Aşkım ben geçtim…

- Kayuş G. Çalıkman
244 görüntüleme

Aşkım sen geçtin, barış talepleriyle sıcacıktı hava, buz kesti…

Aşkım sen geçtin, aydınlıktı yüreğimiz karardı…

Aşkım sen geçtin, umutlarımız vardı, söndü karalar inen gözlerimizdeki ışıklar gibi…

Aşkım sen geçtin, silahlarla, tüm yok ediciler gibi, bizim barış istediğimiz yollardan…

Aşkım sen geçtin, devletin memurları güldüler mutluluktan, biz henüz gözyaşlarımızı akıtamazken acıdan…

Aşkım sen geçtin, bombalandın, bizleri bölmek için yeni bir fırsat belledi birileri…

Aşkım sen geçtin diye binler gömüldü karanlığa bazılarımız tüm bedenleriyle bazılarımız ruhlarıyla…

Aşkım sen geçtin diye sağ kalanlarımız utançlarından yerin dibine girdi…

Aşkım sen geçtin diye birilerinin cebine oluk oluk petrol akarken, yüreğimizden kan boşaldı, canımızdan can boşaldı…

Aşkım senin geçtiğin yerlerde gemicikler yüzdürürken bazı çocuklar, plastik oyuncak gemilerle dahi oynayamayacak sokaklarda cansız yatan bebeler…

Aşkım senin geçtiğin yerlerde canlarımız dizildi paramparça, sokaklara, kaldırımlara, birileri yalanları dizmeye hazırlanıyordu o sıra…

Aşkım senin geçtiğin yerlerde parçalanan bedenleri toplamaya çalışırken gaz sıkıldı üzerimize…

Aşkım senin geçtiğin yerlerde panik, şok, korku yerleşti yüreğimize ama bu senle savaşma azmimizi yok etmedi yine de…

Aşkım senin geçtiğin yerlerde yavrularımızın ölü bedenlerine sarılarak uyuduk geceler boyu…

Aşkım senin geçişin üzerine birileri ölü var mı hesabına girişmişken biz bu kez hangi canımızdan mahrum olduğumuz kaygısıyla kavrulduk…

Aşkım senin geçişin üzerine oy, iktidar hesapları yaparken birileri, bize, üzerimize devrilen acının altından kalkmalı mı kalkmamalı mı hesabı düşüverdi…

Aşkım senin geçişin üzerine komşu ülkelerin bölünme hesapları yapılırken bu ülke bize dar gelmeye başladı, nefes alamıyoruz…

Aşkım sen devlet misafirhanelerinde ağırlanırken bir güzel, biz yaralananlar bir kez daha vurulduk devlet hastanelerinde, ağır masraflarla…

Aşkım, ailen, anan baban yıllardır bas bas bağırıyordu, kötülerin safına geçtiğini haykırıyorlardı, kurtarın diyorlardı ama sen “makul şüphe” oluşturmuyordun, biliyordun rahattın…

Aşkım, sen makul şüphe oluşturacak eylemlerde bulunmuyordun ama “cinayetleri durduracağız” diyenler ağızlarını açamadan derdest edilip karakola alınıyordu…

Aşkım sen daha önce de geçtin Suruç’ta pis pis sırıtarak, yine sırıtıyor muydun Ankara’da? Nasıl olsa bizler senin utancını da sırtlardık, biliyorsun…

Aşkım biz seni lanetledikçe kötülüğünden dolayı, yaptığın kötülükleri maç izler gibi izleyen seyircilerin tribünlerden alkışlıyor seni, duyuyorsun…

Aşkım sen öldürdükçe Feridler ağlıyor “beni toprağa gömmeyin” diye…

Aşkım sen öldürdükçe biz öldük, biz öldükçe sen güçlü biz suçlu olduk…

Aşkım, sen cezasız kaldıkça, bu ülkede katliamlar, savaşlar, soykırımlar tekrarlayacak diye ürperirken, birileri kendileri giderse “beyaz Toroslar gelir” diye tehdit ediyor bizleri…

Aşkım sen de eğitimden geçiyorsun, ölmek ve öldürmek üzere, oysa ne iyi olurdu bilim ve sanat eğitiminden geçseydiniz insanları “güzel” ve “iyi” “yaşatmak” için…

Aşkım sen örgütlü saldırıları ve katliamları gerçekleştirdin, biz ise örgütlü direnişi…

Aşkım senin ibadetin kafa kesmek, bizim ibadetimiz insan sevmek…

Aşkım, bizler inadına kardeşlik diye halay çekerken, sen İslam kardeşliği adına devam et kardeşlerini bir bir düşürmeye toprağa…

Aşkım sen kadın düşmanlığını var gücünle sürdürürken, bizler inadına kadın erkek omuz omuza yürüyoruz aydınlığa…

Aşkım sen cihat peşindesin, biz fuat…

Aşkım senin hesapların da gün gelir döner, bak sen günden güne eridikçe kantonlar çoğalıyor bir bir…

Biz Ermeniler ninelerimizden dedelerimizden duyduğumuz tek bir cümleyle büyüdük, “O günler gitsin bir daha gelmesin”, ama gariplerin duası da kabul olmuyormuş.