Biz Demokratik Konfederalizm nesliyiz!

- Dilar DİRİK
284 görüntüleme

Dünyadaki devrimlerde, radikal değişim dönemlerinde, yeni çağların yaratıcı çıkışlarına gençlik her zaman kalıcı ve sağlam bir damga vurmuştur. Genç olmak, dinamik ve enerjik olmaktır, geleceğin gücü olmak demektir. İktidarı sorgulamak, eski kalıpları kabul etmemek, ezbere gelenekleri kırıp atmak, gerici ve muhafazakâr anlayışlara meydan okumak, hayatı daha güzel, doğru ve iyi kılan alternatifleri arayıp uygulamayı istemek demektir gençlik. Bu nedenle devlet sistemSPAIN-EDUCATION-DEMOi, özellikle yaşadığımız kapitalizm çağında gençliğin iradesini kırıp ‘disiplin’ altına almak, onun hareketlerini ve düşüncelerini kontrol altında tutmak için başta “eğitim sistemi” olmak üzere ekonomiden sanata kadar hayatın her alanında gençliğe karşı savaş ilan etmiştir.

Çelişkilerin tuzağına düşen gençlik

Mevcut kapitalist sistem, insanları sistemin bir kölesi haline getirirken gençliğe de güçlü bir darbe vuruyor. Tüketimin yüceltilmesinden perspektifsiz ve yüzeysel bakış açılarının geliştirilmesine kadar, gençliğin radikal duruşunu uyuşturmak için müthiş bir saldırı altında bulunuyoruz. Mevcut statükonun güvenliğini sağlamak için ona karşı çıkabilecek kuşakları iradesizleştirmek kadar kurnazca bir yöntem olabilir mi?

Günümüzde dünyada ve kendi çevrelerinde olanlardan habersiz ve dahası ilgisiz kalan, tüketim kültürüne özenen, sadece cinsellikle kurulan ilişkilerin arayışında olan, gerçeklerin çok uzağında yaşayan ve bu yaşamın sonucu olarak özünde çok yalnız, kırgın, solmuş ve soğumuş bir gençlik gerçeğini görebiliriz. Bu çelişkili yaşam ne yazık ki Avrupa’da yaşayan, Avrupa’da doğup büyümüş Kürt gençlerini de tuzağına düşürmüş durumda. Kürt gençliği radikal bir çıkış yapma imkânına sahipken çoğu zaman yanlış yöntem ve bakış açılarından kaynaklı bu çelişkiler kimlik krizlerine, çarpıtılmış yaşam tarzlarına, pasifleşmeye neden olmaktadır.

Bu bunalımı diasporadaki Kürt gençlerinin hemen hemen hepsi yaşadığını söylemek yanlış olmaz. İki dünya ve kültür arasında kalan, derdini kimseyle paylaşamayan, özenti içinde kendisini kaybeden ve kendisi olmaktan vazgeçen bu pasif-agresif gençlik bitkisel yaşamdan sadece bir adım uzaktır. Çelişkilerine meydan okumayan, hayattan elini eteğini çekmiş bir pasiflik ve boş vermişlikle yaşayan gençleri, tarihteki devrimlerde, radikal değişimlerde çoğu zaman öncü rol oynayan gençlerle bir tutabilir miyiz?

Çelişkiden devrimci gücü çıkarmak

Halbuki çelişkiler aynı zamanda içinde çözüme yönelik arayışı, merakı ve yaratıcı dinamiği, devrimci bir potansiyeli de barındırır. Çelişki aynı zamanda kendi öz gücümüze dayanarak, kendi çözümlerimizi yaratmaya teşvik eder. Çelişkili olmak dünyamızdaki diyalektik ilişkileri çözümleme potansiyelimizi güçlendirip farklı yöntemleri sentezleyerek özgürlüğe dayanan çözümler yaratmak için çok yoğun bir enerji taşır. Peki, çelişkileri olumlu yönlere taşıyıp yeni dünyalar kurabilir miyiz? Bunun yöntemi ne olabilir?

