Ateşte arınanlar 

- Newaya Jin
707 görüntüleme

“Güneşimizi karartamazsınız”

Adanmaksa eğer fedailik, adamanın sınırı yoktur. Tılsımlıdır, efsunidir fedailik.  Cesaret, umut, inanç ve zaferin ruhudur. Fedailiğin güzelliği ise fedailerin izinden yürüyüp onlara ulaşmakta gizlidir.

Fedailik dördüncü kelebek misali hakikate varmaktır. Hak’a ulaşmaktır.

Güneş’in karartılmak istendiği ve gölgelerin boyunun insanların boyunu aştığı bir dünyada kendini güneşin ışınları haline getirenlerin adıdır fedailik. Ateşin kutsallığında arınmaktır. Tarifsizdir, tanımsızdır fedailik, sadece yaşanılması mümkün bir hakikattir.

Fedainin yarattığı ruhla harlanır gerilla ateşi ve aşka varanların dergâhında oturur fedai. Teni yanık ruhu azattır fedainin.

Şimdi bir efsanedir fedainin kendisi. Ne kadar anlatılırsa anlatılsın onlar kadar yalın ve sade anlatamaz kimse onları, ondandır başladı anlatmaya kendisini fedai…

Yüreğindeki hakikat sevdasıyla aşka varanlar

Rewşen (Leyla Kaplan)

Anlattı Rewşen, hakikate olan aşkını ve kendini sadece hakikate adadığını…

“Ben sizi her şeyden çok seviyorum. Eylemimle taçlandıracağım güzel yaşamı şimdiden görebiliyorum. Partiden temel isteğim Rêber Abdullah Öcalan’ın güvenliğidir. Kendimizi gördükçe size olan bağlılığımız artıyor. Çünkü bizi yaratan ve yaşatan sizin varlığınızdır. Bir kürt kızı olarak bütün samimiyetimle ve içtenliğimle siz Başkanımızı selamlıyor ve size bağlılığımı ifade etmek istiyorum.

Rewşen, bağıra bağıra sesini bütün dağlara ovalara ve yoldaşlara ulaştırmıştı. Artık tüm kulaklar Rewşen’in sesine ses sözüne cevap oluyordu. Sevgi emekti, adamaktı, adanmaktı. Yoluna yoldaş yüreğine arkadaş olduğun her biri için kendinden vermekti.

Bermal (Güler Otaç)

Bu bilinçle Bermal, “Dağda, ovada, şehirde, okullarda mücadelenin tohumları boy boy filizlenmiştir ve Kürdistan halkı tarihte ilk kez kendine güvenini yakalamıştır. Bu savaş ulusal varlığımızı kanıtlama savaşımıdır. Bu savaşa milyonlarca Kürt insanı genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, çocuğuyla katılmalıdır. Bu kutsal mücadeleye katabileceğimiz hiçbir şeyimiz olmasa dahi kendi vücudumuzu, saldırı ruhumuzu bir bombaya dönüştürerek düşmana yöneltebilecek bir inancımız var. Bu inanç halka bağlılığın inancıdır, bu inanç partimiz PKK ve onun kutsal önderi Başkan Apo’ya bağlılığın inancıdır.”

An gelmiştir; evreni zamana zamanı evrene sığdıran yürek yaratılmıştır. Aşk hakikate kavuşturulmuş, yaşam anda anlam bulmuştur. Daha güçlü çırpıp kanatlarını, daha da göğe yücelme, uzaklaştıkça Güneş’e yaklaşma zamanıdır; uzak diyar özgürlük, yakındır artık!  Kadın yaşamla özdeşleşmiş ve anlam kendini kadında somutlaştırmıştır. Bundandır Kadınlar bedenlerindeki ateşle güneşe selama durmuştur.

”Parti Önderliği’nin kadına ve kadın kurtuluşuna verdiği değeri görüyoruz. Jin’i Jiyan’a çevirebilmenin yolunun, onu iradeleştirmekten geçtiği tespiti, kadını her gün daha fazla özgürlüğe yakınlaştırıyor. YAJK gerçekliği, Zilan gerçekliği, Sema gerçekliği, Fikri gerçekliği ve bunların hepsinin bileşkesi olan Önderlik gerçekliğinin kendisi oluyor. Önderlik öğretisi artık cins gerçekliğini, cins ayrımcılığını da tamamen ortadan kaldırdı.

