlardan ziyade toplum yararına projelerin dünyanın bunca bozulduğu ve insanların bireyciliğe mahkum edilmek istendiği koşullarda başarılmak zorunda olunduğunu ispatlıyorlar.

Komün yada kooperatif gibi çalışmalar en fazla da kapitalizmin hakim olduğu alanlarda başarılabilir. Çünkü mülkiyet ve çıkarcılığın toplum aleyhine işlediği ve toplumun parçalandığı bu koşularda aksisini ortaya koymaktır asıl olan. İşte İştar kadın kooperatifi şimdilerde bunu oldukça sade ve mütevazi koşullarda başarmaya çalışıyor.

Avrupa genelinde adım adım kooperatif örneklerinin gelişmeye başladığı günümüzde “kapitalizme inat daha fazla kooperatif” demek gerekiyor. Çok da zor değil. Yeter ki zihniyet dünyamızda kadın eksenli toplumsallığa inanalım. Toplayıcılığa dayalı Yaprak kooperatifi, yine Hamburg’ta kadınların kurduğu Tandır kooperatifi buna en güzel örnektir.

Bize ise “daha fazla kadın, daha fazla kooperatif” demek düşüyor.