Kapitalist sistem, ekonomik alanda talan ve sömürgeciliğe başvurmadan önce zihinlere sızar ve parazit gibi içimize yerleşerek duygu, düşünce, hayal ve umutlarımızı kemirir. Kapitalizmin en büyük saldırısı insanları anlamsız, önemsiz ve iradesiz kılmaktır. Bundan dolayı da kapitalist sistemin manevi hırsızlığı ve yalanlarına karşı en güçlü öz savunma mekanizması özgürlükçü bir paradigmadır.

Önderliğin yolunda yetişen nesil

genclik-onderlikDevlet sistemi,  iktidarcı ve gerici, elinde sopa sallayan köhnemiş bir sistemdir. Kapitalizm ise bir eliyle harçlık veren, öteki eli ile dayak atan bir baba gibidir. Devlet sistemi ve kapitalizmin kadın ve gençlere düşmanlıkta birleşir. Bu sisteme karşı geliştirilecek direniş yöntemi örgütlülük, alternatif eğitim ve özgürlükçü bir yaşam anlayışıdır.

Kürt Halk Önderi A. Öcalan’ın dünyaya sunduğu demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmaya dayanan Demokratik Konfederalizm sistemi ve demokratik ulus çözümü, Kürdistan Özgürlük Hareketi tarafından her yıl daha fazla kendini aşarak yaşama geçiriliyor. Paradigma değişikliğinin günümüzdeki Kürt gençlerini nasıl etkilediğini çok daha iyi araştırmak gerekir. Günümüzün Kürt gençliği devletçi, dogmatik ve eski kalıplar ile değil, tam tersine Kürt Halk Önderi A.Öcalan’ın sunduğu radikal bir paradigma ile yetişti ve yetişiyor. Elbette bu durum düşünce, duygu, davranış ve örgütlenme tarzını olumlu bir şekilde etkiliyor. Diyebiliriz ki Demokratik Modernitenin sunduğu zihniyet aslında tam da gençliktir.

Demokratik Konfederalizm paradigması, öncülüğü kadınlara ve gençlere vermiştir. Çünkü devrimci bir sistemin sol kolunda ancak onlar yer alabilir. Faşizan sistemlere baş kaldırırken aynı zamanda mücadelenin iç demokrasisini de onlar sağlıyor. Küçük yaşlardan itibaren okul, medya, aile ve ekonomi alanlarında kapitalist devlet sisteminden ürkütülmüş gençliğin ruhu tam da yerel yönetim, yani radikal demokrasinin komünal çözümleri ile uyumludur. Demokratik Konfederalizm,  bu nedenle gençleri harekete geçmeye, yeni bir yaşamı kurmaya çalışır.

Kendini bulmak ve yeniden inşa etmek

Bireyciliği sonuna kadar teşvik eden kapitalist sistem, aynı zamanda paradoksal bir şekilde kişisizlikleşmeyi ve kimliksizleşmeyi geliştiriyor. Bu kimlik krizinden çıkarak kendimiz olabilmemiz için de yeni bir kimlik ve varlık tanımına ihtiyacımız var. Özellikle kadınlar ve gençler, en başta ama genç kadınları olarak buna ihtiyacımız var. Kimliksizliğin karanlığına düşmüş olan diasporalı Kürt gençliği, demokratik ulus konseptinde kendisini yeniden bulup, inşa ederek güçlendirebilir.

Kürdistan’ın dört parçası diasporada birleşiyor

Çelişkilerimizi olumlu yönlere çekme konusuna dönelim. Diasporada yaşayan Kürtler, Kürdistan’ın dört parçasından gelen, farklı din, dil ve lehçeden, farklı ve çeşitli yerel kültürleri kendileriyle birlikte diasporaya taşımış olan bir topluluk. Öyle ki Avrupa’da Müslüman Kürtler, aşure yapıp Alevi Kürtlere dağıtıyor; Aleviler Êzîdî Kürtler’in kültürü ile kendilerini eğitiyor; Êzîdîler, Müslüman Kürtleri direniş ve mücadele içinde yanlarında hissediyor. Kürdistan’ın dört parçasından böyle bir ulusal sentezin oluşması şimdiye kada sadece özgür dağlarda gerçekleşmiştir. Ama şimdi memleketten uzak bir yerde Kürt diasporası yeni bir kültür kuruyor, bunu da ilkel milliyetçi veya basit ulus kavramlarına dayanarak değil, ortak değerleri besleyerek, örgütlenerek ve yeni bir yaşam inşa ederek, meclislerinde, derneklerinde, evlerinde, festivallerinde yapıyor. Belki ülkede Urfalı bir genç kolay kolay bir Urmiyeli genç ile tanışamaz ama bugün, ortak değerleri paylaştıkları için eylemlere giden Avrupa’daki iki genç yan yana oturup tartışabiliyor. Demokratik Ulus’un koşulları ve zemini aslında kapitalizmin göbeği olan Avrupa’da uygun olmasının belki de çok tarihi bir anlamı vardır.