Aynur Artan (Rotinda)

Evrene kulak vermiş herkes, çok iyi bilir evrenin doğum çığlığını; bir zerreden çıkan çığlıkla kaosların, nebulaların, yıldızların ve dünyaların oluştuğunu. Bütün benzersizlikler tek bir benzerin parçalarıdır özünde. Aynı çığlıktan yükselen yıldızlar, aynı kaynaktan fışkıran derelerin suyudur toprağın tenini ışıtan.

Bilir sır arayışçıları, bir yıldızdaki gizem pırıltısını, kar tanesindeki kristal sessizliğini.

Sırra ermiş insandır; bir zerreden evrenler yaratan, kar tanelerinden çığ biriktiren.

Bunu biz değil sırra eren Ruken söylüyordu:

”Başarıyı, zaferi kendimizde süreklileştirdiğimiz oranda, sınıf dışılıklara ve tasfiyeci kişiliklere zemin olmaktan çıkarız. Özgür yaşam yolundan başka yolumuz yok. Kadının ideolojisini anlamak ve pratikleştirmek gerekiyor. Yükümüz ağır, görevimiz büyük. Ama tutku ve iddiamız da çok büyük.”

Hükmiye Seyhan (Ruken Beritan)

Farklılıkların birlikte erimesi, en benzer olanların benzemez yolculukları.

Teni toprağın teninde uzun zaman tüketmiş olanlar, pırıl pırıl yıldızlı gecelerde perdesiz vakit geçirenler ve teni kar soğuğunda ürperen, kar yakıcılığında yananlar iyi bilirler, bu sırrın bir sır olmadığını.

“Kadınsız yaşam olmaz. İlk tarih, ilk yaşam, ilk kadının yaratımı ile oldu. Bir kadın olarak hiçbir şey yapamasam bile Önderliğimize yönelik bu saldırılara kendimi bir siper yapmak istiyorum. Kendi irademle kendimi eylemleştireceğim.” diyor gün getiren, günü, Güneşi karşılayan Rojbin…

Fatma Özen (Rojbin)

Onlar bizimle yaptıkları yolculuklarda kendilerini aradılar belki de en çok. Biz de onların yolunda yaptığımız yolculuklarda en çok kendimizi bulduk.

“Adını bile bilmediğiniz bir halk, kendini küllerinden yaratıyor. Başkan Apo’nun öğretisi ve Zilan yoldaşın vasiyeti, bizlere yürümemiz gereken yolu göstermiştir. Bize düşen görev anlamak, kavramak ve uygulamaktır. Kadın şehit yoldaşlarımız, bunun mümkün olduğunu soylu eylemleriyle ispatlamıştır. Onlardan öğrenmeyi bilelim, büyük tutkuların savaşçısı olalım.!”

Sema Yüce (Serhildan)

Direnişin ve bereketin kimliğinde ve ikliminde mayalanan topraklar, sadece kul ve köle olmanın isim ve kimlik olduğu bir çorak ülke iklimine teslim olmuşlardı.

Dudaklarından dökülen mırıltılar yankı bulmuyordu artık, buz kesmiş akıllarının labirentlerinde ve kurumuş yüreklerinde.

O her şeyin bereket sembolü olduğu sesler dünyası, bu mırıltılar anlamsızlığında boğulup gideli, ad almak ve ad vermek de anlamsız bir tekrara dönmüştü.

Ama bereketliydi toprak ve berekete gebeydi bu topraklarda varoluşun sürekli değişen iklimi.

”Bu eylemimle düşmanın kişiliğinde ve dışarıda oluşturduğu tüm zincirleri kırıyorum, özgürleşiyorum.”

