Çocukluğundan göç eden çocuklar

- Newaya Jin
316 görüntüleme

GREECE-MACEDONIA-EUROPE-MIGRANTSYeryüzünün en masum varlıkları, fakat büyüklerin o kötü dünyasının yol açtığı cehennemde canı en fazla yananlar… Yıkımlarla, kurşunlarla, göç yollarında ve açlık ile sınanıyorlar. Çoğu can veriyor, yaşam şansı bulanlar ise en onanmaz yaralarıyla geleceğe ulaşmaya çalışıyor. Yüzbinlerce çocuk savaş ortamlarında vahşice katlediliyor, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle ölüyor, sakat kalıyor, cinsel şiddete uğruyor ve ailelerinden koparılıyor. Özellikle Ortadoğu coğrafyasına bir kader gibi dayatılan ve silahları pazar bulabilsin diye başlatılan egemenlerin savaşında, milyonlarca çocuk yüreği mağdur oluyor.

21. yüzyılda savaştan kaynaklı göçlerle birlikte yayınlanan veriler ciddi bir mülteci dramına işaret ediyor. Ulus devletlerin göbeklerini daha fazla büyütme uğruna kalkıştığı 3. dünya savaşı gerçeğinde daha fazla çocuk öldürülüyor, daha fazla işkence ve açlık yaşanıyor.

Özellikle yaşanan göç dalgası boyunca birçok çocuk kayboluyor. Avrupa’daki kayıp göçmenlerle ilgili ilk kez veri açıklayan istihbarat birimi Europol, son 2 yılda 10 binin üzerinde göçmen çocuğun AB ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu açıkladı. Göç ile gelen çocukların kayıtlarını yaptırdıktan sonra izlerini kaybettirdikleri ve bu çocukların kimi şebekeler tarafından cinsel istismar ağlarında çalışmaya zorlanabileceği belirtiliyor.

Göç sırasında çocuklara daha fazla duyarlılık gösterilmesine dikkat çeken uluslararası sivil toplum kuruluşu Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children) ise yaptığı bir araştırmada sadece 2015 yılında 26 bin civarında çocuğun Avrupa ülkelerine yanlarında anne ya da babaları olmadan geldiğini açıklıyor.

87 milyon çocuk çatışma bölgesinde

Göç dalgası ile ülkelerinden kopan çocukların dışında bir de çatışma alanlarında kalan ve en korkunç savaş sahnelerine tanıklık eden çocuklar var. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya çapında 7 yaşından küçük 87 milyon çocuğun çatışma bölgelerinde yaşadığını açıkladı. UNICEF yetkilisi Pia Britta, kriz koşullarında yaşayan çocukların fiziksel tehlikelerin yanı sıra derin duygusal hasar riskiyle de karşı karşıya olduğunu söylüyor.NYHQ2015-2203

75 milyon çocuk eğitimden yoksun

UNICEF’in raporuna göre Suriye’de beş yıl süren savaş nedeniyle 6000 okul kullanılamaz hale geldi, çatışmaların yaşandığı Doğu Ukrayna’da da her beş okuldan biri ya hasar gördü ya da yıkıldı. Raporda, “Büyük ayaklanmalar sırasında okullar çocuklara güvenli alan ve hayati öneme sahip bir düzen sağlasa da, kriz dönemlerinde çocuklar özellikle eğitimden yoksun bırakılma riskiyle karşı karşıya” diye belirtiliyor. UNICEF, eğitimin çocuklara kendi hayatlarını ve kendi ülkelerini yeniden inşa etmeleri için yapı taşları verdiğini vurguluyor.

2,4 milyon Suriyeli çocuk mülteci var

UNICEF raporlarında ayrıca, Suriye ve civarındaki ülkelerde 8,4 milyon Suriyeli çocuğun insani yardıma ihtiyaç duyduğunu ve uluslararası yardım planlarının yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Raporda iç savaş sırasında 3,7 milyon çocuğun doğduğu, bu rakamın Suriyeli çocukların üçte birini oluşturduğu ve hayatlarının “şiddet, korku ve göçle şekillendiği” vurgulanıyor.

UNICEF geçen yıl 400 çocuğun öldürüldüğünü duyururken, BM rakamları ülkedeki iç savaşta Nisan 2014’ten bu yana en az 50 bin kişinin hayatını kaybettini gösteriyor.

4,8 milyon Suriyeli mültecinin büyük bölümü Türkiye ve diğer komşu ülkelerde, sadece sekizde biri ise Avrupa’da bulunuyor.

Halep’e dönmek isterdim…”

“Savaşın kolları uzundur. Öylesine uzun ki, savaş bittikten sonra bile kurbanlarını almaya devam ediyor” diye yazar Martin Kessel bir kitabında.

Evet, savaşlar bitse dahi ne yazık ki savaşların yarattığı travmaların etkileri yıllarca sürebiliyor. Savaşın etkileri kişiliğinizi değiştirebiliyor, ilişkilerinize yansıyabiliyor, uykularınızı bir ömür boyunca bölebiliyor. Göç etmek, göç yollarında insan onurunu zedeleyen uygulama ve koşullarla karşılaşmak ve daha da ötesi doğup büyüdüğün, binlerce anı biriktirdiğin topraklardan kopmak ağır duygusal sonuçları olan bir durum.

Ahmad bir göç çocuğu. Bir gazeteci soruyor kendisine, “kuş olsan, nereye uçmak istersin” diye. 10 yaşındaki Ahmad, sokaklarına şen kahkahalar bıraktığı, arkadaşlarıyla oynadığı o yeri söylüyor: “Halep’e dönmek isterdim…”

Ahmad Halep’i unutamıyor, Halep Ahmad’in düşlerinde…