AKP’nin şımarttığı erkeklik ve çocuk istismarı

- Sanem IŞIK
184 görüntüleme

AKP devleti, çocuk istismarı suçunda cezasızlığın önünü açan önergenin yasa taslağına eklenmesine dönük girişimle çocuk ve kadın düşmanı politikalarını zirveye taşımaya çalıştı. Bir yandan kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarına karşı mücadele eden kurumları son hız kapatmaya TURKEY-ASSAULT-CHILDREN-POLITICSçalışan AKP, kadınların birleşik mücadelesi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Hükümet önergenin komisyona çekildiğini ve yeniden görüşüleceğini açıklarken, kadın örgütleri ise düzenlemenin iptal edilmesi yönündeki tepki ve eylemlerini sürdürüyor.

AKP devletinin tecavüzü ve istismarı meşru kılmaya, binlerce tecavüzcüyü serbest bırakmaya çalışan bu önergesi neler içeriyor? Hep birlikte bakalım:

*AKP hükümeti her şeyden önce kadın kazanımlarını darbelemek, kadınları eve kapatmak, kadınları yaşam dışına itmek, yani kısacası kadın düşmanı politikalarını pratikleştirmek istiyor.

* 4+4+4 ile başlayıp, “kürtaj yasası” ile devam eden kadınlara yönelik saldırı süreci hız kazanmış durumda.

*Bu yasayla cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’den 12’ye inecek, süren ceza davalarındaki ve bundan sonra gerçekleşecek istismarlardaki failler, ‘çocuğun rızası vardı’ diyerek cezadan kurtulacak.

*Bu yasa ile geçmiş cinsel suçlar aklanacak ve istismar suçunu işleyen bireyler çocuklarla evlenmeleri durumunda affedilecek.

*Ocak ayına kadar yeni bir düzenleme yapılmazsa bu kez de TCK’da cinsel istismarı düzenleyen bir yasa maddesi olmayacağı için yine istismarcılar aklanmış olacak.

Her 3 evlilikten biri çocuk yaşta

Çocuk yaşta evlilik dünyanın birçok bölgesinde yaşanıyor. Fakat Türkiye ve Kürdistan’da oldukça yaygın ve yoğun. Türkiye ve Kürdistan’da her 3 evlilikten biri çocuk yaşta evlilik.

Erken yaşta evlilikler kadınlara yönelik ayrımcı zihniyeti içeren bir dayatma. Kadınların tercihlerini yok saymayı, çocukların haklarını elinden almayı, eğitimsiz ve bağımlı bir hapis hayatına mahkum etmeyi amaçlıyor. ‘Kadınlar ne kadar küçük yaşta bir erkeğe bağlanırsa, o kadar kendisine hükmedilebilir ve bir o kadar kadın ile baş edilebilir”  zihniyetini burada belirgin olarak görmek mümkün. Şimdi Türkiye ve Kürdistan’da çocuk evliliklerinde açığa çıkan tabloya göz atalım:

mutlaka-kazanacagiz*Henüz kendisini korumayı öğrenememiş, savunmasız kalan kız çocukları yoğun şekilde ‘koca’larından fiziksel, duygusal, sözsel şiddet görmektedir.

*Çocuk yaşta evlendirilenler yaşadıkları yoğun travmalar nedeniyle psikolojik sorunlar yaşamaktadır.

*Verilere göre 2015’te toplam 602 bin 982 resmi evlilikten 31 bin 337’sinde 16-17 yaşındaki kız çocukları ‘gelin’ oldu. Nüfus idaresine bildirilmeyen çocuk evlilikler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kayıtlarına geçmiyor.

*TÜİK verilerine göre Türkiye ve Kürdistan’da ‘çocuk gelin’ oranı en yüksek 10 şehir Kilis, Kars, Ağrı, Muş, Niğde, Bitlis, Maraş, Aksaray, Antep ve Yozgat. En düşük ‘çocuk gelin’ oranı olan il ise Dersim.

700 milyondan fazla kadın 18 yaşını doldurmadan evlendi

UNICEF’e göre, dünyada 700 milyondan fazla kadın 18 yaşını doldurmadan evlendi. Bu kadınların yaklaşık 250 milyonu evlendiğinde 15 yaşından küçüktü.

Tüm dünyada 700 milyondan fazla kadının 18 yaşını doldurmadan evlendiğini bildiren UNICEF, bu kadınların yaklaşık 250 milyonunun evlendiğinde 15 yaşından küçük olduğuna dikkat çekiyor.

UNICEF sadece bu yıl yaklaşık 15 milyon kız çocuğu 18 yaşını doldurmadan evleneceği tahminini de duyurdu.

18 yaşından önce evlenen kadınlarda okula devam etme oranı düşerken, aile içi şiddete maruz kalma oranı ise artıyor.

20 yaşlarındaki kadınlara kıyaslandığında, ergenlik çağında olan kız çocukların gebelik sırasında yaşadıkları komplikasyonlardan ötürü yaşamlarını yitirme olasılığı ise oldukça yüksek.

Şiddet oranı iki katına çıkıyor

tecavuz-kinama-2Şimdi de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (DİKASUM) erken yaşta evlilikleri içeren ve 300 kadınla gerçekleştirilen araştırmasına bakalım:

*Araştırmaya katılan kadınların ilk evlilik yaşlarına bakıldığında kadınların yarısından fazlası 15 yaşını tamamlamadan evlendirilmiş.

*Resmi nikahla evli olanların oranı yüzde 86,3, imam nikahıyla evliliğini sürdürenlerin oranı yüzde 12,3.

