Bingöl’de bir Sakine…

- Fevziye UMUT
395 görüntüleme

SAKINE GENCLIK YILLARIYıl 1978, babam yurt dışında çalışıyor. Annem, biz üç kız kardeş ve teyzem birlikte Bingöl’de yaşıyoruz. Teyzem, dedem öldükten sonra yanımıza geldi, ilkokula gidiyor. Teyzemin adı da Sakine. Ben ve ablam lise ikiye, ablam ise lise sona gidiyor. Mehmet Karasungur dayımın oğlu, ama biz ona “dayı” diye sesleniyoruz. Karasungur anneme “bibi” diye seslenirdi. Annemin de en kıymetlisi Mehmet Karasungur, onu çok seviyor. Aslında hepimiz onu çok seviyoruz. Annem, Karasungur ne derse onu yapıyor, isteklerini asla geri çevirmiyor. Mehmet Karasungur her gün bize gelir, devrimci arkadaşlarını eve getirirdi. Bu nedenle annem ve bizler devrimcilere sempatiyle bakıyoruz. Biraz da duygusallığımız ağır basıyor.

Ülke ise karışık, sol gruplar faşist gruplarla çatışıyor. Her gün onlarca gencin ölümünü radyo haberlerinden duyuyoruz. Bingöl de bu havadan etkilenen bir kent. Bingöl karışık, eğitim enstitüsü yeni açılmış, ülkenin her yerinden bu okula öğrenciler geliyor. Anlayacağınız ortalık toz duman. Çeşitli fraksiyonlardan öğrenciler Bingöl’de örgütleniyorlar. Özellikle Kürt gruplarından KUKçular, Şivancılar, KDP, Özgürlük Yolu örgütleme çalışmalarını Bingöl’de  yürütüyorlar. Yalnız Apocular yani bir diğer adıyla UKOcular yok, varsa da biz bilmiyoruz.

Birgün evde oturuyoruz, kapı çaldı. Kapıyı açtım, dayım (Mehmet Karasungur) yanında uzun boylu, zayıf, kıvırcık saçlı, güleryüzlü bir kadınla içeriye girdi. Oturdular, dayım “bibi bu Sakine, benim Dersim’den arkadaşımın kız kardeşidir. Eğitim enstitüsüne kaydını yaptırdık,  ancak ev bulamadık, bir süre sizde kalsın” dedi. Annem hiç düşünmeden “olur” dedi. Dayım, Sakine’yi bizde bıraktı gitti. Tabii annem dayım gider gitmez, Sakine’yi hemen sorguya çekti. “Anne-baban nerdeler, ilk defa mı buraya geliyorsun” gibi birçok soru sordu. Annem sorularını sorduktan sonra Sakine arkadaşla uzun uzun sohbet etti. Akşam annem erkenden uyudu. Sakine arkadaş bize okulumuzda hangi grupların olduğunu sordu. Biz de okulda olup bitenleri tek tek anlattık. Kız öğrencileri sordu, ben de ÖzgüSAKINE GENCLIK YILLARI 3rlük Yolu’ndan bir kaç genç kadın olduğunu söyledim. “Peki UKOcular var mı” diye sordu. “Yok, UKOcuların adını duyduk ama henüz kimse yok” dedim.

Bingöl’ün yapısı biraz farklıdır. Alevi ve Sünnilerin bir arada yaşadığı bir şehirdir Bingöl. Dolayısıyla hem görüş farklılıkları hem de sınıfsal bir kimliğe sahiptir. Aileler devam eden kargaşadan tedirgin ve endişeliler. Sünni aileler “çocuklarımız komünist olmasın” diye gayret sarf ediyorlar, Aleviler de “çocuklarımız komünist olsun, ama Kürtçü olmasınlar” diye çırpınıyorlar. Gençler de ailelerin bu yaklaşımları karşısında herşeylerini ailelerinden saklıyorlar. Gizli ve dikkatli hareket ediyorlar. Bir de genç bir kadınsan baskılar iki kat daha artıyor. 

Sakine arkadaş bizimle ilişkisini her gün bir adım daha ileriye taşıyor. Kürtlerin tarihini, Kürdistan’ın nasıl dört parçaya bölündüğünü, hangi ülkelerin sömürgesi olduğunu, Kürt isyanlarını anlatıyor. Bunları birçoğumuz ilk defa duyuyoruz. Anlattıkları dikkatimizi çekmekle kalmıyor, ona gizliden gizliye hayranlığımız artırıyor. Öyle içten ve inanarak anlatıyor ki kimse kayıtsız kalamıyor. Kürtlerin mutlaka bir gün kurtulacağından bahsediyor. Bunun için çok çalışmak gerektiğini dile getiriyor. Ben kendimi tutamadım. “Bunu nasıl yapacağız” dedim. “Örgütlenerek ve örgütlülüğümüzü büyüterek” diye cevap verdi. Yine dayanamadım “senin örgütün var mı” sordum ardı sıra. “Aramızda kalsın ve annen duymasın, ben UKOcuyum” diyerek bir sırı fısıldadı. Ulusal Kurtuluş Ordusu yani UKO’yu o gün öğrendim. Örgütün ismi çok hoşuma gitti, beni müthiş etkiledi. Belki de Sakine arkadaşa olan hayranlığımdan kaynaklı UKOcular bu kadar hoşuma gitmişti. Mehmet dayımın da Sakine arkadaşla aynı düşündüğünü öğrenince mutluluğum bir kat daha arttı. Ben ve ablam da UKOculara sempati duymaya başlıyoruz. Dayım ve Sakine arkadaşın üzerimizde o kadar çok etkisi var ki UKOculara ilgi duymamak sanırım bizler için imkansız birşey.

