9 Ocak; hem acımız, hem öfkemiz, hem de kararlılığımızdır

- Gönül Kaya
321 görüntüleme

9 Ocak 2013 tarihinde 3 büyük Kürt kadın devrimcinin, özgürlük sevdalısı kadının, özgürlük öncülerimizin katledilişlerinin 2. yıldönümünü karşılıyoruz. Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbin) ve Leyla Şaylemez (Ronahi) 2 yıl önce, bizler için, halkımız için tarihi bir sürecin başlatılmak istendiği bir süreçte katledildi. Fransa ve Paris, yine Avrupa halen bu vahşi katliamın aydınlatılmaması nedeniyle karanlık içinde… Katliamın tetikçisi bulunmasına rağmen, katliamın arkasındaki güçler (herkesin işaret etmesine rağmen), kapitalist sistemin çıkar ilişkileri ve hesapları nedeniyle ortaya çıkarılmadı.

Katliamdan bugüne kadar her Çarşamba günleri, kadınlar öncülüğünde Kürdistanlılar ve onların dostları tarafından ‘adalet’ eylemleri gerçekleştirildi. Kürt halkı adaleti savunmada, sorumluları ortaya çıkarmada sonuna kadar kararlı olduklarını gösterdiler.

Bu 3 devrimci kadın önderin temsil ettikleri kültür, ahlak, bilinç ve örgütlülük, günbegün dünyaya yayılmaya devam etti. Bu 3 kadın devrimcinin mücadeleleriyle, onurlu yaşamlarıyla karşılarında durdukları iktidarcı-sömürgeci sistemin güçleri, geride bıraktığımız 2 yıl içinde maskelerini kaybetmemek için yeni maskeler yarattılar… DAİŞ bunlardan biri. Ama Sara, Rojbin ve Ronahi’nin kimliksel-onursal duruşlarını savunan ve özümseyen kadınlar Kobanê-Şengal’de Arinleştiler, Sibel Bulut olup Ortadoğu’ya ve dünyaya yayıldılar.

Kadın, insanlık, doğa, tarih katliamıyla ayakta duran bu sistem güçlerinin maskeleri ise, bunların tüm çabalarına rağmen bir bir düşmeye devam ediyor.

Paris katliamı, bugün Şengal’de, Kobanê’de dayatılan faşizmin habercisiydi. Paris katlamının sorumluları; Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşların temsil ettiği alternatif sisteme, demokratik-özgür Kürdistan’a ve en somut olarak da kadın özgürlüğüne karşı yaklaşımlarını ortaya koydular. Bugün AKP-Cemaat arasında bir kez daha iktidar savaşı yoğunlaşmaya başladı. AKP ve Avrupa devletleri ve ABD arasında çelişkiler bir kez daha karşımıza çıkarılmaya çalışılıyor. Bu güçlerin açık ve gizli savaş güçleri arasında ortaya çıkan çelişki ve iktidar kavgası, onların kirli ve suçlu yüzlerinin daha net görülmesini sağlayacağa benziyor. Nasıl ki, Reber APO’ya karşı 9 Ekim 1998 tarihinde başlatılan uluslararası komplocular bu güçlerse, açık ki Paris katliamı karşısında da bu güçlerin rolleri Kürt halkı açısından tartışılmaz bir nokta olmaktadır. Paris katliamı da bu uluslararası komplonun bir devamı olmaktadır. Yine DAİŞ şahsında halkımızın varlığına-özgürlük seçeneğine yapılan faşist saldırı da bu komplonun devamıdır.

Paris katliamının aydınlatılmasından birinci derecede sorumlu olan Fransa devleti topu AKP devletine, AKP devleti topu Fethullah Gülen cemaatine atıyor. Amaç, katliamın ortaya çıkarılmasından çok, ortalığı daha da karartmak, muğlaklaştırmak… Ama biz biliyoruz ki; tüm bu komploların muhatapları, sorumluları bir değil, birden çoktur. Topu birbirlerine attıkça da, sorumlulukları daha da netleşiyor.

Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşlar, bugün sadece Kürt kadınlarının değil, dünyaya yayılan ve dünya kadınlarının öncüleri olmuşlardır. Bu katliamın aydınlatılmasında kadın özgürlük mücadelesinin ve özellikle de Kürdistan’da yükselen alternatif toplum sistemini yaygınlaştırmak, demokratik ulus sistemini inşa etmek temel görevlerden olmaktadır.

Sakine Cansız (Sara), bu mücadeleye adım attığı ilk andan itibaren varolan erkek egemenlikli sistemi aşmayı hedefledi. Temsil ettiği kadınların, halkların ve tüm ezilenlerin iradelerinin tanınması için mücadelesinde hiçbir zaman boyun eğmedi. Şengal ve Kobane’de ortaya çıkan kadın direnişi ve boyun eğmezliği, Sara yoldaşın yarattığı mücadeleci kadın kimliğidir.

Fidan Doğan (Rojbin), Kürdistan özgürlük mücadelesinin dostlarını çoğaltmak için gece gündüz demeden, büyük bir aşkla çalıştı. Kapitalist devletilerin diplomasi koridorlarında büyük bir cesaretle haklı mücadelesini anlattı. Kürt halkının adeta hakkını savunan avukatı oldu. İşte bugün tüm dünya, Kürt halkının DAİŞ faşizmine karşı direnişi ve alternatif sistemi inşa etme mücadelesi karşısında saygıyla eğiliyorlarsa, Rojbin yoldaşın bu aşkı ve emeği sayesindedir.

Leyla Şaylemez (Ronahi), Kürt devriminin kadın ve gençlik ruhunu, özünü, özgürlüğe inancını ve fedailiğini yaşamıyla büyüttü. Kobanê’de Arinleşen kadın devrimciler, Şengal’de özgürlük mücadelesine koşan Êzîdî Kürt genç kadınları da Ronahi yoldaşın yoldaşları olduklarını gösterdiler.

Kobanê’de, Şengal’de, Rojava’da yükselen devrim Paris katliamının sorumlularından hesap sormanın da adı olmaktadır. DAİŞ’i yaratanların adresi ile Paris katliamını yaratanların adresleri aynıdır.

Kürdistan halkı ve kadınları olarak egemenlerden ‘adalet’ beklemiyoruz. Çünkü adaletin asıl yaratıcıları Sara, Rojbin, Ronahilerdir. Baskıcı ve sömürgeci sisteme karşı alternatif sistem yaratıldıkça, Paris katliamıyla birlikte diğer tüm komplolar da aydınlanacaktır.

Kürdistan’da direnen tüm kadın devrimciler, Sara, Rojbin, Ronahi yoldaşların yolunda ilerleyerek tüm karanlıkları aydınlatıyorlar. Onları, mücadeleyi yükselterek, onların amaçlarını gerçekleştirerek anmak, hatırlamak, ölümsüzleştirmek adalet arayışçılarının duruşudur. Bu bilinçle 9 Ocak 2013 tarihini hem büyük acıyla, hem büyük öfkeyle ve hem de alternatif özgür demokratik yaşam sistemimizi yaratma kararlılığımızla unutmuyoruz. Sara, Rojbin, Ronahi yoldaşları sevgiyle, özlemle, minnetle anıyoruz.