*’Çocuk gelin’lerin eğitim durumuna bakıldığında  yalnızca yüzde 12’sinin okur-yazar olduğu, yüzde 73,3’ünün okur yazar olmadığı saptandı.

*Araştırmaya katılan kadınların eşlerinin çalışma durumuna bakıldığında, genel olarak vasıfsız iş ve alanlarda çalıştıkları görülüyor.

*’Çocuk gelin’lerin evlenme şekillerine bakıldığında yüzde 72’sinin evlendirilirken ‘rızası’ olmadan evlendirildiği görülüyor. Yüzde 30’undan fazlası eşini daha önce hiç görmeden ‘gelin’ oluyor.

*Yüzde  75’i, evde alınan kararlarda söz haklarının olmadığını belirtiyor.

* Yüzde 50’sinden fazlası karşılaştıkları problemlerin çözümüne ilişkin herhangi bir yere başvurmadıklarını söylüyor.

* Yüzde 20’ye yakını henüz adet görmeden evlendirildiklerini ifade ediyor.

*Evlenmeden önce şiddet mağduru olduğunu ifade eden çocuk gelinlerin oranı yüzde 25. Evlendikten sonra bu oranın yaklaşık iki katına çıktığı görülüyor.

* Yaklaşık her üç kadından biri intiharı düşündüğünü ya da gerçekleştirmek için girişimde bulunduğunu ifade ediyor.

Kapılarımızı mühürlediniz

peki ya irademizi?

polis-tecavuz-kadin-eylemiTürkiye, kadın hakları konusunda zaten ileride olan bir ülke olmadı hiçbir zaman. Kadınlar varolan haklarını direnerek, bedel ödeyerek, isyana dönüştererek kazandı. Bir erkek oluşumu olan devlet gerçeği, kadın haklarını her daim hapsetmeye çalıştı. Bunları kimi kez ince politikalarla, kimi kez de modernite sosuna banarak yaptı. “Cumhuriyet’in özgürleşmiş kadınları” imajını sunarak çarpıtılmış algılar yarattı. Buna rağmen hep direnen kadınlar da oldu, doğa sömürüsüne, çocuk istismarına, faşist saldırılara karşı kadınlar hep alanların sahibiydi, sokağın sesiydi.

Şimdi iktidara geldiği günden bugüne AKP devletine baktığımızda kadın düşmanı politikalarını daha görünür, daha şiddetli, daha gözü dönerek uygulamaya çalıştığını görüyoruz. Dinci, milliyetçi, cinsiyetçi erkek-devlet gerçeğinin bütün sertliğiyle kadın haklarına saldırdığını görüyoruz. Kadınların büyük bedeller ödeyerek kurduğu kurumların bir çırpıda kapatıldığını, kapılarının mühürlendiğini görüyoruz. Faşizm derin, erkek acımasız, devlet ceberut! Ama kadınlar da direngen, kadınlar da soylu, kadınlar da asi bir direnişi kuşanmış. Teslim olmayacaklar size, teslim olmayacağız tecavüz kültürünüze. Evet, Kürt Kadın Hareketi birkaç yıl önce “Tecavüz Kültürüne Hayır” kampanyasını başlattığında “tecavüzün kültürü mü olur?” diye itiraz edenler olmuştu. İşte şimdi bu gerçeğin eşiğindeyiz. Tecavüzün bir toplumun kültürü haline getirilmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz. Şimdi karşı karşıya kaldığımız uygulamalar, devreye konulmaya çalışılan uygulamalar bir tecavüz kültürünün inşa edilmeye çalışıldığının ispatı değil de nedir?

Tecavüz kültürünüzü

yerle bir edeceğiz

AKP deveti 14 yıllık iktidarı boyunca kadın düşmanı söylemlerini her daim dile getirdi.

“3 çocuk doğurun” dedi.

“Ben zaten kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum” dedi.

“Kadınla erkeğin eşitliği fıtrata ters” dedi.

“Kadına şiddet abartılıyor” dedi

“Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar” dedi.

“Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın” dedi.

“Kadın mıdır kız mıdır” dedi.

“Kürtaj cinayettir, her kürtaj bir Uludere’dir” dedi.

“Kızlı-erkekli aynı evde ne yapıyorlar belli değil” dedi.

“Madam gibi öleceğine adam gibi öl” dedi.

Devletleşen AKP, şimdi bu söylemlerini somutlaştırmaya çalışmakta. Kadınların kazanımlarına saldırının son halkası olan cinsel istismar ve tecavüz zanlılarını aklamaya yönelik yasa teklifini yasallaştırmaya çalışıyor.

Kadınlar, bu politikaların siyasal islamın-erkeğin-devletin kadın düşmanlığından kaynaklandığını çok iyi biliyor. Kadınlar şahsında bir toplumun ahlaki bir erozyona uğratılmaya çalışıldığının bilincinde. Çocuk istismarı suçunda cezasızlığın önünü açan önergenin rafa kaldırılmasında (şimdilik) ve geri adım atılmasında kadınların tepkileri ve eylemleri çok etkili oldu. Bu kadınların zaferidir. “İtaat etmiyoruz, susmuyoruz, korkmuyoruz” derken o kadar haklıydılar ki… Kadınlar eve hapsedilmeyi kabul etmeyecek, tecavüz kültürünüzü yerle bir edecek, size asla ama asla teslim olmayacak, yılmayacak. Korkun, kadınların örgütlü mücadelesinden, isyanından korkun! Mutlaka kazanacağız…