Sakine arkadaş “artık bazı çalışmalara başlamak lazım. Okulda ve dışarıda tanıdığın arkadaşlarla buluşalım. Onlara kendimizi, örgütümüzü anlatalım” diyerek heyecanla bir an önce çalışmalara başlamak istiyor. Bu arada ben de Sakine arkadaştan öğrendiklerimi okulda iyi anlaştığım kızlara anlatıyorum. Yavaş yavaş bir sempati de oluşuyor. Biz genç kadınlar ayrı, erkek arkadaşlar ayrı örgütleniyor. İki koldan çalışıyoruz. Erkek arkadaşların yakınları olan kadınlarla da görüşüyoruz. Ev gezmelerini bahane ederek genç kadınları ziyaret ediyoruz. Sakine arkadaş ile gittiğimiz her yerde, Sakine arkadaş kararlı, güven veren, anlattıklarıyla etki bırakan ve bilgisiyle şaşırtan özelliğiyle gönülleri feht ediyor.

Sakine’yi anlatmak çok zor. Maddi manevi herşeyin çok ama çok zor olduğu bir dönemde iğneyle kuyu kazar gibi çalışma yürüttü. Emeğin karşılığını da aldı. Onun örgütlediği, yarattığı kadın mücadelesi her gün büyüyordu. Örgüte yeni yeni katılımlar oluyordu. Eğitim enstitüsünde olan kadın arkadaşlarla da ilişki geliştirmişti, orada da bir hareketlilik vardı.

SAKINE GENCLIK YILLARI 2Bir süre sonra Sakine arkadaş eğitim çalışmalarına başladı. Tüm bunları büyük bir gizlilik içerisinde yapıyoruz. İlk eğitim çalışmamızı dayımların (Mehmet Karasungur) evinde yaptık. Eğitimi belli bir disiplin içerisinde yapıyorduk, sonuç da alıyorduk. Sakine arkadaş yalnız teorik bilgiler vermiyordu, aynı zamanda nasıl oturup kalkacağımızı, üslubumuzun nasıl olması gerektiğini tek tek anlatıyordu. “Halk örgütlenmesine özen göstermeliyiz, duruşumuzla, oturuşumuzla ve kıyafetlerimizle onlara ters düşmemeliyiz, halkın sempatisini kazanmalıyız. Devrimler halk olmadan yürümez, halkı yanımıza alarak mücadelemizi büyütebiliriz” diyordu. Onun söyledikleri bizim için talimattı. Çünkü hepimiz ne öğrendiysek ondan öğrenmiştik. Sakine arkadaş bir sabır abidesiydi. Zaman zaman tökezlediğimizde ya da ailelerimizin baskılarından bunadığımızda hemen devreye girer, bize karşı bir pamuk kadar yumuşak olurdu. Böylesi yumuşak bir yanı vardı, fakat bir de düşüncelerinde ve örgütüne karşı başkalarıyla giriştiği tartışmalarda bir kaya kadar sert olurdu, asla taviz vermezdi.

Birlikte eve dönüyoruz. İçeri girdik, annemin yüzü bir karış. Sakine arkadaş “ne oldu bibi” dedi. Annem “sen diyeceksin Sakine, senin çantanı karıştırdım evlilik cüzdanını buldum. Sen evliymişsin. Neden bunu bana söylemedin” diye sordu. Annemin söyledikleri karşısında hepimiz şaşkına döndük. Sakine arkadaş sakin bir şekilde “biz anlaşamıyoruz, ayrıldık. Fikirlerimiz farklı, henüz boşanmadım ama boşanacağım” diye yanıt verdi anneme. İçimden “helal olsun. Kendi düşüncesi için eşinden ayrılıyor, herkes bunu yapamaz” diye geçirdim. Sakine arkadaşa hayranlığım bir kat daha arttı. Tabii annem ikna olmuştu. Annemin merakı yüzünde Sakine arkadaş deşifre olmuştu. Dayım bir süre sonra Sakine arkadaşa bir ev tuttu. Sakine arkadaş kendi evine yerleşti. Arkadaşlar ekonomik sıkıntılarla boğuşuyorlar. Daha çok evli arkadaşların üzerinden ekonomik sıkıntılar giderilmeye çalışılıyor. Neredeyse bütün yük evli arkadaşların omuzlarında. Herkes birbirinin kıyafetini giyiyor, lokmalarını paylaşıyor.  Çok zor koşullardı ama azim ve mücadeleye olan inanç tüm bu yetmezliklere rağmen daha da büyüyordu. Sakine arkadaş bütün bu sıkıntılar karşısında asla yılmıyordu, heyecanla çalışmalarına devam ediyordu. Sıfırdan başlıyordu, sabırla ilerliyordu. İlk görüşte herkesinin dikkatini çekmesini biliyordu. İnsanların sevgi ve saygısını kazanan, cesur yürekli biriydi. Ne istediğini biliyordu ve düşüncelerinden asla taviz vermiyordu. Halkı esas alan muazzam bir devrimciydi. Sakine arkadaş Bingöl’de başarabildiklerini başarmış ve bir gün çıkıp gitmişti. Bingöl’den gidişi bizler için çok üzücüydü. Ama başka görevlerin onu beklediğini biliyorduk. Ardından 80 darbesi oldu. Sakine arkadaşın yakalandığını, Diyarbakır zindanında olduğunu, çok ağır işkenceler gördüğünü, fakat hiç pes etmediğini, mühtiş bir direnme gösterdiğini duyduk. Böyle güzel bir insanla bunları yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum. Sakine arkadaşın katledilmesi beni ciddi anlamda sarstı çünkü barışı görmeyi en çok hak edenlerden biriydi. Onu sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.