Bana bir masal anlat anne

- Rojin Zerdal
218 görüntüleme

Çocukluk biraz da masallar dünyasıdır. Ninelerimizin, annelerimizin bize anlattığı masallarda gezinir, masaldan masala göçeriz. Anlatılan hikayeler hayal dünyamızı büyütür, zihnimizde resimler oluşturur ve bizlere yeni bir ufuk katar. Hayal kurmayı başaran çocuk, daha fazla yaratıcı olur. O masallarda yeryüzündeki bütün kötülüklerle mücadele edilir. Her çocuk, kötülüğü yenen bir kahramana dönüşür. Denizleri aşan uçan halıyla, şahmaranın dünyasıyla, ruhun karanlık odalarıyla, zenginden alarak yoksulları doyuranların serüveni ile ve sihirli bahçelerde dolaşarak büyümeli çocuklar.

Ne yazık ki modern çağın duvarları arasında çocukların en az duydukları şeydir masallar… Günümüzde masalların yerini çizgi filmler, televizyon, aypet ve akıllı telefonlar almış durumda. Çocukların hayal gücü bu nedenle her geçen gün azalıyor. Her masal biraz da geçmiştir, tarihtir, bellektir. Hafıza canlı kalır, olaylardan bu masallar aracılığıyla sonuçlar çıkarılır, dersler alınır. Maalesef günümüzde ne masal dinleyen çocuklar var, ne de masal anlatıcıları. Rüyalarımıza konuk olan o hikayelerin anlatıcıları gün geçtikçe azalıyor ve onlarla birlikte masallar da kayboluyor.

Masallarla büyüyen nesillerin yerini çizgi film, aypet ve akıllı telefonlarla büyüyen bir nesil alıyor. Tarihi olay ve hikayelerle büyüyen nesiller, yerini anlık bilgilerle büyüyen bir nesile bırakıyor.

Masal deyip geçmeyin

Masallarla büyüyenlerin ‘masal deyip geçmeyin’ dediklerini çokça duymuşsunuzdur. Çünkü masal demek sıcacık bir ortam demektir. Sessizliktir masal… O sessizlikte kötülüklere karşı başkaldıran ve savaşan bir kahramana dönüşürsünüz… Masal en fazla da annedir, onun sıcaklığı ve şefkatidir. Onun sesi öyle bir yerleşir ki içinize, bir ömür o sesle yürürsünüz. Masal anne kokusudur, heyecanlandığınızda ve gözleriniz büyüdüğünde başınızı gömdüğünüz sinedir, buram buram sevgi kokan…   

Çocuklar masallarla hayatı öğrenirler. İyilerin yanında kötülerin de olduğunun farkına varırlar. İyilerle kötülerin mücadelesinde çocukların tarafı nettir. Siz anlatırken çocukların sabırsızlığı gözlerinizden kaçmaz. Masalın her anına müdahale ederler. Öyle çok soru sorarlar ki bu bile kendi başına çocuğun sorgulama düzeyini geliştirir.

Masallarda dikkat çeken diğer şey ise hayata bakıştır. Bencilik, kıskançlık, art niyet vb. şeyler kötülerin yaşam biçimidir. Annemin anlattığı ‘hırsız’ masalından bir örnek vereyim: ‘Hırsız’ ağalardan aldıklarını fakirlere dağıtır. Burada çocuklar ‘hırsız’ın penceresinden hayata bakarlar. ‘Hırsız’ kendisi için çalmaz, fakirler için alır ve aldıklarının hepsini köy köy dolaşarak dağıtır. Nerede aç çocuklar varsa onlara aldıklarını sunar. Bu masalda bencillik yoktur, kıskançlığa hiç tanıklık etmeyiz, masaldaki ‘hırsız’ın amacında herhangi bir art niyete rast gelmeyiz. Bu masalda umut, sevgi, paylaşım var. Aynı zamanda sorgulama var. Birileri herşeye sahipken diğerleri aç. Peki neden? Kime, neye göre zenginlik, kimin için adalet? Bu sorulardan yola çıkarak burada bir haksızlık olduğunu biliriz.

Masalın anadil üzerindeki etkileri

Her çocuk ilk masalını ana diliyle dinlemelidir. Bu çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Çocuklar kendi anadilleriyle dinledikleri masalları hayatları boyunca unutmazlar. Bu masallar onların hayatında öyle bir yer edinir ki, herhangi bir çağrışımda hemen o an’a gidiverirler. Bu nedenle olmalı ki masallar nesilden nesile akıp gelmiştir, unutulmamıştır. Gönül gözleriyle bu masalları dinlerler, hayal ederler ve aktarırlar. Dolayısıyla her bir masalın varoluşu veya yokoluşu bir dilin varlık-yokluğudur. İşte masallar bu kadar hayati öneme sahiptir.

Pedagoglara göre anne karnındayken bile masallar, çocukların vazgeçilmezi olabilir. Bebekler, masalın sıcak ruhunu henüz konuşamadığı dönemlerde de hissedebilir. İlk kelimelerini söylemeye başladıktan sonra, anlatılan masalın tümünü anlamasa bile, iyi bir dille anlatılan ya da yazılan masal, çocukların kelime hazinesini zenginleştirir. Her masal çocuklar için yeni kelimeler, güçlü ve renkli bir anlatım dili ve soyut düşünebilme yeteneği demektir. Bu nedenle “masallar, çocukların fikir ve duygu gıdasıdır” diyebiliriz.

Cinsiyetçi masallardan kaçının

Masallar dünyası oldukça zengin bir dünyadır. Binbir masal çeşidi vardır. Bazıları bir topluluktan bir başka topluluğa aktarılmış ve evrenselleşmiştir. Bazılarının anlatımı ve kurgusu kısmen değişmiş olsa da, Kürdistan’da dinlediğiniz bir masalla Almanya’da da karşılaşabilirsiniz. Her klanın, her kültürün ve halkın kendine ait masalları vardır. Ve hala anlatılmayı bekleyen birçok masal bulunmaktadır.

Masallar çocukların zihninde çok köklü yer edinen anlatımlardır. Bu nedenle bu masalların ayrımcı, şiddet içeren, kadını aşağılayan bir dil ve içeriğe sahip olup olmadığına mutlaka dikkat etmeliyiz. Mesela ninelerimizin, annelerimizin köylerde ateş başında anlattığı masallarda erillik yoktur, kadını küçümseme yoktur.

Masallarda dikkat etmemiz gereken diğer bir nokta ise masallın orjinal halinin, başka bir şeye feda edilmemesidir. Yani eğer siz çocuğa bir şey anlatmak istiyorsanız, bunu masalı değiştirerek yapmayın. Doğrudan söylemek istediğiniz şeyi çocuğa anlatın. ‘Zilan yemek yemek istemediği için yedi cüceler ona küsmüş’ gibi masalı değiştiren söylemlerde bulunursanız, çocuğun bir süre sonra bu masallara karşı soğumasına neden olursunuz. Dolayısıyla masalı bozmadan çocuğa anlatmak en doğru yoldur. Bu çocuğunuzun masallara karşı heyacan duymasına, hayallerini büyütmesine katkı sunar.