Nezahat Baracı (Şehristan Botan) 

Haftanîn’de, Geliyê Pisaxa’da 1 Şubat gecesi. Derin bir vadinin göğe uzanan yamacında, buz gibi bir kayanın üzerinde tek başına oturmuş, yıllardır verilmiş bir kararın eylem vaktinde olduğunu fısıldadı kendi kendine.

Bu halayını tanıyordu bütün çocukları. Hasreti yüreğinde kalacak Amed’in zulüm dehlizlerindeki şen çocukları.

Üç kibrit çöpünü, dört güzel canı, surlarda kızıl bir bayrak olan Zekîye Alkan’ı, Ronahî’yi, Bêrîvan’ı, Rahşan’ı, Sema’yı ve Fikri’yi, Xalit’i ve ateş çemberindeki bütün halaya duranları.

Biliyordu, bütün sevdiklerinin neden soruları, onun yürek alevinde yitirecekti anlamlarını. Ne kadar soru sorsalar, tek bir cevap bulacaklardı.

”PKK’de en büyük eylem, sözüne sahip çıkmaktır. Her PKK’li kadro inançsızlık, kararsızlık ve ihanete karşı örgütsel yaşamın geliştirilmesi, korunması, yine insanın geliştirilmesi ve korunmasından kendini sorumlu görür.”

Viyan Karox (Leyla Wali Hüseyin) 

Anlıyordu aslında; bu insanlar, bu güzel çocuklar büyük bir zulüm selinin bu uzak kıyılara bıraktığı artıklar gibi hissediyorlardı kendini.

Kökleri kesilmiş ağaçlar, dalından düşmüş rüzgârlarda savrulan yapraklar gibi hissediyorlardı kendilerini.

Toprakları işgal edilmişken, kendilerini başkalarının topraklarında işgalci gibi görenlere anlam verememenin anlamsızlığında boğuluyorlardı.

Ne zaman kalbi öfkeyle kaplı bu çocuklara baksa, o kökleri toprağın bereketinden kopmuş ağaçları hatırlıyordu. Ve buna karşı durmalıydı. Çünkü bir ananın yüreği köksüzlüğü, kimliksizliği kaldırmazdı.

Elefterya Fortulaki

“Halkların kardeşliği muazzamdır. Kürt halkı halkların kardeşliği için mücadele ediyor. Kürdistan gerillaları da Türk Devleti’nin Kürt halkına yaptığı işkenceci sisteme karşı savaşıyor. Polis ve Türk askerleri küçük çocukları, yaşlıları öldürüyor ve cezalandırıyor. Çünkü Kürt halkı hakkını, ana dilini ve Kürtçe eğitimini istiyor. Çünkü insan gibi yaşamak istiyor.”

Ronahi (Bedriye Taş) Berivan (Nilgün Yıldırım) 

“Özgürlük kolay olsaydı Ronahî ve Berîvan kendini yakmazdı.” diyor Bilge İnsan.

Biliyordu onlar; özgürlük tek bedende arınmaktı. Ve ısıtmaktı yüreğindeki ateşle tüm beyin ve yürekleri… Tüm yürekler Ronahî ve Berîvan’dı artık.

Akılların işgal edildiği, kalplerin doğar doğmaz kurutulduğu böyle vakitlerde, yüreğindeki ışığın gösterdiği bilimin yolundan ayrılmama gücü ve yeteneğini gösterenlerin sırrı nedir acaba?

Doğrudan şaşmayan, hep iyiyi tercih eden ve güzelliklerin dışında hiçbir şeyi yüreklerine yaklaştırmama cesareti gösterenlere, saf ve temiz deriz çoğu zaman. Ne kadar zulüm cenderelerinde çiğnenirse çiğnensin, ne kadar son damlasına kadar kanı emilirse emilsin insanın, mucize eseri ritmini yitirmeden atmaya devam eder bazı insanların kalbi.

Evrim Demir

Ve bu kalbe sahip bir genç kadının adıydı Evrim…

Kürdistan’da iklim artık ateşti, direnişti. Kadınlar ateşle arındırıyordu yüreğini ve yeni iklimin tanımı oluyordu. Artık iklim Jin’di, Jiyan’dı.

Hakikat adı olan, yaşamı yaratanların anısına…