Tarihi direnişle yeniden doğum yaşanıyormanset

Kürt Halk Önderi A.Öcalan’ın savunmalarında bahsettiği gibi tarihteki ilk komplo; tecrübeyi temsil eden yaşlı-erkeğin, dini iktidarı temsil eden şaman-erkek ve gücü temsil eden asker-erkek ile yaptığı anlaşmadır. Kadına karşı başlatılan ve resmi uygarlığın belkemiği olan bu tarihi ittifak aynı zamanda gençliğe karşı bir yıkım anlamını taşıyordu.

Avrupa’nın anlamsızlaştırdığı bir gençlik anlayışına karşı Kürdistan’daki tarihi direniş, yeni bir gençlik duruşunu sergiledi. Akıllı telefonlara genel geçer modaya bağımlı olan, kapitalizme köle olmuş gençlik anlayışına zıt bir şekilde Kuzey Kürdistan’da örgütlenen YPS ve YPS-JIN birimleri onurlu yaşamın öz savunması oldu ve kapitalizm ile ulus devlete karşı barikat kurdu, hendek kazdı.

Şimdi Avrupa’da Rojava devrimi şahsında ve özellikle tarihi Kobanê direnişi ile birlikte yeniden canlanan ve kendisini anlayan bir Kürt gençliği söz konusudur. Kendi varlıklarının, kimliklerinin ve iradelerinin Avrupa’nın demokrasilerinde bile tanınmadığını gören Kürdistanlı gençler, Rojava devrimi ve özellikle YPJ’nin mücadelesi ile muazzam bir öz güven kazandı. Kendilerini dünyanın en çirkin ve karanlık sistemlerine karşı savaşmak için feda eden Arîn Mîrkan gibi gençlerin şahadetine şahit olan bu gençlik, yeniden doğmuş gibi oldu ve Şengal, Kobanê ve Kuzey Kürdistan’ın direnişini selamlamak üzere Avrupa’nın meydanlarını işgal etmeye başladı. Avrupa’nın en örgütlü, cesur, politik ve iradeli gençliği Kürt gençliği olduğu kuşku götürmez bir gerçektir.

Kapitalizmi yaşamayan ve yaşatmayan bir Kürt gençliği, siyasi potansiyelinden dolayı da Avrupa’da kriminalizasyon politikaları ile boğdurulmak isteniyor. Ama her şeye rağmen sokaklarda eyleme çağıran, okullarında pozitivist bilimleri, oryantalizm ve toplumsal cinsiyetçi bakış açılarını eleştiren ve aile içindeki iktidarlara meydan okuyanlar ve yaşamın her alanında örgütlenenler yine Kürdistanlı gençlerdir.

Dünya krizini sosyal, politik, ekonomik, ekolojik, eğitimsel, kültürel yanlarıyla daha bütünsel bir yöntemle çözümleyebilmek için genç ve yaratıcı bir ruha sahip olmak lazım. Mücadele mirasını devralan Kürdistanlı gençler, onlara karşı kurulan her tür engel ve girişime rağmen bu tarihi rollerini oynamaya hazırlar. Bunu da mevcut sisteme karşı çıkabilecek kadar güçlü bir paradigma ile yeni bir modernite anlayışıyla yapabileceklerini biliyorlar.

En son Avrupa’dan özgürlük mücadelesine katılan ve ülkelerinde ölümsüzlüğe ulaşan Lecwan Munzur (Adil Sünger) ve Çekdar Botan (Ruhat Tabak) bu durumu iyi anlayan iki arkadaştı. Onların anılarına laik olabilmek ancak gençlerin eliyle kurulan özgür, onurlu, doğru ve güzel bir yaşamın inşası ile gerçekleşebilir.