Ana rahmine dönüş

- Site varsayılanı
529 görüntüleme

devrim-amed(1)Ölümü sorgulayıp anlamadığım bir anda sordum Devrim’e; “Ölümü anlamıyorum.!?” diye. “Topraktan geldik” diye başlayarak, evrenin toprakla bağından koyuldu anlatmaya: “Nasıl ki topraktan geldiysek, toprağa dönüşümüz ondandır. Evrenin başlangıcı ve sonu bir dalgalanmadan ibarettir. Biz insanlar o dalga esnasında var olur ve yok oluruz. Mesele o dalgalanma esnasında, insanın olup-olmadığı zaman arasında an’a kavuşması. Bizler de o anda varız. O an’a kavuşmamızdan ve sonrasında bilip de uyguladığımızdan ibaret canlarız.”

Sonun son olmadığına inanmak

Oturduğumuz yüksek dağlar, derin ovalar, evrenin Zagroslara bahşettiği, bizlerin de kendimize bahşedilen binbir tür çiçeğin arasında, taşı taş olarak görenlere inat başını taşa koyup taşın da belleğinin olduğuna inanmış olan Devrim ile, sonun son olmadığına ikna olmak…

“Bir yok oluş olarak bilinen ölüm; benim veya senin, veya yitirdiklerimizin içimize çektiğimiz bir çiçeğin kokusunda, tenimize değen rüzgarda, bastığımızda canımızın acıdığı toprakta, belleğinin olduğu taşlarda, tadını veya rengini bilmediğimiz suyun avucumuzda varoluşunda, bedenimizin paylaştırılarak bunlarda yer edinmesidir.”

Ölümü anlama kavuşturmak

CuElUd-W8AADru_Ağız dolusu gülüşüyle kurduğu “Eğer ki ben ölürsem” cümlesinden sadece birkaç gün sonra Devrim, artık işaret ettiği toprakta, çiçekte, taşta, rüzgarda yeniden ana rahmine düşerek o kısacık dalgalanmada yaşamını an’ı yakalayarak yer değiştirdiği ölümü, anlama kavuşturmanın bir diğer adına soyunmuştu.

Sonradan anlıyorum ki tüm bu derin tanımları, onlara kavuşmasına olan kısa mesafedendi.

Şimdi Onu tam da tarif ettiği ve adresini verdiği yerlerde bulmak…

Rüzgarda, dağda, taşta, çiçekte ve suda bulmak Devrim’i…

* 10-15 Eylül 2016 tarihleri arasında Colemêrg kırsalında şehit düşen Devrim Medya Amed (Zeynep Baytar) arkadaşın anısına…