Dağlarda çoğalan SARA

- Dicle AMED
271 görüntüleme

Paris Katliamı sonrası gerilla saflarına katılan ve Sara ismini alan gerillalar: “Sara’nın yılmaz neferi olmak istiyoruz. 

 

Tarih ne kahramanları unutur ne de unutulmasına izin verir. Nasıl ki Rozalar, Claralar, Besêler, Zarifeler tarihe adlarını yazdırıp kadının yarattığı yaşam nehrinde akmaya devam ettilerse; bugün de Sara, Rojbin ve Ronahîler tarihe adlarını yazıp, tarihin kendisi oldular.

Sara bitmez tükenmez bir aşk olduğu için yaşamaya devam ediyor. Dilden dile destan, insandan insana yaşam bağı oluyor. Bu yaşam bağının bir parçası olan kadın gerillalar da Sara yoldaşın ismini taşıyarak ona yeniden can veriyor, kendileri de bu kutsal isimle can buluyor.

Tarihe, ‘Paris Katliamı’ olarak geçen ve üç özge canı bizden koparan 9 Ocak 2013’ten sonra gerilla saflarına katılan kadın gerillalar neden Sara ismini aldıklarını ve bu ismin yarattığı heyecan ve duyguyu bizimle paylaştılar.

‘Sara ismini almak zor bir karardı’

Sara Amed (2)Sara (Amedli) Her şeyden önce Sara, Ronahî ve Rojbin yoldaşları şahadetlerinin yıldönümünde saygıyla anıyorum.  Sara yoldaşın ismini almak benim için oldukça zor bir karardı. Neden zordu? Çünkü bu yalnızca bir ismi almak değil bir sorumluluğu da almaktı. Yılların birikimi olan bir mücadeleyi üstlenmek ve bunun ardılı olmak oldukça zor bir durumdu. Buna rağmen bu ismi almak istedim. Çünkü onların ardılı olmak, başlattıkları mücadeleyi sürdürmek istiyorum. Sadece Kürt kadınlarının değil, tüm dünya kadınlarının öncüsüdür Sara yoldaş. Çünkü kadının yok edilmek istendiği, görmezden gelindiği bir zaman diliminde, yükselen bir ses ve yol gösterici olmuştur. Kimsenin atmaya cesaret edemediği adımları kararlı ve yürekli bir şekilde atmıştır. O, bizler için bir idol, bir semboldür. Onun ismini taşırken, mücadelesini devam ettirmek ve bunun yılmaz bir neferi olmak istiyorum.

‘Cenaze töreninde kararımı verdim’

Sara DersimSara (Dêrsîmli)  Sara, Ronahî ve Rojbin yoldaşları şahadetlerinin ikinci yıldönümünde minnetle anıyorum. Ben de tıpkı Sara yoldaş gibi Dêrsîmliyim. Bu yüzden onun ismini almış olmam ben de çok farklı duygulara yol açıyor. Onun büyüdüğü topraklarda büyümüş olmam, içtiği sulardan içmiş ve soluduğu havayı solumuş olmam bende çok müthiş bir heyecan yaratmaktadır. Ben de tıpkı Sara yoldaş gibi Kürt – Zaza çelişkileri içinde büyüdüm, fakat onun kadar erken özgürlük mücadelesi ile tanışmadım. Bir süre Türk solu içerisinde kaldıktan sonra Kürt Özgürlük Hareketi’ni tanıdım. Katılım kararımı ise Sara yoldaşın şahadetinden sonra verdim. Cenazesi Dêrsîm’e geldiğinde düzenlenen törene katıldım. O tören öylesine muazzam bir törendi ki, insanın etkilenmemesi mümkün değildi. O an kararımı verdim. Bu mücadele asla yarım kalmamalı, zafere ulaşana kadar dalga dalga devam etmeliydi. Aslında ben, Sara yoldaşı tanırken tüm kadınları hatta bir bütün insanlığı tanımaya başladım. Çünkü o, öyle bir mücadele ve kavga dolu bir yaşam yaratmıştı ki, yarattığı bu yaşamda tüm insanlığı tanımak mümkündü.

Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin yaşam içerisinde somutlaşan gerçekliğini onun mücadelesinde görmek mümkün. Aslında Sara’ya bağlılık biraz da budur. Bu yüzden ben kendimi sadece onun ismini almış bir gerilla olarak görmüyorum. Ben ve benim gibi Sara ismini almış tüm kadın gerillalar aslında bir mücadeleyi devralmış durumdayız. Bu bizim için tarihsel bir sorumluluktur.  Sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizde ve zafere ulaştığımızda onun adına layık olmuş olacağız.

‘İsmini taşımanın ağırlığıyla yürüyorum’

Sara AmedSara (Amedli)  Aslında Sara arkadaşın ismini daha gençlik çalışmalarındayken duymuş, merak etmiş ve araştırmıştım. Kürt ulusal mücadelesinde, kadın ve insanlık mücadelesinde yarattığı değerler bende bir hayranlık uyandırmış, onu hep daha yakından tanımak istemiştim. Belki Sara yoldaşı birebir tanıma ve görme şansına erişemedim ama yalnızca resimlerindeki asalet ve duruşu bile ondan etkilenmeme yetmişti. Şahadetini duyduğum zaman çok derin bir üzüntü yaşadım ama bunun yanında katliamı gerçekleştirenlere de müthiş bir öfke duydum.

Bu katliam bir intikam saldırısıydı. Sara yoldaş şahsında mücadele yürüten tüm kadınlardan intikam alınmak isteniyordu. Sistem, onun başlattığı mücadeleyi darbelemeyi, özgür kadını yok etmeyi hedefliyordu. Düşmanın belki de bir bütün sistem güçlerinin tarih boyunca unuttuğu ya da unutmak istediği bir şey var, o da kahramanların hiçbir zaman ölümle yok olmayacağı gerçeğidir. Bir binleşir, yürekler yekleşir ve tarihin yaşam nehrine akar. Ben de bu tarih nehrinde yer almak ve Saraların başlattığı özgürlük akışını sonsuzluğa ulaştırmak için özgürlük dağlarına yol aldım. Şimdi bu güzel dağlarda Sara yoldaşın ismini taşımanın yarattığı ağırlıkla yürüyor ve mücadele ediyorum. Onların başlattığı özgürlük savaşını asla yarıda bırakmayacak, kadının kesinleşen zaferine kadar devam ettireceğiz.