Armağan ekonomisi

- Çarçel ENGİZEK
397 görüntüleme

Armağan ekonomisi nedir diye kime sorarsanız önce mümkün mü diye düşünür, sonra sempatiyle gülümser. Ekonomide maneviyatın ve paylaşımın esas olduğu bu kültür insanda manevi bir ortaklaşma açığa çıkarır. Sonuçta bir şeyi armağan etmek her şeyden önce paylaşım ve ortaklaşma, tamamlayıcılığı içerir. Kavramların ruhu vardır. Her kavramın ve söylemin insan ve toplum üzerinde ciddi bir etkisi vardır.

Armağan etmek kendi içinde ciddi bir pozitif içerik açığa çıkarır. Ondandır ki armağan her zaman için bir insanın bir diğerini ya da bir toplumun üyelerinin diğer topluluk üyelerini düşünmesi, değer vermesinden gelir. Armağan etmek eski toplum insanı için yaşamın en temel ahlak yapısıdır. Toplumsallığın en sağlam zincirini oluşturur.

Günümüz kapitalist modernite normuyla, ahlakı ve düşüncesiyle düşünülürse mümkün değil gibi gelir insana. Ama yüzbinlerce yıl topluluklar armağan kültürüyle yaşamışlardır. Armağan etmek armağan almak ve bir başkasına yeniden o armağanı vermek bir ahlaki felsefe olarak yaşam bulmuştur. Doğal toplum insanın en büyük ahlaki yapısı olarak kendisini örgütlemiştir. Armağan vermek günümüz insanı için elinde fazla olan herhangi bir nesneyi çevresindeki bir insana vermek olarak bilinir. Öyle de yapılır. Armağan ekonomisi ilk topluluklardan tarım toplumuna kadar ulaşan ve günümüzde kırsal kültürde yansıması olan bir ekonomi biçimidir. Karşılıklı vermek-almak-geri vermek esasına dayanan armağan, doğal toplumlarda toplumsal bağları güçlendirici bir rol üstlenirken, modern toplumlarda anlam değişimine uğramış, özünden uzaklaşmıştır.

Yüzbinlerce yıl insanlar bilinçli olarak artı ürüne karşı, nesne ve üretim birikimine karşı demokratik ve ahlaki bir ekonomi yapısı olarak armağan ekonomisini geliştirmişlerdir. İnsanların birbirine karşı kendilerini borçlu hissetmeleri birbirine olan bağlarını ifade etmiştir. Toplumsal ilişkilerin temeline tamamlayıcılık olarak yansımıştır. Hiçbir şey kimsenin mülkü değildir. Mülkiyetin birikim üzerinden gelişmesi engellenmiştir. Toplum içinde kullanım değeri ön planda olmuştur. Hayata ilişkin olan toplumu besleyecek ve topluluğu koruyacak her şey birbirine armağan edilir. Birikimin oluşması ahlaki yapıya karşı ciddi bir sorun olarak ele alınır. Potlaç ya da bayramlar olarak örgütlendirilen ortak sevinç ve kutlama, ya da tersinden ölü anmaları veya ortak tüketim faaliyetlerinin hepsinin kökünde armağan ekonomisi vardır. Bunun üzerine en çok araştırma yapan Antropolog Marcel Mauss’un incelediği armağan kavramı üzerine daha sonra birçok teori geliştirilmiş ve armağan olgusunun toplum üzerindeki etkileri araştırılmıştır. “Arkaik toplumda meta üzerine kurulu bir düzen olmadığından, ilişkilerin temelinde armağan vardır. Önemli olan armağan verilmesi ve onun taşıdığı ruhtur. Verilen armağan, toplumsal bir olgu olarak değerlendirilmekte ve toplumsal diyaloğu kuran bir önem ifade etmektedir.” Kendi ihtiyacı olan ürünü ya da nesneyi kullandıktan sonra başkasına devretmek paylaşımın somut olarak gerçekleşmesidir. İki kişi arasında dahi yapılması yadırganır. İki kişi arasında olması takas olarak algılanır. Bir üçüncü kişiye ihtiyaç vardır ki armağan daha fazla dolaşım alanı bulabilsin ve daha fazla insan ihtiyacına cevap olabilsin.

Yardımlaşma ve ortak tüketim kültürünün temelini oluşturan armağan kültürü doğal toplum kültürü olarak günümüze kadar gelmiştir. Kadının ve doğal toplum insanının kendi toplumunun güvencesi olarak geliştirdiği armağan kültürü, üretme, biriktirmeme, verme kültürü kendi çocuğuna ve çevresine karşı (çevre insanı onun bir parçasıdır) karşılıksız sorumluluk taşıma duygusundan da gelir. Analık emeğinin en temel özelliği de buradan gelir. Kürtçe’deki dayê (anne) kavramı “veren” anlamına denk düşmekte. Kadının ekonomik yaklaşımı; açığa çıkan üretimin hepsi paylaşılması gereken, herkesin nasibini alması gereken ihtiyaçlar olarak bakılır.

Yaşadığımız tarihten bir iki yüz yıl öncesine kadar birçok coğrafyada ekonominin doğal olarak örgütlenmesi için etkin bir yöntem olarak uygulanmıştır.

İnsanlık tarihinin çok büyük bir bölümü bu ahlaki yaklaşım üzerinden kendini var etmiştir. Bugün ekonominin finans, kapital, borsa ve birikim üzerinden olduğunu düşünenlerin tarihsel ekonomiden bihaber oldukları gerçeğini eski toplumlar bize göstermektedir. Kapitalist ekonominin biriktirme üzerine kurulu düzeninin tersinden doğal toplum insanında her şey elden ele dolaşır ve kullanıma açılır. Cömertlik ahlaki yapının önemli bir göstergesi olur. Ürünler dolaşıma sokularak hem toplumsal bağ güçlendirilir hem de ihtiyacı olan herkesin yararlanmasını sağlama amacıyla yapılır.

Günümüz kapitalist birikim aklı yerine insanlar arasında geliştirilen armağan ilişkisiyle birbirine ihtiyaç duyma ve paylaşım değeri konulmuştur. Ürettiğine karşı yabancılaşmayı ortadan kaldırmaktadır. Fazlayı paylaşmak, ortaklaşmak, çoğaltmanın ve doğayla bilinçli bağ kurmanın da bir biçimidir. Armağan eden kültür istese elinde de tutabilir, başkasıyla paylaşmayabilir ancak üretime yaklaşım, ekonomik zihniyet bir toplumsal ahlak üzerinden geliştiğinden hiyerarşik zihniyete ve onun değişim ekonomisine uzun süre izin vermez. Üretimin ruhsuzlaşmasına karşı,  yani metalaşmasına karşı kendi ahlaki-politik yöntemleriyle cevap verir. Kullanmak için ihtiyaç olan her şey ortak kullanılmalıdır. Yani elden ele dolaşmalıdır ve herkesin ihtiyacını karşılaması sağlanmalıdır.

Armağan ekonomisi, ekonominin bir sınıflar ilişkisi olmadığını bir daha göstermiştir bize. İnsanlığın uzun tarihsel yolculuğunda ekonominin ekonomi olarak yani “yaşam ihtiyaçlarının karşılandığı”nı ifade eden ve ortaya koyan en güzel tanımlama denilmesi yerinde olur…